Şartlar zor, talepler net

Şartlar zor, talepler net

"Bilimsel eğitim talebimiz hiçe sayıldı"

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Anadolu Lisesi’nden bir öğrenci 

Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da yeni eğitim öğretim yılına OHAL şartları altında başladık. Ben de bir liseli olarak bu ortam hakkında bir şeyler yazmak istedim. Gün geçtikçe paralılaşan; demokrasiden, laiklikten, bilimsellikten uzaklaşan ve bunların önünü kesip gericiliğin zirveye çıkarıldığı şu dönemde biz son sınıfları bir üniversite sınavı bekliyor. Bu kadar engel önünde bir de eşit şartların olmadığı, öğretmenlerimizin bir KHK ile görevlerinden alındığı, bilimsellikten uzak ve paralılaşan bir eğitim sisteminde geleceğimizi belirleyen bir sınavla karşı karşıyayız. Bu sistemde herkesin ne kadar eşit olduğu, sınav sisteminin uygunluğu ve doğruluğu da büyük bir soru işareti tabii ki. 
“HAKLARIMIZ İÇİN”
Tüm bunlara ek olarak bir de tüm liselileri etkileyen, iktidarın kindar ve dindar nesil yetiştirme çabasına ek olarak yeni sorunlar da var. Gerek meslek liseli öğrencilerin sınavsız geçiş hakkının kaldırılması, gerek müfredattan evrim teorisinin çıkartılıp yerine cihatın getirilmesi, gerekse etüt merkezlerinin kapatılıp temel liselerin çoğaltılarak öğrencileri paralı eğitime itmeleri bizlerin ne kadar zor ve eşit olmayan şartlarda bir eğitim öğretim yılına başladığımızı kanıtlıyor. Bu kadar gerici uygulamanın karşısında bizlerin üzerine düşen ise bu sisteme karşı, hak ettiğimiz eğitim için mücadele etmek. 
İktidarın tüm baskı ve gerici politikalarına karşı sonuna kadar parasız, bilimsel, laik ve demokratik eğitim talebimizi haykırıp bunun için mücadele edeceğiz.


“BİLİMSEL EĞİTİM TALEBİMİZ HİÇE SAYILDI” 

Adana’dan Lise Öğrencileri 
 
Geçtiğimiz dönemlerin sonunda İstanbul Erkek Lisesi ile başlayan ve zamanla Türkiye’deki çoğu okulda yayınlanan bildirilerde gençliğin istediği ve asıl ihtiyacı olan müfredatın; bilimsel ve demokratik bir eğitim sistemi olduğunu dile getirdiğimiz halde yapılan müfredat değişiklikleri bunun tam tersini bize sundu. Evrim teorisinin kaldırılıp yerine cihatın getirilmesiyle öğrencilerin bilimsel eğitim talebi hiçe sayıldı. Sorgulayan bir nesil yerine kinci, savaşı kutsayan bir nesil oluşturma amacı ile yapılan bu değişiklik AKP’nin yıllar önce dile getirdiği “Dindar ve kindar bir nesil yetiştireceğiz.” şiarına giden belki de en önemli adımdı. Daha sonrasında ise din kitaplarında yer alan evlilik önerilerinde “Kocaya itaat ibadettir.” cümlesiyle kadınların, erkeklerin boyunduruğu altına girmesi gerekiyormuş gibi gösterip, bizlerin yıllardır talep ettiği eşitlik ilkesinin son kırıntılarını da yok etmeye çalıştılar. Bunların dışında din kitaplarında yer alan “Gözünüz dışarıda olmasın.”, “Gönül eğlendirmeyin.” “Dindar aile kurun.”, ”Küçük gelinler örfe dayalı.”, “Ateistlerle evlenmeyin.”, “Önce din eğitimi.” gibi cümlelerle öğrencilerin zihinlerini yıkamaya başladılar. Çocuk yaşta evliliğin örfe uygun olduğunu söylemek, taciz ve tecavüzün artmasına ve meşrulaştırılmasına sebep olacaktır. Liseliler olarak bu değişiklikler öncesinde de bilimsel, demokratik, laik eğitim talebimiz vardı. Bundan sonrasında da bu taleplerimizi bulunduğumuz her alanda daha güçlü ve ısrarcı bir şekilde dile getireceğiz. 


TERCİHSİZSEM SEBEBİ SENSİN 

Murat ZEREN
Kayseri

Geçtiğimiz aylarda üniversite yerleştirmeleri açıklandı. Açıklamalardan sonra birçok haber aldık. Yerleştirilenler, açıkta kalanlar, hatta hiç tercih yapmayan veya önlisans kaydı yapacak meslek liselilerin lise diplomalarının geçersiz sayılması...
ÖSYM’nin açıklamasına göre ‘elim bir hata sonucu’ iki açıklama yapmak zorunda kalmaları üzerine birçok üniversite adayı hayal kırıklığı yaşadı. Üstüne üstlük ÖSYM Başkanı Ömer Demir’in, meslek liseli arkadaşların kendisine güveninin olmadığı için tercih yapmadıklarını söyleyerek kendisiyle çelişir bir dille açıklamalarda bulundu. 
Peki soruyoruz tercih yapmamızın sebebi kendimize olan güvensizliğimiz mi yoksa dayattığınız sisteme maruz kalmamızdan dolayı mı tercih yapmadık?
Sadece meslek liselerinin değil bütün okullarda eğitimin gericileştirilmesi, bilimsellikten uzak, sömürüye dayalı bir eğitim sistemi içerisinden çıkıp hatta alan derslerimiz dışında hiçbir kültür dersini görmeden sınava tabi tutulmamızdan dolayı tercih yapmayan arladaşlarımız oldu. 
Ben meslek lisesi mezununun bir sorununa daha değinmek istiyorum. 
İki yıllık geçişlerimizi kaldıranlar şimdi ise zar zor kazandığımız iki yıllık okulları bitirirsek meslek lisesinde aldığımız diplomaların geçersiz sayılacağını söylüyorlar. Bu durumu üniversitelere kaydolmaya gittiğimizde, öğrenci işlerinde öğrendik. Biz meslek lisesi mezunları, kendi alanımızda iş bulamıyoruz, üniversiteye kaydolamıyoruz... İşte şimdi akıllara bir söz geliyor; ’Meslek lisesi memleket meselesi!’ 
 

www.evrensel.net