'Meslektaşlarımızı ve halkın haber alma hakkını savunacağız'

Cumhuriyet gazetesi davasının 3. gününde Cumhuriyet Koordinasyonu adına yapılan açıklamada 'Halkın haber alma hakkını savunacağız' denildi.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Cumhuriyet gazetesi davasının üçüncü günüde Cumhuriyet Koordinasyonu adına açıklama yapan Hasan Cemal, içinde 667 kez haber geçen iddianamenin davasının daha ilk gününden çöktüğünü söyledi. Cemal, “Cumhuriyet’i, meslektaşlarımızı, mesleğimizi, halkın haber alma hakkını savunacağız” dedi.

Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasının suçlama konusu edildiği dava kapsamında, 11’i tutuklu, 17 Cumhuriyet gazetesi çalışanıyla birlikte toplam 19 kişi yargılanlandığı davanın ilk duruşması üçüncü gününde Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesindedevam etti. “FETÖ PDY, DHKP-C ve PKK terör örgütü propagandası yapmak ve bu örgütler adına suç işlemek” iddiasıyla tutuklanıp, “Söz konusu örgütlere üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek” (TCK 220/7) suçlamasıyla yargılanan gazetecilerin gazetecilerin savunmasıyla süren duruşmada gazetenin yazırı Hakan Karar savunmaya yapmaya başladı. 

‘9 AYDIR HAPİSTE OLMASAM İDDİALARA GÜLER GEÇERDİM’

Kara savunmasında, “34 yıldır Cumhuriyet’te çalışıyorum. Gazetede bugüne kadar 2 bini aşkın haber, röportaj, söyleşi ve köşe yazım yayınlandı. Bunların arasında FETÖ’yü öven tek bir yazı yok. Eğer 9 aydır hapiste olmasam bu iddiaları ciddiye bile almaz güler geçerdim. Dün FETÖ’cüler Cumhuriyetçileri, Ergenekonculukla suçlayıp hapse attılar. Bugünse Cumhuriyetçiler FETÖ’cü diye suçlanıyorlar ve yine hapisteler. Amaç aynı: Cumhuriyet’i susturmak. Fakat bu sefer ikinci bir amaç daha var. Tüm medyaya gözdağı vermek. Tüm muhalif sesleri susturmak” dedi. 

‘İDDİANAMEDEKİ SUÇLAMALAR YERSİZ’

Üçüncü günde savunmalar başlamadan Cumhuriyet Koordinasyonu da bir açıklama yaptı. Adliye önünde yapılan açıklamada Koordinasyon adına konuşan Gazeteci Hasan Cemal yapılan savunmalara atıflar yaparak, “İddianamedeki suçlamaların ne kadar yersiz olduğunu görmüştük. Ama savunmalarını dinledikten sonra suçlamalar hakkında aklımıza ister istemez Yusuf Hayaloğlu’nun şu dizeleri geliyor, “Nereden baksan tutarsızlık nereden baksan ahmakça” dedi.

PİDE SİPARİŞİ, OTOMOBİL TAMİRCİSİ...

İddianamedeki suçlamaları hatırlatan Cemal şunları söyledi: “Neden mi böyle diyoruz? Çünkü 2011 yılında bir otomobil tamircisine gönderdiği 345 lira tutarındaki banka havalesi, hesap sahibinin 2009 yılında çalıştığı şirketin bugün FETÖ olarak adlandırılan cemaatle ilişkide olması iddiasıyla Önder Çelik, FETÖ’yle ilişkilendiriliyor.

Çünkü iddianamede Güray Öz’ün iki ByLock kullanıcısıyla irtibatta olduğu söylendiği halde bu kişilerden biri telefonun eski sahibinin aradığı bir numara diğeri ise Güray Öz’ün pide sipariş ettiği Çankaya’daki bir pideci.  

Sanıyorsunuz ki iddianamedeki absürtlükler bunlarla sınırlı. Keşke öyle olsaydı ama değil. 

