Yazarımız Yusuf Karataş'ın ilk duruşması görüldü

Yazarımız Yusuf Karataş'ın ilk duruşması görüldü

DTK soruşturması kapsamında 2 ay tutuklu kalan ve 22 Eylül’de tahliye edilen Evrensel Yazarı Yusuf Karataş’ın ilk duruşması görüldü.

Evrensel yazarı ve EMEP Genel Başkan Basın Danışmanı Yusuf Karataş’ın yargılandığı davanın ilk duruşması Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmada savunma yapan Karataş, yargılanmanın hukuki değil konjonktürel olduğunu belirterek beraatını talep etti. Beraat talebini reddeden mahkeme duruşmayı 17 Ocak 2018 tarihine erteledi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) soruşturması kapsamında iki ay tutuklu kalan ve 22 Eylül’de verilen ara kararla tahliye edilen Evrensel Yazarı Yusuf Karataş’ın ilk duruşması görüldü. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada Karataş ve müdafii avukatları Yıldız İmrek, Leyla Han Tüzel ve Tugay Bek hazır bulundu. Duruşmayı ayrıca Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, DTK Başkanlık Divanı Üyesi Musa Farisoğulları, EMEP Malatya Diyarbakır İl Başkanı Kemal Gültekin, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Türkiye Yazarlar Sendikası Diyarbakır Temsilcisi Vecdi Erbay, KESK Genel Mali Sekreteri Elif Çuhadar, Eğitim Sen Genel Örgütlenme Sekreteri İsmail Sağdıç  ve Diyarbakır Tabip Odası Eski Başkanı Dr. Şemsettin Koç da takip etti.

‘HUKUK GARABETİ’

Yapılan kimlik tespitinin ardından savunmasını yapan Yusuf Karataş, siyasi bir muhalif olduğu için bu yargılamanın yapıldığını söyledi. Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme iddiasıyla hakim karşısında olduğunu kaydeden Karataş, “Ben EMEP üyesi ve Evrensel yazarıyım. 2 aya yakın tutukluluğuma neden olan, yargı makamlarını da yanıltıcı nitelik taşıyan tüm soruşturma süreci ile sonuçta bu davayı başlatan iddianame gerek hazırlanış biçimi ve gerekse içeriği bakımından hukuka aykırıdır. Benim hakkımda 2008 ile 2013 yılları arasında dinleme ve takip kararı alınmış ancak herhangi bir suç unsuru tespit edilememiştir. Takibin yapılmış olduğu süreç FETÖ’nün yargı içerisinde etkin olduğu zamandır. Eğer bir suç varsa o tarihte gereğinin yapılması gerekirdi. Ancak aradan uzun zaman geçtikten sonra bu takipler yargılanmaya konu ediliyor. Tape kayıtları bozuşturularak iddianameye konulmuştur. Benimle ilgili fiziki ve teknik takibi yapanlar ve bunlara talimat veren yargı mensuplarının hemen hepsi bugün FETÖ üyesi olmakla yargılanıyorlar. Dolayısıyla bugün kumpas ve komploculukla itham edilen bir grubun hazırladığı bir dosyaya dayanarak tutuklanıp yargılanmam bir başka hukuk garabetidir” dedi.

DTK’nın iddianamede terör örgütü olarak gösterildiğini kaydeden Karataş, “DTK 2007 yılında faaliyetlerine başlamış bir platformdur. DTK içerisinde birçok kurum vardır. Bugün iktidar partisinde milletvekilliği, parti sözcülüğü, danışmanlık gibi görevler yapan kişiler de kuruluş sürecinde görev almış ve toplantılarına katılmıştır. Üst düzey devlet yetkililerinin Diyarbakır’a gelişlerinde DTK yöneticileri karşılama heyetinde yer almıştır. Yine DTK, 2012’deki Anayasa yapım sürecine resmi olarak davet edilmiş, DTK Eş Başkanı Hatip Dicle İmralı heyeti içinde yer almıştır. Ben de DTK’ya 2011 yılı sonunda partimi temsilen katıldım. Üyesi ve yöneticisi olduğum Emek Partisi, her milliyetten işçi-emekçilerin sömürülmeden insanca yaşayabileceği demokratik özgür bir ülke ve dünya için mücadeleyi savunur. Demokratik bir platform olarak değerlendirdiğimiz DTK çalışmalarına emeğin sorunlarını tartışmayı merkezine alan bir alt çalışma grubu olan ‘Emek Göç ve Yoksulluk Çalışma Grubu’ üzerinden katıldım. Şahsımın ‘terör örgütü kurucusu ve yöneticisi’ olduğum iddiası temelsizdir” dedi.

‘OYNANMIŞ TAPELER...’

