Değinmeler

Değinmeler

Kentin kenar semtlerindenim. Yolum hep ara yollarla arka sokaklara düştü. Birinde ana yola ulaştım. Geniş alanlara.

Adnan ÖZYALÇINER

ÖYKÜ ÖYKÜDÜR

Şimdi kısa öykü modası var. Bence, ne kadar kısa olursa olsun, bir yere bağlanmıyorsa, bir şey demiyorsa o öykü değildir. Öykü olmaz.

Birtakım izlenimleri sıralamakla, afili betimlemelerle, ne kadar şaşırtıcı bir güzellikte olursa olsun bilinmedik metafor örgüsüyle bir yere varmadıktan/varamadıktan sonra öykü yazılmaz/yazılamaz.

ÇADIRDA

Malatya’da kitap fuarındayız yıllar sonra, ikimiz. Hani ilk kurulduğu yıldaki yerde. Çadırda. Çadır büyümüş. Çelik putrellerle sağlamlaştırılmış. İlkinki gibi ne yağmur, ne rüzgâr alıyor. Bu yıl da dopdolu. Senle ben varız bizim stantta gene. Aynı yerde, kitaplarımızla. Yan yana çekilmiş o güzel resimlerimizden biri eşlik ediyor kitaplarımıza. İkimizin elinde de birer karanfil, okurlara uzattığımız iki karanfil kitaplarımızla birlikte. Bir şiir, bir öykü.

İlk fuardan masal kitaplarımızla büyümüş bir genç kız geldi standa. Senin şiir kitabını, benim öykü kitabımı aldı. Onları okuyacak. Daha da büyüyecek. Bizimle.

İÇİMİZDEN DIŞARI

Hava kararmadan başlıyor karanlık. Ortalık daha aydınlıkken. İçimizin karanlığından olmalı. Karanlığa boğdukları içimizden dışarı yansıyan karanlık.

KAYNAŞMA

Çıplak doğayı, çıplak kadın bedeniyle birleştirmiş, bir kılmıştır Renoir tablolarında. İnanılmaz bir güzellik, akılalmaz bir kaynaşma içinde. Ondandır insanın doğa, doğanın da insan oluşu...

ŞİİRİN ADRESİ

Sennur Sezer, şiirin resmi adresinde bulunamayacağını söylemiş elime geçen bir notunda:

“Şiiri arayanlar resmi adresleri değil, adresin üstüne kurşun kalemle yazılmış yeri aramalı. Bu şiirle ilgili bir espri –aforizma değil. Bu gece gelenlerin öğreneceği bir şiir gerçeği.”

İKİSİ DE GERÇEK

Düş mü gerçek, gerçek mi düş deyip dururuz ya, boş bir çaba. Düş de, gerçek de yaşadıklarımızın bütününü oluşturduğuna göre her iki durum da gerçekleri yansıtmış olmuyor mu?

İŞ İŞTEN GEÇTİKTEN SONRA

Kentin kenar semtlerindenim. Yolum hep ara yollarla arka sokaklara düştü. Birinde ana yola ulaştım. Geniş alanlara. Hangi yöne gideceğimden habersizdim. Liman yönüne mi gitmeliydim, yoksa üst üste otoyolların, demiryollarının, havaalanlarının bulunduğu kara yönüne mi? Bilemedim. Ana yolda durakladım. Duraklayınca yeniden ara yollarla arka sokaklar kesti önümü. Uzun yıllardır, başta da yaptığım gibi, birinden ötekine, ötekinden berikine dolanıp duruyorum.

Artık hangi yöne gidebileceğimin ayırdındayım. Çoktandır kararlaştırdım. Ne var ki bundan sonra ana yola ulaşabilir miyim, yoksa iş işten geçmiş midir?

ZİRVE

Zirveye ulaşmanın tek bir yolu olmalı, işe en alttan başlamak. Sonunda ulaşılan yer, çıkılan yerin en üstü olduğu söylense de-öyle olduğu bilinir- daha da üstünün olduğunu unutmamak gerekir.

AVCI

Avcı, yakaladığının avcısıdır. Yakalamadığınınsa avı. Ormandaki avcı değil sözünü ettiğim. Aramızda dolaşan, insanlara bulaşan avcı.

www.evrensel.net