Tomahawklar ya da Ortadoğu üzerinden kriz aşmak

Tomahawklar ya da Ortadoğu üzerinden kriz aşmak

Amerikan kapitalizmi kendi krizlerini Ortadoğu üzerinden aşmaya çalışıyor.

Ekin Deniz HOŞ

Furkan NARLI

Hüseyin Sinan GÜLER

ODTÜ

Bir süredir global gündemi olduğu kadar Türkiye’nin de gündemini Suriye’de gerçekleştiği iddia edilen kimyasal saldırı ve ardından yaşanan Amerikan hava saldırısı konuşuluyor. Kimyasal saldırı doğru mu? Trump’ın başkanlığı ile birlikte Amerikan dış politikasında değişiklik beklentileri Suriye’ye yapılan saldırı ile boşa mı düştü? Peki Trump’u iktidara getiren beyaz işçi sınıfı Suriye müdahalesinden memnun mu?

6 Nisan akşamı ajanslara düşen Suriye rejiminin güney kasabalarına kimyasal saldırı iddiası hakkında kesin bir yargıda bulunmamız zor çünkü Birleşmiş Milletler’de herhangi bir araştırma faaliyeti başlamadı. Öte yandan kimyasal saldırıları iddialarının muhaliflere yakın kaynaklardan yayılması bu iddiaların propaganda olabileceği olasılığını da akla getiriyor. Suriye rejimi, ÖSO’nun elinde kimyasal silahların olduğu depoları Amerikan istihbaratından aldığı bilgiyle vurduğunu iddia ediyor. Rusya, Suriye’nin böyle bir saldırıda bulunmadığını savunuyor. Bu iddiaların birçoğu doğru ya da propaganda amaçlı yalan haberler olabilir.

KLASİK AMERİKAN DIŞ POLİTİKASINA DÖNÜŞ

Bu noktada tartışılması gereken konulardan biri de ABD’nin bu iddialarının gerçekliğinin uluslararası kuruluşlarca doğrulanmasını beklemeden Tomahawk saldırısı gerçekleştirmiş olmasıdır. Donald Trump, ön seçim döneminde önceki dönemlerin dış politika kararlarını eleştirmiş ve başkan olması durumunda Amerikan dış politikasının Ortadoğu’da müdahaleci çizgiyi bırakacağı, Çin ile olan Pasifik rekabetine odaklanacağını belirtmişti. 12 Nisan gecesi Kuzey Kore ile başlayan gerginlik de bu Pasifik rekabetinin bir sonucu aslında. Ama Çin’in Pasifik’te gerek politik gerekse de askeri olarak mevzi kaybetmemesi ve Trump’un iç politikada “establishment” olarak ifade edilen müesses nizam tarafından sıkıştırılması Trump’ı klasik Amerikan dış politikasına döndürdü.

Belirtmemiz gerekir ki 2008 yılında başlayan ve dünyayı etkisi altına alan Küresel Finans Krizi’nin etkilerinin tam olarak hala giderilmemesi de Amerikan kapitalizmini Ortadoğu’da var olmaya zorluyor. Kısaca özetlemek gerekirse Amerikan kapitalizmi kendi krizlerini Ortadoğu üzerinden aşmaya çalışıyor, Amerikan müesses nizamı izolasyonist bir dış politika izleyerek içeride kendini konsilde etmek amacında olan Trump’u Suriye’ye müdahale etmeye itiyor. Tıpkı içeride gerek politik gerekse de ideolojik olarak sıkışan Erdoğan’ın Rojova ve Şengal’e dönük saldırı ile Türkiye’nin içerisinde bulunduğu kriz ortamını savaş ve inşaat sanayi üzerinden aşmaya çalışması gibi. Buradan şu da anlaşılmasın Trump, Ortadoğu halklarını sevdiği için müdahale etmeme isteğinde değil aksine Ortadoğu’yu ve Rusya ile rekabeti kârlı görmediği için Çin ile Pasifik ticareti üzerinden bir rekabete girmek istiyor.

POPÜLİST SÖYLEMLERİN BİZE BİR YARARI OLAMAZ

Son Amerikan seçimleri, etkileri hala hissedilen bir Küresel Finans Krizi’nin, başarısız olmuş Arap Baharı politikasının, tekrar başkaldıran bir siyahi hakları direnişinin, yükselen bir kadın hareketinin gölgesinde yapılmıştu. İnşaat sektörü üzerinden istihdam yaratarak ekonomik bir kalkınma ve işsizliğin azaltılması vaadiyle beyaz işçi sınıfının oylarını alan Trump’un bir diğer vaadi de mübalağa ederek söylersek “Irak’ta, Afganistan’da ölen gariban Texaslı çocuklar artık ölmeyecek, ABD oralarda askeri varlık olarak bulunmayacak.” idi. Fakat son Suriye saldırısı gösterdi ki küresel kapitalizm kendi krizini ancak derinleştirerek aşabilir. Wall Street’in yaşaması söz konusu ise Suriyeli, Teksaslı, Afgan çocuklarının hayatı söz konusu bile değildir. Bu yüzden de iç politikada kendi kararları bir bir senatodan ya da federal mahkemeden dönen Trump yönetimi müesses nizama teslim olup popülist bir söyleme sahip olsa da klasik dış politika reflekslerini kabul etti. Gerek Amerikan işçi sınıfı gerekse dünyanın geri kalan yerlerindeki işçiler şunu bir kez daha fark etmişlerdir ki: popülist söylemler ile iktidara gelen burjuva siyasetçilerinin işçi sınıfı için herhangi bir faydası yoktur. Kurtuluş işçi sınıfının kendi ellerindedir Amerika’da da Suriye’de de.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.