Kocaeli’de limanlar büyüdükçe  işçilerin yaşamı daralıyor

Kocaeli’de limanlar büyüdükçe işçilerin yaşamı daralıyor

Gözde Tekin, Liman işçileriyle Kocaeli'de limanların çoğalması ve büyümesinin hayatlarına nasıl yansıdığını konuştu.

Gözde TEKİN
Kocaeli

Kocaeli sakinlerinin Körfez sahiliyle olan bağlantısı gün geçtikçe azalıyor. Yaklaşık 130 kilometrelik sahil şeridinin büyük bir kısmında fabrikalar ve 30 kadar liman yer alıyor. Yeni liman projeleri ise sırada bekliyor. Peki bu hızlı büyüme limanlarda çalışan işçilere nasıl yansıyor? Bunun için liman işçileriyle konuşuyoruz. İşçilerin kimiyle balık tutarken, kimisiyle kahvede, kimisiyle evinde bir araya geldik. Bu görüşmelerden de ortaya çıkıyor ki Türkiye ekonomisinde önemli bir yer tutan limanlar genişlemeyi sürdürürken, taşeronlaştırmayla da birlikte liman işçilerinin çalışma ve yaşam koşulları hızla geriliyor. İşçiler koşullarını düzeltmek için sendikalaştıklarında ise işten atma ve baskılarla karşılaşıyor. Oy verdiği AKP’den yardım istemek için milletvekilini arayan bir işçinin aldığı “Sendikaya üye olurken bana mı sordun, işveren ne diyorsa onu yapacaksın” yanıtı ise patronların kimden cesaret aldığını gösteriyor. 

‘KENDİME ZAMAN AYIRAMADIM’

Liman İşçisi Mehmet 35 yaşında. Limanlarda çalışmaya 12 yaşında başlamış. “Okul harçlığımı çıkartırım” diye başladığı meslek hayatında 23 yılı geride bıraktığını söylüyor ve devam ediyor: “O yaşta limana girmek yasak olduğu için kamyon kasalarının arkasında saklanarak limana giriş yapıyorduk. Önce sapan bağlamayı öğrendik; baktılarki işi öğreniyoruz, vincin tepesine çıkardılar. Sonra bir baktım vinç operatörü olmuşum. O gün bugündür limanlarda çalışıyorum. O yaşta para kazanmak, bir makineyi kullanabilmek çok cazip geliyor insana ama zaman geçtikçe işlerde değişti tabi.” Mehmet, limanların yeni yeni kurulmaya başladığı, vinç operatörlerinin sayısının az olduğu yıllarda mesleğe başladığı için Kocaeli’de çalışmadığı liman kalmamış. Bu yüzden de bir solukta bütün limanların adını sıralıyor. İşten fırsat buldukça mahalledeki Anadolu Gençlik Derneğine uğradığını, orada çay içip muhabbet ettiklerini, onun dışında çok fazla kendisine zaman ayıramadığını anlatıyor.

‘O İŞÇİLERİN SENDİKASI VAR, SENİN YOK’

Son olarak çalıştığı Efesanport limanında yaşadıklarını aktarıyor Mehmet: “Liman yeni kurulduğunda işe başladım, işe başlarken işveren bir sürü vaat verdi. ‘2 ay dişinizi sıkın sonra maaşlara zam, 3 ayda bir de ikramiye vereceğiz’ diye diye bizleri çalıştırdı. Baktım olacak gibi değil işverenin yanına gittim ‘Sizin grubunuza bağlı fabrikalar da var, fabrikalarda çalışan işçilerinizin ikramiyesi var. Sosyal hakları var. Limandaki işçinize neden vermiyorsunuz’ dedim. İşveren de bana dedi ki ‘Çünkü oralarda sendika var. O işçiler sendikalı.’ İyi o zaman biz de buraya sendikayı sokarız dedim, zaten ne olduysa ondan sonra oldu. O konuşmadan sonra ben ve arkadaşlarım Liman-İş Sendikasına üye olduk. Bu arada tabii işverenin her türlü baskısına maruz kaldım ve işten atıldım. Liman işi zor, vardiyan düzensiz, sosyal yaşamın kalmıyor. Ben işyerinde yaşadığım bu sıkıntılardan dolayı hamile olan eşimi doğru düzgün hastaneye götüremedim. Bebeğimizi kaybettik. İşten atılınca eşim babasının evine döndü. Şimdi ayrı yaşıyoruz, ben bu süreçte kendi babamı kaybettim. Diyebilirim ki patronlar için işçilerin hayatıyla oynamak çok kolay.”

