Kyme’nin başına gelenler

Kyme’nin başına gelenler

Arkeolojik bir sit alanı olması gereken Kyme Antik kentinin bulunduğu alan maalesef ki sermayedarların özel mülkiyetine bırakılmış durumda.

İstanbul Üniversitesi Hermes Arkeoloji Topluluğu

İzmir’den Aliağa ilçesine giden yolun 6 km güneyinde kalan Kyme Antik kenti, M.Ö 2. bin yılın sonlarında Hellas’ın kuzeyinden gelen halklarca kurulmuştur. Denizcilik, sanat, mimari ve zanaat gibi faaliyetlerde oldukça başarılı olan Kyme antik kenti kısa zamanda dönemin kentlerine kıyasla “Aiolis kentlerinin en önemlisi ve en büyüğü” haline gelmiştir. Aynı zamanda 12 Aiol şehrinin başkenti konumundadır. Böyle bir kültürel mirasın ne yazık ki başına gelmeyen kalmamış diyebiliriz. Geçtiğimiz yıl Kyme antik kenti sınırları içinde yer alan Nemport şirketinin idari binasının önündeki bölgede kazı yapılan alanın üzeri asfaltla kapatılmıştı. Bu olayın üzerine Aliağa Ticaret Odası başkanı Adnan Saka “...Tüm bunlarla birlikte Anadolu coğrafyasının pek çok medeniyete ev sahipliği yapmasından dolayı ülkemizde çok sayıda sit alanı bulunmaktadır. Aynı zamanda ülkemiz için planlı bir şekilde istihdam, iş gücü ve sanayi de gerekli. Bu sebeple birinci derece sit alanlarının dışında kalan sit alanlarının planlı ve kontrollü olarak ülke ve toplum refahı için kullanılmasında da fayda vardır.” diyerek yatırımcıları ürkütmemek için tarihi yok etmenin meşruluğunu savunmuştu.

Kyme Antik kentinin bir sorunu ise özel mülkiyet alanı içerisinde bulunması. Arkeolojik bir sit alanı olması gereken Kyme Antik kentinin bulunduğu alan maalesef ki sermayedarların özel mülkiyetine bırakılmış durumda. Bu nedenle antik kentin kazı çalışması 30 senedir düzenli bir şekilde işleyemiyor. Özel mülkiyet dahilinde olan antik kentin kazısı neredeyse durma noktasına geldi.

TARİHİME DOKUNMA DİYEBİLMELİYİZ

Yine geçtiğimiz sene Socar A.Ş tarafından bölgeye termik santral, rüzgar tribünü, kömür depoları gibi daha birçok kirletici tesisin bulunduğu proje nedeniyle iş makineleri girmişti. İzmir 2 nolu koruma kurulunun onayı ve İzmir Arkeoloji Müzesi’nin denetimsizliğinden yararlanan bu korkunç talan sonucu bir orman alanı yok edilmiş ve antik limanın sınırları içerisinde bulunan arkeolojik dip kalıntıları tahrip edilmeye başlanmıştı. Koruma kurulu antik kalıntıları gördü fakat 2014 yılında “1. dereceden arkeolojik sit” olarak tescillediği antik taş ocağının sit sınırları içinde rüzgar türbini inşa edilmesine izin verildiği ortaya çıkmıştı. 

İzmirliler her ne kadar 3 senedir faaliyette olan termik santrale karşı hukuk mücadelesi yürütüyor olsalar da İzdemir termik santralinin mahkemece iptal edilen ÇED raporuna bakanlığın bir günde yeni ÇED raporu vermesi tepkileri daha da büyüttü. Sadece Kyme Antik kentini değil çevresinde bulunan nekropolis alanı ve Myrina, Aigai, Gryneion, Larissa, Panaztepe, Phokaia, Pitane gibi önemli antik kentlerin de zarar gördüğü mahkemeye sunulan itiraz gerekçeleri içerisinde bulunsa da gereği yapılmıyor. 

Arkeolojik sit alanlarımızı korumak ve toplumlar tarihini açığa çıkarmaya devam edebilmek için bu gibi girişimlere Türkiye’nin dört bir yanından karşı çıkmalı ve bir talep olarak “Tarihime dokunma!” diyebilmeliyiz.

 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.