Biz üniversiteyi kazanmadık; üniversite bizi kazandı!

Biz üniversiteyi kazanmadık; üniversite bizi kazandı!

Üniversite kapılarının ardında bizi nelerin beklediğinin cevabını verelim.

Fırtınalı sınava hazırlık, tercih dönemi derken artık yerleştirmelerin açıklandığı safhaya gelmiş bulunuyoruz. Komşu teyzeden, öğretmenlere, arkadaşlarımıza, ailenin 4. dereceden akrabalarına kadar herkes tek yürek tek soru; “nereyi kazandın?” Bu cümlenin bunalımlı etkisini bir kenara bırakalım, üniversite kapılarının ardında bizi nelerin beklediğinin cevabını verelim.

Dağcılık merakından, Latin esintilerine, 
tiyatro metni ezberlemekten, sinema günlerine: 

KULÜPLER, KULÜPLERİMİZ...

Test kitaplarını bir kenara fırlatıp önümüze kulüp broşürlerini çekelim hemen. Üniversitelerin sosyal kültürel yaşamının bel kemiği olan kulüp ve topluluklara merhaba demenin, ilgimizi çeken konulara ilişkin bir şeyler üretmeye başlamanın zamanı geldi. Artık doğa yürüyüşü mü yapmak istersiniz, film incelemeleri mi? Yalnızca hobi için değil üniversitenin işleyişine, ülkenin gidişatına söz söyleyebileceğiniz yerler olarak da düşünmelisiniz.
Kapatılan tiyatrolar, çello çaldığı için darp edilen müzisyenler, sansürün sanatın her alanına girmesiyle daha cesur kulüplere de ihtiyaç olduğu gerçeğini ortaya  koyuyor. Doğanın talan edildiği, bin yıllık zeytin ağaçlarının yerine beş yıldızlı oteller dikilmeye çalışıldığı bir ülkede doğa yürüyüşü yapmanın, kampçılığı öğrenmenin yolu tüm bunlara ses çıkarmaktan geçer hale geliyor. Öyleyse hem hobilerini geliştirmenin, çevre edinmenin hem de üniversitelerden ses çıkarmanın yerleri olarak bir kulübe üye olmak yapılacaklar listesinin başında yer almalı. 

KYK-Özel Yurt-Akraba Evi:
BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ

Gençlik ve Spor bakanlığının açıklamasına göre ülke genelinde toplam 727 yurt bulunuyor. Bu yurtların yatak kapasitesi ise yaklaşık 182 bin. Peki kaç üniversite öğrencisi var dersiniz? 7 milyon 198 bin 987 öğrenci bulunuyor. Rakamlara bakılırsa KYK, özel yurt, akraba evinden oluşan bermuda şeytan üçgenine hoş geldiniz! KYK yurtları da ücretsiz değil; aylık ortalama olarak 180 TL ücret ödemek zorundasınız. 8 kişilik odalar, hormonsal dengenizi alt üst eden yemekler de cabası! Ama öte yandan oda arkadaşlığını öğrendiğiniz, sorunlarınıza beraber çözüm aradığınız günlerin de kapısını açmış oluyorsunuz. 
Özel yurtlar ise her ay bir asgari ücrete yakın fiyatları arasında yemekten kessem diye düşünerek kayıt yaptırabilirsiniz. En kötü seçenek olarak kendini ebeveyn otoritesi kurmaya ant içmiş akrabalar yanında üniversite öğrencisi hayatını yaşamaya çalışmak. Buranın çözümü de sizin yaratıcılığınıza kalmış.

Prosedür ne demek tanışalım:
ÖĞRENCİ İŞLERİ BÜROSU

Öğrenci belgesi almak, ders seçimi yapmak, sınav tarihlerini öğrenmek gibi okul yaşantısının vazgeçilmez işlerinin idare edildiği büro. Kayıt yaptırdığınız üniversitede ilk öğrendiğiniz yer. Öğrenci işlerinde çalışan memurlar pek güler yüzlü sayılmazlar. Prosedür işlerinizi hızlıca çözmek istiyorsanız okulun internet sitesinden nasıl yapılacağına bakmanız ve üst sınıflara danışmanızda fayda var. Yoksa bir öğrenci belgesi almaya çalışmak Amerikan vizesi almaktan daha zor hale gelebilir.