Karataş’ın savunmasının ardından söz alan Avukat Leyla Han Tüzel, soruşturma aşamasında yapılan işlemlerin hukuki olmadığını belirterek, “Dosyada imzası bulunan 13 hakimden 9’u meslekten ihraç edilmiştir. 4 hakim ise FETÖ’den tutukludur. Savı da ihraç edildi. Müvekkilimiz oynanmış tapelerle 2 ay tutuklu kaldı. Bu tapelerin dosyadan çıkartılmasını, bu kabul edilmiyorsa yeniden çözülmelerini talep ediyoruz” dedi. 
Avukat Tugay Bek de, Karataş’ın katıldığı eylemlerin suç olarak görülemeyeceğini ifade ederek, “Bunlar ifade özgürlüğü kapsamında olan eylemlerdir. Elli bin kişinin katıldığı seçim kutlamasında ve beş bin kişinin katıldığı Mezopotamya Sosyal Formu yürüyüşünde müvekkil hiçbir şekilde şiddet kullanmamıştır. Diğer bir eylem ise Roboski Katliamını protesto eylemidir. Biz biliyoruz ki ileride Roboski’de bombalama olayının emrini verenler asıl olarak yargılanacaklar. Müvekkilimiz gazeteci kimliğiyle birçok ilde yapılan toplantılara katılarak görüşlerini paylaşıyor. Bu nedenle hakkındaki adli kontrol kararının kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi.

‘DTK, TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİLDİR’

Avukat Yıldız İmrek ise bazı olayların DTK ile ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirterek, “DTK bir terör örgütü değildir. Türkiye’de bugüne kadar birçok platform kuruldu, toplumsal örgütlenme modelleri yaşandı. DTK eylemleri demokratik ve barışçıl içeriklidir. Her türlü faaliyeti açık olan bir platformun on yıl sonra çalışmları suç olarak gösterilemez. Dolayısıyla bu konjonktürel bir yargılamadır. Deliller hukuka aykırı toplanmıştır, müvekkilimizin görüşmleriinin tamamı EMEP üyeleri ve Evrensel çalışanlarıyla yapılmıştır, yasa dışı bir örgüt hiyerarşisi içinde değildir. Bu nedenle Müvekkilimizin derhal beraatını ve adli kontrol kararının kaldırılmasını talep ederiz” dedi.

Cumhuriyet Savcısı ise Karataş hakkındaki adli kontrol kararının devam etmesini ve diğer taleplerin reddine karar verilmesini talep etti.
Verilen aranın ardından kararını açıklamayan mahkeme heyeti adli kontrol kararının aynen devam etmesine, beraat ve bazı tapelerin dosyadan çıkarılması talebinin reddine, konuşma kayıtlarının yeniden tape haline getirilmesi için il emniyet müdürlüğüne müzakere yazılmasına karar verdi. Duruşma 17 Ocak 2017 tarihine ertelendi.

‘DEVLETİN POLİS DEVLETİ OLDUĞUNU YİNE GÖRDÜK’

Duruşma sonunda gazetemize konuşan EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, yargılamanın hukuki değil siyasi olduğunun görüldüğünü belirterek, “Çünkü konjonktüre göre değişen bir suçlamayla karşı karşıyayız. Bir fiil, bir eylem bir dönem suç değilken o siyasal konjonktür değiştikten sonra yeni dönemde suç olarak sayılabilmektedir. Yine devletin, bir polis devleti olduğunu bu yargılamada da gördük. Bir insanın özel hayatı dahil tüm görüşmeleri kayıt altına alınıyor. Üstelik de kayıt altına alınan bu görüşme ve izlemeler objektif değerlendirmeyle bir yargılamaya dönüşmüyor. Tam tersine yalan ve yanlış bilgiler üzerinden suç üretme şeklinde bir yargılama süreci işliyor” dedi.

‘OHAL KALKMALI’

Duruşmayı takip eden Eğitim Sen Genel Örgütlenme Sekreteri İsmail Sağdıç ise şunları kaydetti: “Yargılamayı izledik. Türkiye’de toplanan yasa dışı delillerle ya da önce toplanıp daha sonra mahkeme kararları oluşturulan delillerle insanların ne kadar mağdur edildiği çok açık ortaya çıkmış durumda. Bir dönem Meclis Başkanı aracılığıyla Anayasa çalışmalarına davet edilen, AKP’lilerin de çalışmalarında yer aldığı bir kurum konjonktürel olarak şimdi terörle ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Bu yargılamada bir an önce beraat verilmeliydi. Bu tür durumların yaşanmaması, barışın ve demokrasinin egemen olması için ceza yasalarının değişmesi, OHAL’in kalması gerektiğini bir kez daha gördük” dedi. (Diyarbakır/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Ekim 2017 16:23
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.