ÇÜPİK: Bir psikoloji serüveni

ÇÜPİK: Bir psikoloji serüveni

Amacı psikoloji alanında daha bilinçli öğrencilerin yetişmesini desteklemek ve üniversitedeki ilgilileri de bu etkinlikler çerçevesinde buluşturmak.

Hasret Kardelen KAYGUSUZ

Çukurova Üniversitesi

Kulüpler şüphesiz ki üniversitelerde kendimizi en özgür şekilde ifade edebildiğimiz alanlardan biri. Çukurova Üniversitesi Psikoloji Kulübü de başta psikoloji öğrencileri olmak üzere tüm üniversite öğrencilerine bu alanı sağlamaya çalışan kulüplerden biri. Biz de Kulüp Başkanı Mizgin Koyuncu ve yönetim kurulu üyeleri Tuba Başkan ve Rozerin Akbulut ile bir araya gelip ÇÜPİK'i konuştuk. 

DÜNDEN BUGÜNE ÇÜPİK 

Bilinenin aksine kulübün çok daha eski bir tarihi olduğunu söylüyor Mizgin. Psikoloji bölümü olmasa da kulüp 1998 yılında PDR öğrencileri tarafından kurulmuş ve 2009'a kadar da aktif bir şekilde çalışmalarına devam etmiş. 2009'dan psikoloji bölümünün açılıp eğitim vermeye başladığı 2012 yılına kadar pasif halde olan kulüp psikoloji bölümü öğrencileri tarafından tekrar aktif hale getirilmiş. Mizgin ayrıca güzel olan şeyin de 1998'de kulübü kuran öğrencinin şimdi psikoloji kulübünün danışman hocası olduğunu da ekliyor.

ÇÜPİK NELER YAPTI ?

Tuba kulübün tekrar aktif olduktan sonra Huzurevi ziyaretleri yaptığını,çeşitli konularda konferanslar düzenlediğini, psikofilm etkinlikleri yapıldığını söylüyor. Rozerin kulüp yönetim değiştirdikten sonra yani bu sene eski TPD başkanı Gökhan Malkoç'un katılımı ile meslek yasasına ilişkin bir konferans yaptıklarını aynı zamanda psikoloji ile ilgili etkinliklerle ilgili kulüp üyelerine duyuru yaptıklarından bahsediyor. Bu etkinliklerinin yanında daha birçok etkinlik planları da var kulübün. Psikoloji kulübü olarak Çukurova Üniversitesi Psikoloji Günleri düzenlemek için hızlı bir çalışmaya da devam ediyorlar. Bir sonraki etkinliğe davet ediyor Mizgin. Etkinliğin 21 Mart saat 10:00'da Çukurova Üniversitesi İ. Akif Kansu Salonu'nda yapılacağını ve “Depo: Akıl Hastanesinde Hayat” isimli RUSİHAK belgeseli gösterimi olacağını öğreniyoruz. Daha ileri dönemde de uygulamaya dayalı workshop planları olduğunu da ekliyor unutmadan. 

PLANLAR ÇOK SIKINTI DA ÇOK

Bu kadar çalışma ortaya konulmuş birçok da planı var kulübün geleceğe dair. Amaç psikoloji alanında daha bilinçli öğrencilerin yetişmesini desteklemek ve üniversitedeki ilgili kişileri de bu etkinlikler çerçevesinde buluşturmak. Çalışmaların kolay olmadığından bahsediyorlar. Mizgin, “Çok fazla resmiyet var bir sürü dilekçe,evrak ile uğraşıyoruz en azından bir hafta içerisinde üniversiteden dönüt alabiliyoruz.” diyor. En büyük sıkıntının da maddi kaynak sıkıntısı olduğunu söylüyor. Etkinlikler için gereken ücreti, sponsor bulmaya çalışarak gidermeye çalıştıklarını bütün bunların sonucunda eğer bulamazlarsa gereken miktarın ya da konaklama, ulaşım gibi ihtiyaçların ancak bir kısmının üniversite tarafından karşılandığını söylüyor. Bir de bunlara son dönemde etkinlik için salon ayarlamaya çalışırken “Kim gelecek, ne konuşulacak?” gibi incelemelerin eklendiğini ve işlerinin daha da zorlaştığını ekliyor. 

MANEVİ HUZUR İÇİN PSİKOLOG MU İMAM MI?

Neredeyse her bölümde olduğu gibi psikoloji bölümünde de birçok mesleki sorunla karşı karşıya olduklarını söyleyen Rozerin en büyük sorunlarından psikologlara ait bir meslek yasasının olmaması olduğuna dikkat çekiyor. Bunun sonucunda sahte psikologların ortaya çıktığını, bu kişilerin para karşılığı öğrenilen birkaç test ile psikolog olarak iş yaptıklarını söylüyor. Tuba ise “Dört yıl eğitim görüyoruz bir iki saatlik eğitim ile psikolog olduklarını iddia edenlerle aynı statüde oluyoruz.”diyerek tepkisini dile getiriyor. Bununla beraber Psikoloji bölümünün özellikle özel üniversitelerde mantar gibi çoğaldığını ve devlet üniversitelerinin bölüm açmadığından bahsediyor Mizgin. Bütün bölümlerde olduğu gibi kontenjanların giderek artması buna paralel olarak eğitim kalitesinin düşmesi en büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bunun sonucunda da gelecek kaygısını net bir şekilde görüyoruz. Eğitimde yapılan reform adı verilen değişikliklerin hiçbir işe yaramadığı konusunda da hemfikirler. Son noktayı Rozerin koyuyor : “Onca yıl eğitim görüyorsun,okuyorsun,mezun oluyorsun sonra da diploman ile evde oturuyorsun. Of anlattıkça daha çok üzülüyorum.” diyen Mizgin bir yandan da hepimizi güldürüyor.

NASIL BİR ÜNİVERSİTE ?

Hayatları konuştuktan sonra hayalleri konuşmadan olmaz diyoruz. Yani psikoloji öğrencileri nasıl bir üniversite istiyor diyoruz. Nasıl dertler ortak ise istekler de ortak. Teori kadar uygulamalı eğitimin de olduğu, nitelikli bir eğitim verildiği, öğrencilerinin çalışmalarını maddi manevi her konuda destekleyen öğrenci odaklı bir üniversite istiyoruz dilekleri ile sohbetimize son veriyoruz.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.