Tüpraş'ta kâr hırsı patladı: 4 işçi yaşamını yitirdi

Tüpraş'ın İzmir'deki rafinerisinde yaşanan patlamada 4 işçi yaşamını yitirdi. Kâr hırsının neden olduğu patlamaya adım adım gelindi.

Emine UYAR
İzmir

TÜPRAŞ Aliağa Rafinerisi’nde bakım çalışması yapılan tankta meydana gelen patlamada 4 taşeron işçi hayatını kaybetti, 2 işçi ise yaralandı. İşçilerin Bergama, Aliağa, Menemen, Şakran’daki evlerine ateş düştü, geride acı içindeki eşleri ve çocukları kaldı.

Tüpraş Aliağa Rafinerisi’nde 4 işçinin can verdiği patlamaya neden olan koşullara adım adım gelindi: Hükümet Tüpraş’ı özelleştirdi, patron taşeronlaştırdı, işçiler üzerindeki üretim baskısını artırdı. İşçilerin uyarıları dikkate alınmadı. Verdikleri mücadele OHAL ile engellendi. Koç Holding kârını 11 kat artırırken, işçilere ölüm düştü.

Tüpraş Aliağa Rafinerisi'nde patlama

Koç Holding’e ait Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu TÜPRAŞ, 2017’nin ilk çeyreğindeki net kârını 11 kat artırmış olmakla gündeme gelmişti. Bu artışın ardında ise 4 işçinin can vermesine yol açan çalışma sistemi yatırıyor.

TÜPRAŞ, işçilerin tüm karşı itirazları ve direnişine rağmen 2006 yılında özelleştirildi. Özelleştirmeyle birlikte hızlı bir taşeronlaştırma süreci yaşandı. TÜPRAŞ’ta o dönem 50-100 arasında olan taşeron işçi sayısı bugün 800’e dayanmış durumda. Kadrolu işçi sayısı ise 1079. Taşeron işçiler tank bakımı, mekanik, izolasyon, elektrik gibi uzmanlık gerektiren işlerde çalıştırılıyor. Bu işçilerin işe giriş çıkış sirkülasyonu ise çok fazla.
Bu 800 işçinin bağlı olarak çalıştığı 50 dolayında taşeron firma TÜPRAŞ içerisinde cirit atıyor. İş güvenliği ve çevresel etki faktörleri nedeniyle petrokimya sektörüne getirilen yeni yönetmelik ve yasalar dolayısıyla kurulan yeni birimler, tankların bakımı ile ilgili yeni düzenlemeler var. Koç Holding yönetiminin, taşerona vermeyi tercih ettiği bu işler, uzmanlık gerektiriyor ve taşeron firmaların belge alması zorunlu. Ancak söz konusu firmalar, bu işlerde gerçekten uzman mı, gerekli belgeleri nasıl alıyorlar, belirsiz.

Tüpraş'taki patlamada yaralananlar hastaneye kaldırıldı

İŞÇİLER ÜZERİNDE BASKI VAR

Sonuçları çok ağır olabileceği için herhangi bir kaza ya da patlama riskine karşı iş güvenliği önlemlerinin en üst seviyede tutulması gereken bir rafineride işleyiş bu şekilde olunca işçinin hayatı ‘fıtrat’a teslim ediliyor. Üstüne düşük maliyetle işçi çalıştırma isteğine ağır iş yükü ve işin bir an önce tamamlanması baskısı da eklenince patlama da ölümler de göz göre göre gelmiş oluyor. Zaten işçiler, iş cinayetiyle ilgili, “İşin çabuk bitmesi için kapağı açıp öyle kaynak yapılmış, patlama da bundan meydana geldi” iddiasını gündeme getiriyor.

