Dokuz Eylül’de barış imzacısı 12 akademisyen açığa alındı

Dokuz Eylül Üniversitesi'nde 12 barış imzacısı akademisyen Rektörlük kararı ile açığa alındı. Tepkiler sürüyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde barış bildirisine imza atan 12 akademisyen üniversite yönetimince açığa alındı. Açığa alınan akademisyenler arasında İzmir’de mülteciler için yaptıkları çalışmalarla tanınan Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi ve bir süre önce emekli olan Prof. Dr. Yeşim Edis Şahin de bulunuyor. Açığa alınan akademisyenler Evrensel'e değerlendirmelerde bulundu. Ayrıca açığa alınmaların ertesi günü protesto eylemi yapıldı.  

EMEKLİ OLAN AKADEMİSYENİ AÇIĞA ALDILAR!

Barış bildirisine imza attıkları için daha önce haklarında soruşturma açılan akademisyenler, söz konusu soruşturma kapsamında açığa alındı. Rektörlük tarafından açığa alınan akademisyenlerin isimleri şöyle: Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Cem Terzi, Prof. Dr. İzge Günal, Prof. Dr. Halil Resmi, Doç. Dr. Halis Ulaş ile İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşen Uysal, Dr. Nuri Erkin Başer, Araştırma Görevlileri Aydın Arı, Dilek Karabulut ve Serap Sarıtaş, Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Emel Yuvayapan, Doç. Dr. Seçkin Aydın ve Prof. Dr. Yeşim Edis Şahin. 

‘ASIL HEDEF ÜNİVERSİTELERİ BİTİRMEK’

Evrensel’e açıklama yapan açığa alınan akademisyenler, iktidarın asıl hedefinin üniversiteleri tamamen bitirmek olduğunu, barış bildirisine imza atmanın bir bahane olduğunu dile getirdi. 

Kasım’da emekli olduğu halde, açığa alınan akademisyenler arasında olan Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Eski Başkanı, emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yeşim Edis Şahin, kendisine henüz bir tebligat gelmediğini dile getirerek, “Emekli olanların bazılarını KHK ile attılar. Onun arkasındaki mantık şu. Bir daha üniversiteye dönüp ders veremesin. Bu nedenle benim listede olmamın tek açıklaması bu. Örneğin ben gelecek yıl açıktan ders verebilirdim üniversitede. Ya da YÖK yasası değişmediği sürece şu anki verili koşullarda emekli öğretim üyesi dekanlığın oluru olursa geriye dönebiliyor. Benim geri dönüş hakkım vardı, bu hakkım elimden alındı. Her şeyin bir bedeli var, bizim çekeceğimiz bedel buysa biz de bunu çekeceğiz. İnsanlar canını verdi. Gün gelir biz onları uzaklaştırırız, günü gelir döneriz”dedi. 

‘YETER Kİ ANALAR AĞLAMASIN’

Prof. Dr. Cem Terzi de "İnsan olarak bizi değerli kılan tek şey almaya gönüllü olduğumuz risklerdir. Barış için her bedel ödenir, yeter ki analar ağlamasın” dedi.

Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzge Günal da, şu an kendi durumlarına üzülemediklerini ifade ederek, “112 gündür açlık grevinde insanlar var ve şu an hapisteler. Bunların yanında açığa alınmak hiçbir şey değil. İlk kararname ile de atacaklarını düşünüyorum” dedi. 

'ÜNİVERSİTELERİN TASFİYESİNİN BİR PARÇASI'

İktisat Fakültesi Ar. Gör. Aydın Arı da, faşizm koşullarında bunların normal olduğunu ifade ederek, “Açlık grevindeki arkadaşlarımız ölüm sınırına yaklaştı, başka yerlerde insanlar ölüyor. İnsanların yok yere öldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Mücadelemiz sürecek. Üniversiteye geri döneriz. Bize yönelik olarak algılamıyorum. Üniversitenin tasfiyesinin bir parçası. Barış imzacılarını bahane yaptılar. Fırsat biliyorlar bunu. Bu olmasa başka bir nedenle atacaklardı” dedi. 