Burası Survivor:
METROBÜS/METRO

Ulaşımın bir survivor macerasına dönüşme olasılığının en yüksek olduğu illerin başında İstanbul, Ankara, İzmir geliyor elbette. Özellikle İstanbul’da bir üniversiteye yerleştiyseniz okulunuza en az 1 saatlik bir mesafede yaşıyor olmanız şaşırtıcı olmaz. Öğrenci akbilinizde her bir basım için 1,25 liraya sahip olmanız gerekiyor. Metrobüs denen bir ulaşım aracının nasıl bir şey olduğunu ise ancak yaşayarak öğrenebilirsiniz. Hacettepe Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi gibi üniversiteler ise ulaşım konusunda ring sorunuyla gündemimize giriyor. Ring otobüslerinin sayılarının az olması, çoğu üniversitede ücretli olması beraberinde pek çok sorunu da getiriyor. Çözümünü bulmak ise yine bizlere düşüyor; imza kampanyaları, yollara dökülüp yürüyerek tepki göstermeler, öğrenci temsilciliklerinin çabası ücretsiz ve rahat bir ulaşımı sağlamanın yolları olarak deneyimle sabit!

FF ne demek?:
VİZE VE FİNAL DÖNEMLERİ

Kulağa uzaktan, göze İnstagram sayfalarından hoş gelen dönem. Ders çalışmayı son güne bırakmayacağınızı biliyoruz. Ama olur da çok mühim işlerinizden dolayı son gün çalışmak zorunda kalırsanız diye birkaç tavsiyemiz var. Sağlık uzmanları çok fazla kahve tüketmeyin uyarılarında bulunsa da bol miktarda kahve bu dönemlerin sadık dostudur. Kütüphane köşelerinde bir yer edinmek de yatağınızın çağrılarını yanıtsız bırakacaktır. Not bulma telaşı ile fotokopicilere yemenizden içmenizden kıstığınız paraları bırakmak, bitmeyecekmiş gibi gelen kuyruklarda beklemek de bu dönemin ritüelleri arasında yer alıyor. Tüm bu önerilere rağmen harf notunuzda “FF” yazıyorsa “ben nerede hata yaptım?” sorusu ile ders çalışmaya baştan başlayınız. Dönem boyu tuttuğu notları paylaşmayan arkadaşlardan olmayalım, paylaşalım, hepimiz aynı gemideyiz neticede. 


“İçine atlet giy, sulu yemek ye”
ANNE ÖĞÜTLERİ:

Her gün telefonda “aman yavrum dikkat et, geç saatte dışarıda kalma, sınavlara çalışıyorsun değil mi?...” Sorularına “evet, tamam, merak etme, yurttan izin alıp Pelinlerde ders çalışacağım anne” gibi cevaplar cebinizde hazır bulunmalı. Eğer öğrenci evinde kalıyorsanız memleketinizden gelecek bir koli sizi hiç değilse bir hafta idare edecektir. Ayrıca sağlığınız açısından annenizin öğütlerine kulak vermeniz ve üçüncü dünya savaşı çıkmasını engellemek için onun evinize yapacağı ziyaretlerden önce temizlik yapmanız sizin için iyi olacaktır. Neticede küf tutmuş kahve bardakları rahatsız edici şeyler olarak bilinir.

Beşinci günün şafağında
ÜNİVERSİTEDE DEMOKRASİ

Son iki yılda yaklaşık 5 bin akademisyen üniversite kürsülerinden ihraç edildi. İnsanın insan olma hakkının elinden alındığın bir dönemde, toplum için, bilimden yana olan hocalarımız için Ortaçağdaki cadı avlarını aratmayacak bir dönem başladı. Üniversite kapılarından içeri Ortaçağ karanlığı dolu dizgin girmeye, yaşamdan, doğadan, ifade özgürlüğünden yana olan ne varsa boğmaya başladı. Üniversite yalnızca bir diploma kapısı olarak kalırsa, kendimizin de bu karanlığın içinde boğulacağını bilmeliyiz. Üniversitede demokrasi işte bu nedenle vazgeçilmez bir talep. Hangi üniversitede hangi bölüme gidecek olursak olalım bu gerçeği bilerek okul kapısından içeri girelim. Eğitimin niteliksizliğini, parası olmayana eğitimin neredeyse imkansız olduğunu biliyoruz hepimiz. O halde biz üniversiteyi kazanmadık. Üniversite, tüm bunları değiştirmek üzere bizi kazandı diyebiliriz!

www.evrensel.net