İşçiler, hem PETKİM hem de TÜPRAŞ’ta örgütlü olan sendikaları Petrol-İş Aliağa Şubesi ile birlikte yaptıkları eylemlerde, bu işyerlerindeki risklere dikkat çekmiş, taşeron ve örgütsüz işçi çalıştırma sisteminin bu tür cinayetlere yol açacağını defalarca vurgulamışlardı. Patlama ile ilgili olarak görüştüğümüz Şube Başkanı Ahmet Oktay, “Bütün yetkilileri bir kez daha göreve davet ediyorum. Yanan can bizim, giden can bizim canımız. Sürecin takipçisi olacağız, peşini bırakmayacağız. Bir ihmal bir kusur varsa kim tarafından varsa, bunun açığa çıkması için Petrol-İş Aliağa Şubesi olarak üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz” dedi.

KADRO EKSİKLİĞİ ÖLÜMLERE ZEMİN HAZIRLIYOR

TÜPRAŞ’taki kadrolu işçinin hem kendi yaptığı işi devam ettirmesi, hem de taşeronun yaptığı işi denetlemesi gerekiyor. Ancak taşeron işçinin sayısı sürekli arttığı için bu denetleme işi yapılamaz hale geliyor. Örneğin bir ünitede 10 kaynak işi varsa, hepsinde birer tane kadrolu denetçi işçinin olması gerekiyor. Ama o bölgeye örneğin sadece bir işçi verildiği için her işin başında bir denetçi olmuyor. Patlamayla ilgili de “sayı yeterli olmadığı için denetçi olmayabilir” deniliyor. Sonuç olarak işin yapılabileceğine dair izin verenler ve denetleyenler kadrolu işçiler, işi yapanlar taşeron işçiler. Kadrolu sayısı yetersiz kaldığı için denetim işi de yeterince yapılamıyor.

PATRON ÇALIŞMA SÜRESİNİ ARTTIRMAK İSTEMİŞTİ

15 Mayıs 2017’de sonuçlanan TİS görüşmelerinde TÜPRAŞ yönetimi çalışma süreleri ile ilgili dayatmalarda bulunmuştu. 8 gün olan mazeret sayısını daha aşağıya çekmek, gündüz vardiyasında 40, diğer vardiyalarda 37,5 saat olan haftalık çalışma süresini 45 saate çekmek istemişti. O dönem görüştüğümüz işçiler, bu uygulamanın riski artıracağını belirterek itiraz etmişti.

PATRON TEMSİLCİSİ GİBİ KONUŞTULAR!

Aliağa Kaymakamı Bayram Yılmaz’ın açıklaması ‘Sanki patron açıklama yapıyor’ dedirtti. Sabah saatlerinde depolama alanındaki nafta tankında gaz sıkışması sonucu patlama meydana geldiğini söyleyen Yılmaz, “Anlık bir patlama. Herhangi bir yangın, başka bir sızıntı veya TÜPRAŞ’ın genelini, faaliyetini etkileyecek bir durum yok. Adli bir vaka” dedi. Üretimin devam ettiğini söyleyen Yılmaz, patlamayı “talihsiz bir olay” olarak nitelendirerek “bu tür kazaların zaman zaman meydana gelebildiğini” söyledi. Çalışma Bakanlığı ve İzmir Valiliği’nden ise soruşturma başlatıldığı yönünde açıklama yapıldı. 

TÜRK-İŞ: İHMALİ OLANLAR HESAP VERMELİ

İş cinayetine ilişkin Türk-İş’ten yapılan açıklamada “İş güvenliği, çalışanların sağlığı ve hayatı her şeyden önce ve önde gelmektedir. Bu amaca yönelik olarak hem kamuda hem de özel sektörde tüm işverenler gerekli tedbirleri almalıdırlar ve iş güvenliği konusunda uluslararası normlar çerçevesinde hiçbir ayırım ve kayırmacılık yapılmadan gerekli denetimler yapılmalı ve müeyyideler uygulanmalıdır. Unutulmamalıdır ki çalışanların sağlığını ve hayatını korumaya yönelik çalışmalar bir fedakarlık değil, insani ve hukuki bir yükümlülüktür. Yaralanmayla ve/veya ölümle sonuçlanan ve hatta maddi kayıplara yol açan iş kazalarında ihmalleri, kusurları olan sorumlular tespit edilmeli ve yargı önünde hesap vermelidirler” denildi.


