Adalet, demokrasi isteyenlerin ortak talebi

Adalet, demokrasi isteyenlerin ortak talebi

'Adalet Yürüyüşü'ne katılan EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, adalet talebinin güncelliğini ve ortak mücadelenin önemini kaleme aldı.

Selma GÜRKAN
EMEP Genel Başkanı

AKP iktidarının, tek adam-tek parti rejimini inşa ederken uyguladığı politikaların sonuçları, halkı nefes alamaz hale getirdi. Parlamentoda dahi siyaset yapma koşullarının kalmadığı bu dönemde CHP, Milletvekilleri Berberoğlu’nun, MİT TIR’ları davasından ceza verilerek tutuklanması üzerine “Adalet” talebiyle İstanbul’a yürüyüş kararı aldı. Yürüyüşün üçüncü gün etabına, MYK Üyemiz Levent Tüzel’in de yer aldığı parti heyetimizle katıldık. Oğlu harp okulu öğrencisiyken 15 Temmuz nedeniyle tutuklu olan Veysel Kılıç’ın “Kendi ortaklıklarının hesabını vermeyenler öğrenci olan oğlumdan hesap soruyor, adalet bunun neresinde” sorgulaması onun adalet talebini tarif ediyor. Kızı KHK ile ihraç edilen annenin “Ben onu sırtımda tezek taşıyarak okuttum” feryadı da onun adalet talebini tarif ediyor. Toplumda kime dokunsak kendine göre bir adalet talebi tarif edecektir. Çünkü yargıda, sınavda, atamalarda, bürokraside, kısacası AKP iktidarının hükümet etme ve devlet yönetme yöntemlerinin hiçbir yerinde adalet yok.

Yürüyüş başladıktan sonra hükümet kanadından yapılan açıklamalar tehdide dönüşmüş durumda. En son AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın yargıya talimat verir şekilde Kılıçdaroğlu’yu kastederek “Yargı yarın eğer sizi de bir yerlere davet ederse şaşmayın” tehdidi ve “Bu yürüyüşe verilen yasal izin iktidarımızın lütfudur” kibri bu yürüyüş kararının konusu ve zamanlamasının ne kadar isabetli olduğunu göstermektedir.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasında CHP’nin evet kararı eleştirilmekle birlikte genel kamuoyu bu talebi sahiplendi ve talebin gerçekleşmesi için mücadeleye geçilebileceği yönünde eğilimler gelişti. Bu karar hepimizin bildiği üzere, HDP eş başkanları Demirtaş ve Yüksekdağ başta olmak üzere muhalefet partilerinden milletvekillerinin, siyasetçilerin, gazetecilerin tutuklandığı, basının susturulmaya çalışıldığı, grevlerin, toplu gösterilerin yasaklandığı, her türlü muhalefetin cezalandırıldığı bir dönemde alındı. “Adalet” talebinin salt Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasını kapsamaması, tüm hukuksuzluklara, tüm haksızlıklara karşı savunulan bir talep olması önemliydi.

Tek adam, tek parti yönetimine karşı, grevi yasaklanan işçinin, ihraç edilen emekçinin, kıdem tazminatını ve iş güvencesini korumak isteyenlerin, tutuklu gazeteci, siyasetçi ve muhaliflerin adalet ve demokrasi talebinin ortaklaşma zemini çok güçlüdür. Erdoğan ve AKP hükümetinin baskı, sömürü ve yağmayla güçlenen siyasal gericiliğini geriletmenin, hak ve özgürlüklerin gasbedilmesini engellemenin yolu ortak mücadeleden geçmektedir. “Hayır” cephesini aşarak, her siyasal, toplumsal kesimden halkın sorunlarının ve taleplerinin ortaklığında kendini göreceği bir demokrasi hareketi oluşturmanın olanakları iyi değerlendirmelidir. Elbette yanlış kararlar, politikalar eleştirilebilir, eleştirilmelidir ama bugün merkeze mücadelenin ortaklaştırılmasının konulacağı dönemdir. CHP’nin yürüyüş kararı, esasında farklı siyasal çevreler tarafından da olumlu karşılanmıştır. HDP’nin bu yürüyüş için geç ama olumlu şeklindeki değerlendirmeleri ve “birlikte yürümeye hazırız” açıklamalarıyla verdiği destek önemlidir. Şimdi emek meslek örgütlerinin, inanç örgütlerinin, adalet ve demokrasi taleplerini gerçek içerikleriyle birlikte sahiplenen siyasi partilerin, aydınlar, sanatçılar tarafından sembolik katılımlarla yürüyüşü güçlendirmesi önemlidir. Aynı zamanda “Adalet” yürüyüşünü bulunduğumuz her yerde demokrasi mücadelesini ilerletecek birliklerle güçlendirme zamanıdır.

Burjuvazinin gelişim sürecinde ortaya çıkan “adalet” talebi, kapitalist emperyalist sistemin karanlığında, onun siyasal iktidarlarının politikalarında güncelliğini korumaya devam ediyor. Şimdi demokrasiyi kazanmak için mücadeleyi birleştirme zamanı.

Son Düzenlenme Tarihi: 18 Haziran 2017 12:46
www.evrensel.net