“Aman tadımız kaçmasın Ali Rıza Bey!”

“Aman tadımız kaçmasın Ali Rıza Bey!”

Gerici faşist yönetim inşasına bu ülkenin gençlerini yedeklemek için “huzur ve güven” için diyerek, “aman tadımız kaçmasın” tehditleri savuruyorlar.

“Aman tadımız kaçmasın Ali Rıza Bey” repliğini çoğumuz duymuşuzdur. Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü romanından uyarlanan dizide evin annesinin evin babasına söyleyerek aile içi tartışmaları önleme çabasının repliğidir.
Türkiye’nin de kaçmasını istemedikleri bir tadı var. O yüzden sermaye temsilcisi hükümet ve Erdoğan yaptıkları her konuşmada huzur ve güvenliği vurgulayıp, “okullar mı açık değil, fabrikalar mı kapalı, grev mi var? Hayır yok. Çünkü biz ve bizim OHAL’imiz var” diyorlar. 
Yeter ki onlar için sömürü ve baskı cenneti haline gelen ülkede burjuvazinin tadı kaçmasın! Gerici faşist yönetim inşasına bu ülkenin gençlerini yedeklemek için “huzur ve güven” için diyerek, “aman tadımız kaçmasın” tehditleri savuruyorlar.
Eğitim müfredatına cihat konulmasından, müftülüklere resmi nikah yetkisi veren düzenlemelere, düşünce ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran uygulamalara kadar toplumsal yaşamda karşılık bulan hamleleri bir karabasan gibi gençliğin bugüne ve geleceğine dair olanların üzerine çöküyor. 
Çalıştığı inşaat duvarının altında kalarak ölen 14 yaşındaki Samet, Maçka Parkı’nda bekçinin saldırısına uğrayan Çağla, kendisi terörist çellosu silah sayılan Gülşah… Huzur ve güven temelinde, OHAL bekçiliğinde sömürü cennetine uzanan yolun birer parçası üçü de.
Sermaye temsilcilerinin, kendi baskı ve dikta yönetimlerini milyonlarca genç ve kadının yaşamı için gerekli kıldıkları propagandaları kapitalist sistem ve burjuva devlet sisteminin gerçek niteliği ile her gün karşı karşıya kalıyor. Sömüren ve sömürülenin, zengin ve yoksulun karşı karşıya olduğu bir sistemde ne kadar güvende olunursa o kadar güvende olur 14 yaşındaki Sametlerin yaşamı, parkta yürüyen Çağlaların özgürlüğü, enstrüman çalan Gülşahların sanatı.
Milyarlarca insanın mahkûm edildiği açlık, sefalet, sömürü düzeni insanın elinden insanca yaşama hakkını alan bir saldırganlıkla devam ediyor yoluna. Bu hengamenin içinde pusulayı kaybeden, rotası belirsizleşen gençler istiyorlar karşılarında. Yolsuzluk ve rüşvetin olağan, iktidarların yarattığı ranttan pay kapanların ve önlerinde taklalar atanların makbul sayıldığı günlerde, toplumsal yaşamın her alanı dini referanslarla yeniden örgütlerken kendi “ahlak”larını da böyle inşa ediyorlar gençliğin yaşamında.
İnsanın elinden insanca yaşama hakkının alındığı ve bunun ‘huzur ve güven’ safsataları kılıfıyla gizlendiği bu düzende ‘tadımız kaçsın Ali Rıza Bey’ demenin zamanı geldi, zaten ortada bizim için yaşamdan tat aldığımız bir durum da yok!
Gelecek ve özgürlüğümüz için, karşımıza koydukları dogmatik değerlerin karşısına diyalektik materyalist bir bakışla çıkmaktan, bencilliğin karşısına dayanışmayı koymaktan, dayatılan Orta çağ karanlığının karşısına insanlığın ileri birikimiyle dikilmekten başka çıkar yolumuz yok. Çünkü Sametler insanca yaşamalı, Çağlalar özgürce yürüyebilmeli, Gülşahlar notalara umutla basabilmeli!
Güçlünün güçsüze tahakküm sistemi varlığını sürdürdüğü sürece, kimseye rahat olmayacağını biliyor ve ‘tadınız kaçsın’ diyoruz. 
 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.