CHP’li komisyon üyeleri Aladağ raporuna şerh koydu!

CHP’li komisyon üyeleri Aladağ raporuna şerh koydu!

Aladağ'da 11'i çocuk 12 kişinin hayatını kaybettiği yurt yangınını araştıran Meclis Komisyonunun CHP'li üyeleri, hazırlanan rapora şerh koydu.

Volkan PEKAL
Adana

Aladağ’da 29 Kasım 2016’da gerçekleşen ve 11'i çocuk 12 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan yurt yangınını araştıran Meclis Komisyonunun CHP'li üyeleri, komisyonda muhalefetin taleplerinin yok sayıldığı ve hükümet yetkililerinin kamu görevlileri ve cemaatleri korunmak istediği gerekçeleriyle hazırlanan rapora şerh koydu. 

Komisyonun CHP’li üyeleri, Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Gaye Usluer, İstanbul Milletvekili Mustafa Ali Balbay, Bartın Milletvekili Muhammed Rıza Yalçınkaya ve İstanbul Milletvekili Gülay Yedekçi,  yangınını araştırmak, benzer acıların bir daha yaşanmaması, kamusal eğitim ve barınma haklarının tüm öğrenciler için güvence altına alınması için ortak oluşturulan komisyonun amacına ulaşmadığını belirttiler.  Vekiller, koydukları şerhte komisyonun bu tarz çalışma biçimi nedeniyle, ne yangınla ilgili örtülü gerçekler aydınlatılabildiğini, ne de yeni yangınların önlenmesine dair kayda değer bir garanti verilebildiğine dikkat çekti.

RAPORA GÖRE MEVZUAT YETERSİZMİŞ

AKP’li komisyon üyelerinin raporunda, Aladağ'daki yurt yangını ile ilgili “çeşitli ihmallerden kaynaklanan doğal olmayan bir afet” şeklinde tespitte bulunularak yasal mevzuatın denetimi güçleştirdiği belirtildi. "Barınma Hizmetleri Çerçeve Denetim Standardı" hazırlanmasının da öngörüldüğü raporda, öğrencilere barınma hizmeti veren tüm özel ve resmi kurumların aynı ölçütlerde denetlenmesinin sağlanması gerektiği belirtilirken adım adım yangına giden ihmallerde kamu görevlilerinin sorumluluğu atlandı.

'SUÇLU KİŞİ VE KURUMLAR KORUNUYOR'

Ailelerin, Milli Eğitim Müdürü, Okul Müdürü, Fon Müdürü gibi kamu görevlilerinin kendilerini yurda yönlendirdiğini söylediğinin belirtildiği şerh metninde, suçlu kişi ve kurumların AKP Hükümetinin yeni gözdesi olduğu düşünülen cemaatlerden olduğu için maksatlı olarak korunduğunun düşünüldüğü dile getirildi.

Yurtta, hiç ortaöğretim öğrencisinin kalmadığına ve bu durumun müfettiş raporlarında da belirtildiğinin aktarıldığı şerh metninde “Yurtta ilk ve ortaokul öğrencilerinin sürekli barındırıldığı tespit edilmesine rağmen, bu durumun nedenleri araştırılmamış, üstün körü rapor tutularak geçiştirilmiştir” denildi. Yurdun zemininin yanıcı bir madde ile kaplı olması ile ilgili  AKP Milletvekili Fatma Güldemet Sarı, Aladağ’da yapılan incelemede yerdeki halıları görüp, “Şunları tutup fırlatasım var” dediğinin belirtildiği şerh metninde “Bu hissiyata rağmen birilerinin korunmasına göz yumulması bizi derin bir vahamete sürüklemiştir” diye belirtildi.

'ÖZEL YURTLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ TARİKATLARIN ELİNDE'

Türkiye'de toplam 3 bin 887 özel öğrenci yurdu bulunduğunun, 'FETÖ' soruşturmalarında 820 yurdun devlete devredildiğinin belirtildiği şerhte, “Özel yurtların büyük bir bölümünün Süleymancılar, Menzil, İsmail Ağa, Nurcular, Nakşibendiler gibi tarikatların elinde olduğu tarafımıza iletilen bilgiler dâhilindedir. Rakamlar, yurtlarda devletin değil tarikat ve cemaatlerin etkili olduğunu ortaya koymuştur. Kontenjanı 374 bin olan yurtlarda, 204 bin öğrenci kalmaktadır” denildi.

'ÖZEL GİRİŞİMCİLİK ADI ALTINDA YENİ PARALEL YAPILARIN ÖNÜ AÇILIYOR'

AKP’nin 2002 yılından bu yana kapatmaya başladığı Yatılı İlköğretim Bölge Okullarını’nın sayısının azalması ile birlikte köylerde bulunan öğrencilerin cemaat, dernek ve vakıfların merdiven altı kaçak açtıkları ev, yurt ve pansiyonlarda kalmaya başladıklarına dikkat çekilen şerhte, MEB’in Mayıs ayında “Özel Öğrenci Yurtları Yönetmeliğinde” yaptığı değişiklikle gerçek ve Tüzel kişilere Ortaokul düzeyinde yurt açma izni verdiği hatırlatıldı. Milli Eğitim Bakanlığının sorumluluk alanında olan anılan asli hizmetlerin özel teşebbüsler eliyle tamamlanmaya çalışılmasının kabul edilemez olduğunun vurgulandığı şerhte, “Özel girişimcilik adı altında eğitim hizmetlerinin, amaçları belirsiz dini cemaatlere verilmesinin inanç grubu görünümlü suç örgütlerini cesaretlendireceği unutulmamalıdır. Ülkemizin yakın zamanda yaşamış olduğu darbe tehdidi ve 'FETÖ' gerçeği ortada dururken, bu tür yapılanmalara izin verilmesi “Yeni paralel yapılar” oluşmasına alan açılması anlamına gelmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Son Düzenlenme Tarihi: 30 Temmuz 2017 13:25
www.evrensel.net