‘İŞVEREN NE DİYORSA YAPACAKSIN’

Evyaport Limanında çalışan ve sendikalaştıkları için işten atılan bir işçiyle yan yana geliyoruz bu kez. “Ben daha önce 6 yıl Arçelik LG’de çalıştım, sonra limana başvurdum. Fabrika ile liman arasında çok büyük fark var. Fabrikadayken iyi de olsa, kötü de olsa sendikalıydım. Limanda çalışırken hafta sonu izin günümde bile izin istiyordum. ‘Sana mesai yazdıysak gelmek zorundasın, gelemeyeceksen de yerine birini bulacaksın’ diyorlardı. Üst üste gece vardiyasında çalıştığımız haftalar da oluyordu. Ben bütün bu koşulların değişmesi için bireysel olarak sendikaya üye oldum ve içeride çalışma yürütmeye başladım. Sonra başka arkadaşlarla bu işi sürdürdük. Bu süreçte bir sürü hatalar, yanlışlar oldu. Sendikanın eksik bıraktığı yerler de oldu. İşten atıldıktan AKP’li bir vekili aradım. Neticede ben de bu partiye oy verdim. ‘Bizlere destek olun’ demek için aradım. Vekil bana ‘Sendikaya üye olurken bana mı sordun, işveren ne diyorsa onu yapacaksın’ deyince bende film koptu. Anladık ki bizim vekilimiz değiller.”

LİMAN PATRONLARI İŞÇİLERİN SENDİKALAŞMASINDAN KORKUYOR

Liman-İş Sendikası

EVYAPORT Limanında çalışmaya devam eden bir işçiyle bir araya geliyoruz. “Dubai Port Limanı açıldıktan sonra Evyaport’tan oraya giden işçiler oldu. Limanın kapasitesi daraldı. Sonrasında da sendikalaşmadan dolayı atılan arkadaşlarımız oldu. Limanda çalışma koşulları ağır, Dubaiport açılana kadar bizim orada da öyleydi; vardiyalar düzensiz, sosyal bir yaşamımız yoktu. Biz bu yüzden sendikalaşma ihtiyacı hissettik. Sendika yasal bir hak olmasına rağmen suçmuş gibi bakılıyor” dedi. 
2 yıldır Dubai Port’ ta çalışan bir başka işçi ile mahalledeki çay ocağında yan yana geliyoruz: “Yeni işler, yeni gemiler var. Sürekli mesai yazılıyor. Normalde kapalı olan kapılar, her pazar açık. Bu yüzden de işçi alıyorlar ama kadroya değil taşerona. Limanın büyük bir bölümünü 12 saat çalıştırıyorlar. Girerken verilen vaatler unutuluyor. İşçiye ‘3-5 yıl dişinizi sıkacaksınız’ diyorlar ama bir taraftan da beklentimizin çok üstünde iş alıyoruz diyorlar. Bu yoğun tempolu çalışmaya rağmen verdikleri zamlar da dengesiz. Kime, neye göre zam verdikleri belli değil. Yemekler kötü, geçenlerde başka bir vardiyada yemekhanede eylem yapan arkadaşlar olmuş ama birbirimizden haberimiz yok. İşten çıkınca vardiyalar uyuyorsa mahalleden arkadaşlarla zaman geçiriyoruz. Zaten yorgun oluyorsun, çok bir şey yapmaya da halimiz kalmıyor.”

TAŞERON İŞÇİNİN HALİ DAHA VAHİM

Dubai Port, liman sektöründe kadın işçilerin yoğun çalıştığı limanlardan biri. Görüştüğümüz kadrolu bir kadın işçi “İşveren temsilcileriyle yapılan toplantılarda haksızlıkları dile getiren arkadaşlarımızı işten atıyorlar, taşeronlaştırma arttıkça bizim de iş güvencemiz elimizden alınıyor. İşten atmak için bahane arıyorlar, kimsenin bir güvencesi yok, kadrolu olmamızın da bir anlamı kalmıyor. Bu da bizim üzerimizde bir baskı oluşturuyor” diye konuştu. 
Dubai Port Limanında taşeron olarak çalışan bir işçi ise kendilerine dayatılan çalışma koşullarını şöyle anlattı: “Son teknoloji ile çalışan bir limanda işçilerin özellikle de taşeronların hali vahim. Taşeron işçilerin kadroya alınır mıyım umudu var, kadrolu işçinin de işimden olur muyum korkusu var. Mesai ücretlerini eksik yatırıyorlar. Kadrolu işçilerin bile eksik yatırılırken, taşeronun halini siz düşünün. Aynı işi yaptığımız halde aldığımız maaş daha az. Yarınının ne olacağı belli değil. Taşeron işçilerin üstünü giyinebileceği yer bile yok. Liman bizim emeğimizle büyüyor ama işçisine değer vermiyor. Dubai Port bilinçli olarak taşeronu arttırıyor, Evyaport’ta yaşanan sürecin burada da yaşanmasını istemiyor. İşçilerin bir araya gelmesinden, sendikalaşmasından korkuyorlar.”