AKADEMİSYENLERİN AÇIĞA ALINMASI PROTESTO EDİLDİ

Türk Tabipler Birliği, SES İzmir Şubesi ve Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi tarafından DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi önünde yapılan uzaklaştırma kararının geri çekilmesi istendi. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri'nin temsilcileri ile görevinden uzaklaştırılan akademisyenlerin öğrencilerinin ve  hastalarının da katıldığı açıklamada ‘Barıştır sözümüz vazgeçmeyeceğiz’ pankartı açıldı. Ayrıca ‘Ne KHK, Ne Rektör Baskısı Barış Talebimizi Susturamaz’, ‘Hocama Dokunma’, ‘Barış’ yazılı dövizler de taşındı. Açıklamada, Rektör kararından vazgeçmeye çağrıldı.

'BARIŞ HER TÜRLÜ BEDELE DEĞER'

İlk olarak açığa alınan akademisyenler adına konuşma yapan Prof. Dr. Cem Terzi, barış taleplerinden ne olursa olsun vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak “Barış bu topraklara kolay kolay gelmiyor. Neden? Hakikatlerle barışamadığımız için. Hakikat ile yüzleşemediğimiz için birbirimizle de yüzleşemiyoruz. Bugün yaşadığımız her kötülüğün kökü toplumsal tarihimizdeki hakikatlerle yüzleşmeye cesaret edemediğimizden ve böyle bir geleneğimizin olmamasından kaynaklanıyor. Barış hakikatle gelir. İnsan olarak bizi değerli kılan tek şey eşitlik için özgürlük için adalet için ve barış için ödemeye gönüllü olduğumuz bedellerdir Barış talebi her tür bedeli ödemeye değer, biz bedel ödeyelim yeter ki analar ağlamasın. Yaşasın analar. Yaşasın bütün analar. Yaşasın hakikat! Yaşaşın hayat!" dedi.

'BARIŞ İSTEDİKLERİ İÇİN HEDEF SEÇİLDİLER'

Ortak basın metnini okuyan TTB İkinci Başkanı Sinan Adıyaman imzacı akademisyenlerin iyi hekimlik değerleri ile akademik özgürlükleri savundukları, emek, barış ve demokrasi mücadelesi verdikleri için hedef seçildiklerini belirterek “OHAL ile birlikte toplumun her alanında eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi isteyenler susturulmak istenmekte, işinden ve özgürlüklerinden olmaktadır. Ülkemizde umut kesilen adalet, büyük bir toplum kesimini harekete geçirmiş ve onu arayanları ortak bir hedefte birleştirmiştir” dedi.

‘HUKUKİ MÜCADELE DE VERECEĞİZ’

Açığa alınmalara karşı hukuksal mücadele vereceklerini de dile getiren Adıyaman şunları söyledi “Emeğin, demokrasinin, hukukun, toplumsal barışın ve iyi hekimlik değerlerinin güçlenmesi ve görevlerine son verilen meslektaşlarımızın öğrencilerine ve hastalarına bir an evvel yeniden kavuşmaları talebini güçlü bir şekilde dile getiriyoruz. Meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu, görevlerine dönmesi için tüm kurumsal ve hukuksal olanaklarımızla mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşırız.”

‘ADALET SOKAKTA SAĞLANIYOR ARTIK’

Eğitim Sen İzmir 3 Nolu Şube Başkanı Ulaş Yasa da, ihraç edilen ve açığa alınan bütün akademisyenler için adalet istediklerini belirterek “Çünkü bu ülkede adalet artık maalesef mahkeme salonlarında değil sokaklarda mücadele edilerek verilerek sağlanır hale geldi. Bu hale gelmemizin sebebi ülkeyi OHAL’le yöneten siyasi iktidardır. İktidarı da bir kez daha kınıyoruz. Bunun en büyük sorumlularından da biridir rektördür. Bu sorumluluktan kaçamaz ya bunu düzeltecek hocalarımızın öğrencilerine ve hastalarına kavuşmasını sağlayacak ya da her akademisyene yakışır bir şekilde istifa edecek ve hocalarımızın yanında olacak” dedi.

