Hükümet çalıştırdığı işçinin hakkını gasbetmiş

Hükümet çalıştırdığı işçinin hakkını gasbetmiş

Hükümet, 2010-2016 arasında İŞKUR işverenliğinde çalıştırılan 1 milyon 656 bin 332 işçinin kıdem tazminatını gasbetmiş.

AKP Hükümeti “Herkes kıdem tazminatı alsın istiyoruz” diye propaganda yapıyor. Ama 2010 yılı ile 2016 yılı arasında İŞKUR işverenliğinde çalıştırılan 1 milyon 656 bin 332 işçinin kıdem tazminatını gasbeden de bizzat devletin kendisi. Zira iş sürekli olsa da işçilerin yıllarını doldurmasına izin verilmiyor. Böylece tazminat da ödenmiyor. Devlet bu şekilde 7 yılda işçilerin 3 milyar Türk lirasına el koydu.​

Aydın TAN
Halil İMREK

İşçi, ne bir köle sahibine, ne de toprağa aittir, ama günlük yaşamının 8, 10, 12, 15 saati bunu satın alana aittir. İşçi, kendisini kiralayan kapitalisti istediği an terk eder ve kapitalist de, artık onun sırtından kâr elde etmediği, ya da umduğu kârı elde etmediği anda kendisine yol verir. Ama yaşamının biricik kaynağı kendi iş gücünün satımı olan işçi, kendi varlığını reddetmeksizin alıcılar sınıfının tümünü, yani kapitalist sınıfı terk edemez. İşçi şu ya da bu kapitaliste değil, kapitalist sınıfa aittir ve dahası, kendisini satmak, yani bu kapitalist sınıf içinden bir alıcı bulmak ona düşer. 
Karl Marx, Ücretli Emek ve Sermaye

İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİLER KIDEM SİSTEMİNİN DIŞINDA TUTULUYOR

AKP Hükümeti fon uygulaması için “Binlerce işçi kıdem tazminatını hak ettiği halde alamıyor. Bütün işçiler kıdem tazminatı alsın diye kıdem tazminatını fona devrederek güvence getiriyoruz” gerekçesini ileri sürüyor. Oysa, kamuda istihdam edilen işçilerle ilgili veriler incelendiğinde, devletin bizzat kendisi binlerce işçiyi bu hakkı alamaz hale getirdi. 2010 yılı ile 2016 yılı arasında İŞKUR işverenliğinde çalıştırdığı işçilerin hepsi, kıdem tazminatı sisteminin dışında tutuldu. 

İŞ SÜREKLİ, İŞÇİ DEĞİŞKEN

İŞKUR’un, Toplum Yararına Çalışma Programı (TYP) ve İşbaşı Eğitimi Programı bünyesinde her yıl binlerce işçi çalıştırıyor. Biz 2010 ile 2016 yılları arsındaki verileri derledik ve değerlendirdik. Bu 7 yılda toplam 1 milyon 656 bin 332 işçi istihdam edildi. Bu işçiler, ağırlıklı olarak 9 ay veya 6 ay çalıştırılarak işçilerin bir yılı tamamlamaması kuralına bağlandı. İşçi bir yılı geçmemek kaydıyla en fazla iki yıl üst üstte çalışabilir, üçüncü yıl ise ara vermesi gerekiyor. Oysa işlere baktığımızda bu işler sürekli ve 12 ay devam etmesi gerekiyor. Ancak işyeriyle ilişkisi esnekleştirilen işçi, işyeri işyeri dolaştırılıyor. Böylece işçiler iş kanunun da dışına çıkarıldı. Oysa bir yıl boyunca çalıştırılmış olsalardı her yıl için bir aylık asgari ücretin brütü kadar kıdem tazminatı alacaklardı.

İŞKUR İŞVEREN GİDERLERİNİ KARŞILIYOR İŞÇİYE KIDEM VERMİYOR

Biz olayın boyutlarını anlaşılır kılmak adına Marx’ın “İşçi şu ya da bu kapitaliste değil, kapitalist sınıfa aittir” sözünü temel aldık. Yedi yılda farklı kişiler çalışmış olmasına karşın bir sınıfın üyesi olarak onları tek kişi kabul ettik ve bunların hepsinin aynı zamanda bir yıl tam olarak çalıştıklarını varsaydık. Böylece işçi sınıfına ödenmeyen kıdem tazminatı hesabını çıkarttık. Çünkü bunların ortak işvereni hukuki olarak değilse de gerçekte İŞKUR’ dur. İşverene ait giderleri karşılayan İŞKUR işçiye ait kıdem tazminatına gelince işveren olmadığını hatırlıyor.

Sadece kıdem tazminatı boyutuyla incelendiğinde, yedi yıl içerisinde iki prog-ramda toplam 1 milyon 656 bin 332 kişinin istihdam edildiği görülecektir. İstihdam edilen bu işçiler eğer bir yıl boyunca düzenli olarak çalıştırılmış olsalardı. Bir yıl için asgari ücretin brütü kadar kıdem tazminatı alacaklardı. Brüt asgari ücret 1777.50 TL’dir. Bu rakamlar çarpıldığında toplamda (2 milyar 944 milyon 130 bin 130 TL) yaklaşık 3 milyar TL yapıyor. Bu para, işveren hesabına bir sınıf olarak işçilerden çalınmıştır. Yani hükümet “Herkes kıdem tazminatı alsın istiyoruz” diye propaganda yapıyor. Ama diğer taraftan son yedi yılda çalıştırdığı 1 milyon 656 bin 332 işçinin 3 milyar liralık tazminatına el koyuyor. 