AKP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI HAMZA DAĞ: HER ŞEY NORMAL

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ da TÜPRAŞ’a geldi. Her şeyin kaza kırım raporu ortaya çıktığında netleşeceğini ileri süren Dağ da “Şu an rafinede hayat normale dönmüş gözüküyor. İşletme çalışmaya devam ediyor. İçeride herhangi bir sıkıntı olmadığı gözüküyor ama bu hadiselerden dolayı herkes üzgün” dedi. 

'ÇOCUĞUMUN BİR SÜRÜ HAYALLERİ VARDI'

Patlamada hayatını kaybeden işçilerden 24 yaşındaki Kemal Şaşmazer'in annesi sinir krizleri geçirdi, olaya tepki gösterdi. Anne Şaşmazer, "Kemal değildir o! Niye korumadınız çocuğumu, niye? Çocuğumun bir sürü hayalleri vardı, yapmayın. Getirin bana canımı, ben kendi canımı vereceğim ona kalkacak oradan. Hadi Orhan, Fahrettin, hadi çıkarın Kemal'i, benimkini alın ona verin" gibi sözlerle feryat etti.

ARKADAŞLARININ CANSIZ BEDENLERİNİ GÖRÜNCE BAYILMIŞ

Tüpraş işçisi Halil İbrahim Kavlak
Tüpraş işçisi Halil İbrahim Kavlak

Patlamanın ardından Menemen Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Halil İbrahim Kavlak, kendisini ziyaret eden AKP Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ'a olay anını anlattı. Kavlak, arkadaşlarının cansız bedenini görünce bayıldığını söyledi.

Ziyaret sonrası açıklama yapan Dağ, Kavlak'ın bir buçuk yıldır Tüpraş'ta kaynakçılık yaptığını, bu sabah büyük bir patlama sesi duyduğunu ve  deprem olduğunu düşündüğünü aktararak, "Deprem oldu zannetmiş. Tankın param parça olduğunu söyledi. Sesi duyar duymaz koşmuş ve arkadaşlarının cansız bedenlerini görmüş, o sırada bayılmış ve dumana maruz kaldığı için sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırılmış" diye konuştu.

TÜPRAŞ ALİAĞA RAFİNERİSİ

Tüpraş verilerine göre Aliağa Rafinerisi'nde 1353 kişi çalışıyor. 1972 yılında 3 milyon ton/yıl ham petrol işleme kapasitesiyle üretime başlayan İzmir rafinerisi, önemli kapasite artırımları ve ünite modernizasyonlarıyla gelişerek 1987 yılında 10 milyon ton/yıla ulaştı. 2007 yılında destilasyon kapasitesindeki revizyonlar da göz önüne alınarak rafinerinin ham petrol işleme kapasitesi 11 milyon ton/yıl olarak tescil edildi. Verilere göre, İzmir Rafinerisi’nde, 2016 yılında 7.3 milyon tonu yurt içine olmak üzere toplam 10.4 milyon ton ürün satışı yapıldı.

PATLAMA MECLİS GÜNDEMİNDE

CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit
CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit, Tüpraş'taki patlamayı TBMM gündemine taşıdı.

CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit, Tüpraş'ta 4 işçinin yaşamını yitirip, 2 işçinin yaralandığı patlamayı Meclis gündemine taşıdı. Yiğit, Genel Kurul'da söz alarak, "İş kazaları da en az terör kadar can almakta ancak alınan önlemler yetersiz kalmakta" dedi.

Ali Yiğit, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun yanıtlaması istemiyle hazırladığı önergesinde ise şu ifadelere ve sorulara yer verdi:

"Ülkemizde meydana gelen iş kazalarının her geçen yıl artmasının önüne neden geçilememektedir? Bu konuda kapsamlı bir araştırma yapılmış mıdır? İş kazalarının önüne geçilememesinin ya da azaltılamamasının sebebi mevzuat mıdır yoksa bu konudaki denetimlerin yetersiz, yaptırımların caydırıcı olmaması mıdır? İş kazalarının her yıl artmasının ve daha çok can kaybına yol açmasının ülkemizdeki esnek çalışma yaşamı ve taşeron sistemiyle bir ilgisi var mıdır? TÜPRAŞ Rafinerisi'nde meydana gelen patlamayla ilgili bir inceleme başlatılmış mıdır? İlk belirlemelere göre, patlamadan işyeri yönetimi mi yoksa işçiler mi sorumludur? TÜPRAŞ'taki patlama sonucu yaşamını yitiren işçiler özlük hakları açısından hangi statüdedir? Yaşamını yitiren işçilerin ailelerinin mağduriyetine yönelik bir çalışma yapılacak mıdır?" 

HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu tarafından cevaplanması istemiyle de bir soru önergesi verdi. Yiğitalp soru önergesinde, “Tüpraş İzmir Rafinerisi’nde yaşanan patlamada şirketin ihmali olduğu iddiası doğru mu?” diye sordu.

BAKANLIK SORUŞTURMA BAŞLATTI

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, patlamayla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, bir süredir kullanılmayan yüzer tavanlı boş nafta tankının bakımı yapılırken meydana gelen patlama sonucu 4 işçinin yaşamını yitirdiğini, 2 işçinin yaralandığını hatırlatıldı. Patlamayla ilgili soruşturma başlatıldığı belirtilen açıklamada şöyle denildi:

"Yaralılarımızdan biri Aliağa Devlet Hastanesi'ndeki tedavisinin ardından taburcu edilmiş, Menemen Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınan diğer yaralımızın ise durumu iyi olup hayati tehlikesi bulunmamaktadır. Olayda hayatını kaybeden emekçilerimize Allah'tah rahmet, yaralılarımıza acil şifalar dileriz. Olaya ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Julide Sarıeroğlu'nun talimatları çerçevesinde soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında 3 başmüfettiş, 1 müfettiş görevlendirilmiş ve inceleme devam etmektedir. Bakanlığımız Sosyal Güvenlik Kurumu İzmir İl Müdürlüğü ve Aliağa Sosyal Güvenlik Merkez Müdürü olay yerine intikal ettirilmiştir." 


EMEP’TEN UYARI: BU YAŞANAN 'FRAGMAN'

Tüpraş’taki patlamaya ilişkin Emek Partisi İzmir İl Örgütü de bir açıklama yaparak  “Gerçek anlamda önlemlerin alınmaması ve  taşeronlaştırmanın bu şekilde devam etmesi durumunda bugün yaşanan facianın daha sonra “fragmanı” olacağına dikkat çekti. 

“Sadece bu sene 11 yılda yaptığı kârı tek seferde yapmış olan, Türkiye'nin en kurumsal ve en çok kar eden işletmesinde yaşanan facia, ülkemizde işçilerin yaşadığı cehennemin bir göstergesidir” denilen açıklama şöyle devam etti:

“Tüpraş işçileri sendikalı, örgütlü ve mücadele deneyimi olan işçiler, onların üzerinde sürekli iş güvenliği açısından baskı kuruluyor ama bu tür faciaların yaşanması engellenemiyor. Çünkü taşeron çalışma yaygınlaştırılıyor. Üretim süreci parçalanarak esnek çalışma dayatılıyor. Az işçi ile çok üretim yapılmak isteniyor, kısa zamanda çarçabuk işler bitsin isteniyor. Kısaca “Hadi hadi sistemi” denilen Soma’dan HABAŞ'tan tanıdığımız vahşi çalışma sistemi her yerde uygulanıyor.”

PATRONLAR HÜKÜMETTEN GÜÇ ALIYOR

Patronların en çok hükümetten güç aldığına dikkat çeken açıklamada, “Patronlar en çok hükümet ve sendikal bürokrasiden cesaret alıyor. Bürokrasi duymadım, görmedim, bilmiyorum diyerek geçiştiriyor. işçiler ölmeye devam ediyor. TÜPRAŞ’ta iş kazaları ve işçi cinayetleri neden artıyor, neden sıklaştı? TÜPRAŞ ki; kıyamet kopsa, deprem, sel felaketleri yaşansa ve savaş çıksa çivi çıkmayacak bir işletme olması gerekirken neden bu vahşi ölümler?” denildi. 