İddianamede bir de parkecinin oğlu var. Bu kim mi? Akın Atalay’ın 2011 yılında 2 bin 500 liraya parke yaptırdığı kişinin oğlu. Bu kişinin, Bursa’da yemek yediği restoran hakkında FETÖ soruşturması başlatılınca bu Cumhuriyet iddianamesinde Akın Atalay’la ilgili bir suç isnadına dönüşüyor.”

‘DAVA DAHA İLK GÜNDEN ÇÖKMÜŞTÜR’

Soruşturma savcısının FETÖ’den soruşturulduğunu, duruşma savcısının Fethullah Gülen aleyhine hakaretten Mine Kırıkkanat’a soruşturma açtığı bir durumla karşı karşıya olunduğunu söyleyen Cemal, “Yıllarca Gülen cemaatine ilişkin eleştirel görüşleri okuduğumuz Cumhuriyet gazetesi bugün FETÖ’yle ilişkilendiriliyor. İmamın Ordusu kitabını yazarken tutuklanan Ahmet Şık’ın çalıştığı Cumhuriyet gazetesinden bahsediyoruz. 

Haksız mıyız? Tüm bunlar bir hukuk garabetine işaret etmiyor mu? Bu davanın trajikomik bir iddianamesi olduğuna işaret etmiyor mu? İçinde 667 kez haber geçen iddianamenin davası daha ilk günden çökmüştür” diye konuştu.

MESTEKTAŞLARIMIZI VE MESLEĞİMİZİ SAVUNACAĞIZ

“Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmeninin odasının bir tarafı mezarlığa diğer tarafı adliyeye bakar. Bize hangi bedel ödetilmeye çalışılırsa çalışılsın, biz İlhan Selçuk’un, Uğur Mumcu’nun, Hrant Dink’in, Musa Anter’in, Metin Göktepe’nin yolundan dönmedik dönmeyeceğiz” sözlerini hatırlatan Cemal, “Cumhuriyet gazetesini, meslektaşlarımızı, mesleğimizi, halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğiz” dedi.


CUMHURİYET ÇALIŞANLARINI SERBEST BIRAKIN

Uluslararası Yazarlar Derneği PEN’in Almanya Şubesi Başkanı Regula Veske, Cumhuriyet davasının başlaması nedeniyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakanı Binali Yıldırım’a bir açık mektup yazdı. “Muhtemelen yazdığım bu mektubu okumaya cesaretiniz olmayacak” diyerek Erdoğan ve Yıldırım’a seslenen Venske, Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının serbest bırakılmasını talep etti. 

Bir yıl içinde Türkiye’de tutuklanan gazeteci sayısının en az 160’ın üzerinde olduğunu hatırlatan PEN Almanya Başkanı, böylece Erdoğan ve Yıldırım’ın ülkeyi “dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi” konumuna getirdiğini söyledi. 

Kaleme aldığı mektuba ilişkin DW Türkçe’ye konuşan Regula Venske, “Türkiye artık dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi oldu. Bu konuları ne kadar tekrarlasak az. Tabii ki hitap ettiğim politikacıların mektubumu okumalarını ve öz eleştiride bulunmalarını isterim ama bu yönde pek umudum yok” dedi.

Cumhuriyet davasına ilişkin değerlendirmede bulunan Venske şunları söyledi: “Geçmişte bu gazetede çalışan birçok isim tutuklandı, işkence gördü, hatta öldürüldü. Ama gazete hiç şimdiki kadar büyük bir saldırıyla karşı karşıya kalmadı. Eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar Almanya’da sürgünde. Tutuklu yargılanan Cumhuriyet çalışanlarına yöneltilen suçlamalar ise tamamen absürt. Örneğin Gülen hareketi ile bağlantılı olmakla suçlanıyorlar. Oysa daha birkaç yıl öncesine kadar Fethullah Gülen hakkında eleştirel yayın yaptıkları için yargılanıyorlardı.” (MEDYA SERVİSİ) 

Son Düzenlenme Tarihi: 26 Temmuz 2017 19:01
www.evrensel.net