Haydi şöyle bi kaset koy da neşelenelim Semracım

Haydi şöyle bi kaset koy da neşelenelim Semracım

Zaten 30.000 kişilik nüfusu olan Gelibolu’ya köprü yapar “Buradan günde 45.000 araç geçecek” der üstünü de bahşiş bırakırız.

Musab Daud

Yıldız Teknik Üniversitesi

“Yollar, yollar, yollar... Bir ülkenin gelişme göstergesi olan yollar” diye devam ederdi 1990’da Turgut Özal’ın FSM köprüsü için çektirdiği reklam. Gördüğünüz gibi hâlâ yollar, köprüler yapılmasına rağmen coğrafya derslerinde anlatılan “gelişmekte olan” ülke statüsünden çıkamıyoruz. Neden çıkamıyoruz? Yolların bir ülkenin gelişmişlik seviyesini göstermediğinden olabilir mi? Yoksa yaptıkları sıradan yolları da mübalağa sanatı ile muhafazakâr seçmene kakalamasından olabilir mi? Yoksa Osmanlıdan beri tiryakisi olduğumuz “Yap-işlet-devret” modelinden öteye gidemediğimizden olabilir mi? Evet bunların hepsi son 50 yıldır neden hâlâ “gelişmekte olan” ülke olmaktan çıkamadığımızın yanıtı olabilir.

BİR DEVLET GELENEĞİ: BAHŞİŞ

Evet kazıklanmak da milli sporlarımız arasında. Zamanında Japonlar’ın dünyanın en uzun su altı tünelini -53 kilometre- yaptığı paranın -3.6 milyar dolar- üstüne biraz da “genç adamsın sen” payı koyarak 4 milyar dolara Marmaray’ı yaptırmış “gönlü” zengin bir devletiz. Ha bir de bol bol söyler seneye de giyeriz. Zaten 30.000 kişilik nüfusu olan Gelibolu’ya köprü yapar “Buradan günde 45.000 araç geçecek” der üstünü de bahşiş bırakırız.

Toplam işletme süresi 15 yıl olan Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi için 40 milyar TL (yaklaşık 13 milyar dolar) toplam talep garantisi verildi. İşletme süresi sekiz yıla yakın olan Kuzey Marmara Otoyolu Projesi (Üçüncü Boğaz Köprüsü de dâhil) için de 6 milyar dolara yakın talep garantisi sağlandı. Üçüncü Havalimanı için Devlet Hava Meydanları işletmesi ilk 12 yıl için toplam 6,3 milyar euro’luk sadece dış hat ve transitleri kapsayan yolcu garantisi sağladı. Avrasya Tüneli için garanti edilen araç geçişi günde 70 bin. 25 yıl işletme hakkı tanınan sağlık kampüslerine kamu hastaneleri kiracı olacak ve Kalkınma bakanlığı verilerine göre, kiracı olduğu sürece 27 milyar dolar kira ödeyecek. Bu garantiler, ekonominin en az yılda %4-5 dolayında büyüyeceği varsayımına dayandırılıyor. Oysa Türkiye bu projelerin ihale edildiği 2013-2014’ten bu yana düşük büyüme patikasına inmiş ve ortalama büyüme %2,5-3 bandına düşmüş durumda. Önümüzdeki yıllar için umulan %5 büyüme hedefleri ise dış kaynak girişindeki zayıflama dikkate alındığında çok komik bir rakam duruyor. Dolayısıyla projeler tamamlandığında umulan gelir elde edilemez ise -ki edilemez- Hazine, garanti edilen tutarları firmalara ödemek durumunda kalacak ve bütçede kara delikler oluşacak. Geçiş ücretlerinin fahişliğinden dolayı bir türlü oluşmayan “talep” de cabası.

YOK YERE BİM’DEN DEVLETE KÖPRÜ SATIN ALMAK

Önemli olan devletin cari açığı mı? Bu paranın vatandaşa yansıması mı? Tabii ki de hayır. Önemli olan arabası olmayan seçmenin bile ağzına “Çalıyorlar ama yapıyorlar” lafını pelesenk etmek. Böyle göz boyayarak en çok da bize zarar veriyorlar. Biz marketten tost ekmeği alırken bile ödediğimiz %8 vergiyle belki de hiç kullanmayacağımız o tünelin, köprünün zarar eden parasını ödemek zorunda kalıyoruz. Artık yeni yol demek yeni zam demek anlamına geliyor bizim için. Alkolden alınan yüksek vergiler yüzünden sahte alkole olan eğilim her gün birilerini alıyor elimizden. “Yeter artık köprü yapmayın” diyen bir millet haline geldik. En sevdikleri söz de “Cebimizden tek kuruş çıkmadan yapıyoruz bunları”. Evet o kuruşlar bizim cebimizden çıkıyor. Vekillere zam yapılırken olan asgari ücretli işçiye, emekçiye oluyor. Aylık maaşınız 1404 lira olsa, 700 lira kiranız, cumhurbaşkanının arzusu doğrultusunda doyurmanız gereken 3 çocuğunuz olsa, -ha bir de arabanız olsa- günde 33 liranızı Avrasya Tüneli’ne verir misiniz?

www.evrensel.net