SENDİKALAŞMA KIYIMI

EVYAPPORT Limanı, Dubai Port Limanının faaliyete geçmesiyle birlikte iş hacminde daralmaya gitti. Bu dönemde işçiler Liman-İş Sendikasında örgütlenerek sendikalaşmaya başladı. İşverenin bu durumdan haberdar olmasının ardından 22 işçi işten atıldı. Bu yılın mayıs ayında ise daralma gerekçesiyle yaklaşık 80 kişinin daha işine son verildi.

LİMANDAN EMEKLİ OLAN İŞÇİ SAYISI ÇOK AZ

Liman işçisi

İşçiler kuruluş aşamasında olan bir limanda işe başlayacaklarında her iş yerinde olduğu gibi işverenlerin bolca vaat verdiğini ama işe başladıktan sonra o vaatlerin unutulduğunu belirtiyor. Limanlarda yük taşımak için kullanılan makinelerde uzun süreli ve aynı pozisyonda çalışmanın bir sonucu olarak bel fıtığı boyun fıtığı gibi meslek hastalıklarının genç yaştaki işçilerde de çok yaygın olduğunu görüyoruz. İşçiler bu durumu, “Belki bir fabrikadan emekli olma ihtimaliniz az da olsa vardır ama limanlardan emekli olan işçi sayısı bir elin parmağını geçmez, ya sakat kalırsın ya da kısa sürede çalışamaz hale gelirsin” diyerek özetliyor.

‘SENDİKAL ÖRGÜTLENMENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI İKTİDAR, SENDİKALAŞMAYI YASAL GÜVENCE ALTINA ALMALI’

LİMAN-İŞ Sendikası Genel Başkanı Önder Avcı limanlarda yaşanan duruma ilişkin gazetemize konuştu. Avcı, “İzmir ve Kocaeli’deki limanlar önceliğimiz. Uluslararası Taşımacılık Sendikası (İTF) ile yürüttüğümüz bir proje kapsamında bu limanlarda örgütlenme çalışmamızı sürdürüyoruz. İşçi sağlığı iş güvenliği, güvencesizlik taşeron çalışma limanlarda çok büyük bir sorun. Sendikalaşmanın önünde de çok ciddi hukuki engeller var. İnsanca bir ücret ve işçi sağlığı ve iş güvenliğinin olduğu koşullarda çalışmabilmek için işçiler sendikalaşıyor, patronlar da işçinin yerini değiştirme, baskı, tehdit mobbing uygulayarak işçileri yıldırmaya çalışıyor” dedi.
Sendikalaşmanın az olmasından dolayı patronların bu alanda cirit attığını ifade eden Avcı, “Yasalar işçiyi korumuyor biz de sektördeki tek örgütlü sendikayız, kısıtlı imkanlarla örgütlenme çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu konuda iktidara düşen bir görev var, sendikalaşmanın yasal güvence altına almasını sağlamak. Avrupa  ülkelerinde ise girerken işçiden sendikaya üye olduğuna dair de bir evrak isteniyor, burada da sendikaları işyerlerine sokmamak için direniyorlar, 3. dünya ülkelerinde bile böyle bir durum yok. Arkadaşlarımız 16 saat çalıştırılıyor. Şikayet etseniz kimi kime şikayet ediyorsunuz, anında işçi kapı dışarı ediliyor. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı” diya konuştu.
Bunun sağlanamadığı takdirde limanların taşeron cennetine dönüşeceğini dile getiren Avcı, “Kocaeli’deki liman işçilerini çalışma koşullarının düzeltilmesi taşaronlaştırmanın son bulması meslek hastalıklarının ve iş kazalarının engellenmesi için sendikamıza davet ediyoruz. Karşılaştığımız sorunları aşmanın tek yolu örgütlü mücadeledir, sendikalaşmadır” dedi.

www.evrensel.net