İŞÇİLER YILLARDIR SESLENİYOR

Açıklamanın devamında İşçilerin yıllardır “Yeterli işçi yok, baskı çok, taşeron olmamalı, bakım grupları ayrılmamalı, burası stratejik, güvenliği tüm şehri, tüm ülkeyi ilgilendiriyor” diyerek seslendiğini ancak işçiler üzerinden milyarlarca lira kâr elde edenlerin en iyisini ben bilirim anlayışı ile işçilerin taleplerine kulak tıkadığını belirten Emek Partisi İzmir İl Örgütü, “Yaşanan her kazada her işçi ölümünde münferit diyor, olmaması gereken kaza diyor, taşeron şirketin kabahati, işçinin hatası diyor. Bizler de diyoruz ki hayır bu sizin vahşiliğiniz, bu sizin aşırı kâr hırsınız, bu sizin rekabeti işçileri aşırı sömürerek sürdürme politikanız. Yaşanan bu facialarda sadece patronlar değil aynı zamanda hükümet de suçludur. İşçi sağlığı iş güvenliği politikası ile taşeron politikası ile işçilere sadece ölesiye çalışarak ayakta kalabileceği şartlar dayatmaktadır. İşçi ölümlerine sessiz kalmakta, İş Güvenliği kanununun uygulamasını sürekli ertelemektedir” dedi.

SENDİKALARA ÇAĞRI

Tüpraşta'ki işçi ölümleri karşısında tüm sendikaları, emek ve demokrasi güçlerini sesiz kalmamaya çağıran Emek Partisi İzmir il örgütü açıklamasını şöyle sürdürdü: “İşçi ölümlerini durdurmak çocuklarımızı yetim aileleri boynu bükük bırakmamak için, TÜPRAŞ'ta hayatını kaybeden işçi kardeşlerimiz için iş yerlerimizde yas ilan ederek, kokart takarak, üretimi durdurarak, açıklamalar yaparak sesiz kalmayalım.”


METAL İŞÇİLERİNİN SESİ: KOMİTELERİMİZİ KURMALIYIZ

Metal İşçilerinin Sesi
Metal İşçilerinin Sesi "Dizginsiz sömürü çarkına çomak sokmalıyız. İşyerlerinden başlayarak komitelerimizi kurarak ileri adımlar atmalıyız" açıklaması yaptı.

Metal İşçilerinin Sesi Facebook sitesini kuran metal işçileri TÜPRAŞ’ta yaşanan iş cinayetine tepki gösterdi. Konuya ilişkin yapılan açıklamada “Bir iki yıl içinde 10 yıllık kârını elde eden TÜPRAŞ, dolayısıyla Koç taşeronlaştırmada ısrar ederek sömürüyü artırmaktan çekinmemiştir. Yıllardır işçilere kulaklarını tıkayan AKP Hükümeti de bu sermaye guruplarının kârlarını arttırırken işçilerin üçer beşer ölmelerine de sesiz kalmıştır” denildi ve hükümetin ‘iş ve işyeri güvenlik yasası’nı patronların talebiyle  2020’ye ertelediği hatırlatıldı.

Hükümetin “Taşerona, özelleştirmeye geçit ver işçinin haklarına set vur” kuralını işlettiği ifade edilen açıklamada, metal işçilerine şu çağrı yapıldı:

“Biz ‘Metal İşçilerinin Sesi’ sitesi olarak yakın zamanda başlayan MESS gurup sözleşmelerinde de baş aktör olan Koç gurubundaki ve diğer metal işçileri olarak bu sömürü çarkına karşı birleşme çağrısı yapıyoruz. Tüm işkollarından işçilere yönelik saldırıların durdurulması için tabandan başlayan birlik çağrımızı yineliyoruz. İşçi ölümlerinin baş sorumluları cezalandırılsın diyoruz. Dizginsiz sömürü çarkına çomak sokmalıyız. İşyerlerinden başlayarak komitelerimizi kurarak ileri adımlar atmalıyız. İşçi cinayetlerinde sorumlulukları olan sendikaları, patronlarla kucak kucağa oturan bürokrat sendikacılardan temizleyerek adlarına layık gerçek mücadeleci sendikalarımız olarak ele geçirmeliyiz. İşçi ölümlerinin baş sorumluları cezalandırılsın. Tüm işkollarından işçilere iş cinayetlerine kurban edilen kardeşlerimiz için ve hepimiz için iş bırakmaya, tüm işyerlerinde işe başlarken saygı duruşu yapmaya çağırıyoruz.”