2017’DE 1 MİLYON KİŞİ İSTİHDAM EDİLDİ HEDEF 2 MİLYON

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ocak ayında başlatılan “Çalışma Hayatında Milli Seferberlik” kapsamında istihdam rakamının 1 milyonu geçtiğini belirtti. Bakan Müezzinoğlu, yıl sonu hedefinin 2 milyon istihdam olduğunu belirtti. 

Sadece 2017 yılının ilk dört ayında istihdam edilen 1 milyon işçi ağırlıklı olarak İŞKUR İşbaşı Eğitim Programı (İEYP) ve Toplum Yararına Çalışma Programı (TYÇP) adı altında istihdam edildi. Aşağıdaki tablo incelendiğinde program bünyesinde istihdamların düzenli olarak arttığı görülüyor. ‘İşsizlikle ve yoksullukla mücadelede etkili bir araç olma’ söylemiyle TYÇP ve İEYP yerleşik bir istihdam biçimi olarak hızla yaygınlaşıyor. Her iki çalışma biçiminden yararlandırılan işçilerin ücretleri ise işsizlik fonundan karşılanıyor. Amaç; iş gücü ihtiyacını ucuz, güvencesiz ve kölelik koşullarında karşılamak. “Toplum yararı” söylemiyle örtülmeye çalışılan ise ağır sömürü koşulları. 

KAMU İŞİ YAPIYORLAR AMA HİÇ BİR HAKLARI YOK

TYÇP’de ağırlıklı olarak belediyeler, okullar gibi kamu kuruluşlarında çevre düzenlenmesi, ağaçlandırma, cami bakım ve temizliği, okullarda hademelik gibi çeşitli işlerde çalışıyorlar. Dolayısıyla kamu çalışanlarılar. TYÇP bünyesinde çalıştırılan işçiler, en fazla 9 ay çalışabildikleri için yıllık izin, kıdem tazminatı gibi haklardan faydalanamıyor. Oysa 9 ayın sonunda aynı işçi ara vererek aynı işyerinde çalıştırılabiliyor ya da yeni bir işçi hiç boşluk oluşmadan işe devam edebiliyor. İki yılda bir ara vermek şartıyla beş yıl boyunca bu şekilde çalışan işçiler var. Yani işte devamlılık sürerken işçi değiştirilerek hakların oluşması engelleniyor. Toplum yararına çalışmanın harcanan emek gücünün karşılığı sadece asgari ücret. Günde 7.5 ya da 9 saat çalışıyorlar. Kamuda, sürekliliği olan işlerde, “toplum yararı” adına geçici olarak yüz binlerce işçi çalıştırılıyor. 

TÜM HAKLARI GASBEDİLİYOR

Kadrolu çalışmaları halinde bir çok hakları olacak işçilerin, mahkeme yolunu tıkamak için de işe başlamadan önce “TYP, herhangi bir kamu kurumunda geçici veya daimi surette işçi statüsü kazandırmaz ve Türkiye İş Kurumu, TYP kapsamında işyeri ve işveren sayılmaz” yazılı bir taahhütname imzalatılıyor. İşçi sayılmadıkları için de İş Kanunu’ndan doğan hiçbir hakka sahip değiller. Yıllık izin, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, sendikaya üye olma hakkı, sosyal yardım gibi haklardan mahrumlar. 

Toplum Yararına Çalışma ve İŞKUR işbaşı eğitim programı yaygınlaştıkça daha önce taşeron aracılığı ile yapılan işler artık bu program kapsamında çalışan işçilere yaptırılıyor. Bu programın finansmanı İşsizlik Sigortası’ndan sağlandığından işveren olan kamu kuruluşuna hiçbir maliyet yüklemiyor ve devletin kendisi işçilerin kıdem tazminatı gibi kazanılmış haklarını ortadan kaldırıyor.

İşbaşı Eğitim Programından ise daha çok özel sektör yararlanıyor. Bu da devletin özel sektöre bir desteği. Devlet, kendi çalıştırdığı işçiye kıdem tazminatı vermezken var olan işçilerin kazanılmış kıdem tazminatı hakkını nasıl güvence altına alacağı ve koruyacağı merak konusu. Üstelik “İşsizlik Fonu” örneği varken.


2008’DEN SONRA HIZLA ARTTI

Kısa süreli çalışma programları 2005’te hazırlandı, ancak yoğun olarak uygulanması 2009’da gerçekleşti. Program kapsamında 2005-2008 arasında sadece 268 kişi çalıştırılırken, 2009 yılından sonra patlama yaşandı. Kısa dönemli (6 aya kadar) geçici istihdam edilen kişi sayısı 2010 yılında 42 bin kişi olurken, 2011 yılında bu sayı 64 bine çıkmış. 2012 ve 2013 yıllarında 197 bini buldu. 2015 yılında 172 bine çıktı. Ancak daha sonra İŞKUR bünyesinde başlatılan İşbaşı Eğitim Programı’nda yoğun artış başladı ve bir süre TYÇP’de duraklama oldu. 

Şu an kamuda “Sürekli işçi, geçici işçi, kapsam dışı” olmak üzere toplam işçi sayısının 270 bin olduğu düşünülürse sadece TYÇP bünyesinde çalışan işçi azımsanmayacak bir sayı. 

www.evrensel.net