Açıklamanın ardından 'Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz', 'Barış İsteyen Hocama Dokunma', 'Yaşasın Halkların Kardeşi', ve 'Ne Darbe Ne OHAL Demokrasi Derhal' sloganları ile Tıp Fakültesi Dekanlığının önüne yüründü.

KESK: BİLİM DE, ÖZGÜR DÜŞÜNCE DE İHRAÇ EDİLMİŞTİR

KESK İzmir Şubeler Platformu da her hafta yaptığı ihraçlarla ilgili eylemini bu hafta DEÜ'de açığa alınan barış imzacısı akademisyenlere ayırdı, herkes için adalet ve barış istedi. 

KESK İzmir Şubeler Platformu KHK'ler ile kamu kurumlarında devam eden ihraç, açığa alma, sürgün, ceza ve baskılarla ilgili her hafta Çarşamba akşamı yaptığı oturma eylemini sürdürüyor. Karşıyaka Çarşı girişinde toplanan kamu emekçileri, "İhraçlarınıza, açığa almalarınıza, sürgün ve cezalarınıza teslim olmayacağız" pankartı açarak sık sık, "Yaşasın onurlu mücadelemiz" , "Direne direne kazanacağız" , "Susma haykır OHAL'e hayır" , "İşimizi geri istiyoruz" sloganları attı. 

KESK İzmir Şubeler Platformu Sözcüsü BES İzmir Şube Başkanı Mustafa Güven "Bu ülkede barış olmadan, özgür düşünce olmadan bilim olmaz diyen, doğal ki bir bilim insanı ve aydın duyarlılığıyla insanların ölmesine karşı duran, bu tavrı ile de hayat kurtarmak isteyen, laik, bilimsel, demokratik özerk üniversiteyi savunduğu için ihraç edilen ve açığa alınan akademisyenler onurumuzdur. Üniversitelerden sadece akademisyenler değil aynı zamanda üniversitelerden bilim de, özgür düşünce de ihraç edilmiştir. Ancak mücadele alanlarında, bu ülkenin demokrasi deneyimleri, çağdaş evrensel değerler ülkeyi karanlığa boğmak isteyen, halkı açlıkla savaşla terbiye etmek isteyen AKP iktidarından çok daha güçlüdür. Aydınıyla, akademsyeniyle, işçisi emekçisiyle her renkten, düşünce ve milliyetten demokratik kazanımlarımıza sahip çıkacağız" dedi.

Herkes için barış ve adalet istediklerini dile getiren Güven şunları söyledi "Bu saldırılar gösteriyor ki AKP iktidarı en küçük bir demokrasi kırıntısına dahi tahammül edilemez bir ekonomik ve siyasal krizin içindedir. Bizler demokratik, laik, barış ve huzur içinde bir ülke için adalet yürüyüşünün içinde küçük adımlarımızı büyük umutlarla birleştirmeye tüm ezilenleri, işçileri, emekçiler, emek demokrasi güçlerini ortak mücadeleye çağırıyoruz".

İZMİR TABİP ODASI’NDAN TEPKİ

Açığa alınan akademisyenlerden Dr. Cem Terzi, Dr. İzge Günal, Dr. Halil Resmi ve Dr. Halis Ulaş Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi akademisyenlerinden. İzmir Tabip Odası da yaptığı yazılı açıklamada, “Kamu görevinden ihraç veya uzaklaştırma yaptırımı, hukukun öngördüğü en ağır idari yaptırımdır. Bu kararlar, hukukta son seçenek olarak düşünülmesi gereken kararlardır. Bilim insanı olarak düşüncelerini açıklayan öğretim üyelerinin düşüncelerinin oluşturduğu rahatsızlık, kamu görevinden ihraç veya uzaklaştırma için gerekçe olamaz. meslektaşlarımızın bir an evvel görevlerine iade edilmelerini, öğrencileri ve şifa bekleyen hastaları ile buluşmasını istiyoruz” denildi. (İzmir/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 29 Haziran 2017 20:54
www.evrensel.net