CHP'Lİ CEYHUN İRGİL: KAMPANYA DEĞİL GERÇEKÇİ ÇÖZÜMLER GEREKİR

CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil
CHP Bursa Milletvekili Dr. Ceyhun İrgil Tüpraş'taki patlama sonrası 'biz muhalefet üyeleri olarak milletimize rahmet ve başsağlığı dilemekten artık utanır hale gelmişken, iktidar üyeleri de aynı utancı yaşıyor mu?' diye sordu.

Tüpraş'taki patlama neticesinde 4 işçinin hayatını kaybetmesi ile 2017’nin başından bugüne iş cinayetlerine kurban giden işçilerin sayısının 1496'a ulaştığını belirten CHP Bursa Milletvekili Dr. Ceyhun İrgil, “İş kazalarının nedenleri belli; ihmal, tedbirsizlik ve denetim eksikliği. Demek ki bunlar kaza değil, cinayettir ve kampanya değil, gerçekçi çözümler gerektirir” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda İş Mahkemeleri Kanun Tasarısı görüşmeleri sürerken meydana gelen TÜPRAŞ patlamasıyla ilgili açıklama yapan İrgil, “Ne yazık ki TÜPRAŞ’ta dört işçi yaşamını yitirdi. İşçilerimize rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Ve sormak istiyorum; biz muhalefet üyeleri olarak milletimize rahmet ve başsağlığı dilemekten artık utanır hale gelmişken, iktidar üyeleri de aynı utancı yaşıyor mu?” ifadelerini kullandı.

İrgil açıklamasında şöyle devam etti: “Soruyorum çünkü iş kazalarının nedeni bellidir. İhmal, tedbirsizlik ve denetim eksikliği. Önlenebilmesi mümkün bir durum ölüme sebebiyet veriyorsa bu kaza değil, cinayettir ve kampanya değil gerçekçi çözümler gerektirir. Bu sabahki TÜPRAŞ’taki işçi ölümlerinin nedeni neydi peki? Yapılan açıklamaya göre bu bir iş kazasıydı ve bu iş kazasının nedeni; depolama alanındaki nafta tankındaki gaz sıkışması sonucu gerçekleşen patlamaydı. Gaz ölçümlerinde, izolasyonda veyahut gaz boşaltımında bir ihmal veya tedbirsizlik olmasaydı acaba bu patlama olacak mıydı? Soruşturma neticesinde herhalde bu anlaşılacaktır. Ancak; ‘iş kazalarının önüne neden geçilemiyor?’ konusu anlaşılamaz haldedir.”

2017 yılı başından itibaren bugüne kadar Tüpraş patlaması dahil en az 1496 işçinin yaşamını yitirdiğini belirten CHP’li İrgil, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 13 Mayıs’ta başlattığı ‘Hedef sıfır kaza’ sloganıyla iş güvenliği kampanyasını da hatırlatarak şunları söyledi:

“Kampanyanın yürütüldüğü dört ayda tam 753 işçi yaşamını yitirmişti. Öncelikli hedefi inşaat alanı olan kampanya sürecinde ölen inşaat işçisi sayısı ise en az 167’ydi. Bu rakamlar İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin tuttuğu çeteleden. Her ne kadar Bakanlık, güvenilir bir istatistiğe sahip olduğunu söylese de; bir açıklama yapılmadığı için resmi sayıyı bilmiyoruz. Kampanya sürecinde ne tür denetimler yapılmıştır, ne gibi sonuçlar elde edilmiştir, Bakanlığın bu kampanyayı sürdürme niyeti var mıdır, sorularına da bir yanıt bekliyoruz.” (HABER MERKEZİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Ekim 2017 13:24
www.evrensel.net