Polis ‘üfleme’si iddianamede: Terör finansmanı filan üfleriz

HDP’liler için fezleke hazırlayan polislerin ‘üfleme’ kurgusu, savcının iddianamesinde unutuldu: Terör finansmanı filan üfleriz Gazi abi tabiri ile...

Cansu PİŞKİN
Bursa

Bursa'da 12 HDP ve DBP’li hakkında polis tarafından hazırlanan fezleke savcının iddianamesine girdi. Avukatlar, iddanamede yer alan “Terör finansmanı filan üfleriz gazi abi tabiri ile...” ifadesinin soruşturmanın uydurma delillerle yapıldığını gösterdiğini söyledi.

HDP’nin tutuklu Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ile cezaevinde görüştükleri için "Örgüt üyeliği" ve "Örgüt  propagandası" yaptıkları iddiasıyla haklarında dava açılan Avukat Levent Pişkin ve Avukat Cahit Kırkazak'ın yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. 

Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada 5'i tutuklu 12 sanık ve avukatları hazır bulundu. Paris Barosu, Uluslararası Avukatlar Birliği, İnsan Hakları Derneği Federasyonu, Uluslararası Tehlikede Olan Avukatları Gözleme Kurulu'ndan gelen heyet de, avukatlık kimliğini kullanarak müvekkilleri Demirtaş ile görüşe gitmekle yargılanan avukatlar Pişkin ve Kırkazak'a destek olmak üzere gözlemci sıfatıyla duruşmayı izledi. 

FEZLEKE 'ÜFÜRME' YOLUYLA HAZIRLANMIŞ

12 kişi hakkında "Örgüt üyeliği" ve "Örgüt propagandası" yaptıkları suçlamasıyla hazırlanan iddianamede yer alan polis fezlekesinin 317. sayfasının son paragrafında yer alan "30.10.2016 tarihinde yeni hdp yıldırım ilçede kahvaltı etkinliği yapıldı. Bununla ilgili davetiye sattılar. Ceylan ile birlikte organize ettiler. Kja bursa sayfasından foto paylaşımı var davetiye fotosu var. 10 tl ye sattılar. Örgüte yardım dicez. Ceylan ve Mediha kendi facesinde de paylaştı ortak bir tespit yapacaz ikisine de ekleyecez. İkisininde davetiye satışı ile ilgili görüşmeleri var önemli. Terör finansmanı filan üfleriz gazi abi tabiri ile..." ifadesinin soruşmanın uydurma delillerle yapıldığını gösterdiğini belirten avukatlar, davanın düşmesini talep etti.

Avukat Umut Beyaz fezlekede yer alan ifadeye değinerek, "Dava dosyasındaki delillerin 'üfürme' yoluyla oluşturdukları açıktır" dedi. Değerlendirme olarak yazılan fezlekede, kovuşturma şartlarının oluşmadığını ve yargılamanın somut delillerden yapılması gerektiğini belirten Beyaz, fezlekenin dosyadan çıkarılmasını ve fezlekeyi hazırlayan polisler ile kopyalayıp yapıştıran savcı hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Beyaz, iddianamede adı geçen "Gazi abi" denen kişinin ise operasyonu yürüten Bursa TEM Amiri Gazi Dündar olduğunu ve son yapılan operasyonla FETÖ üyesi olma şüphesiyle görev yerinin değiştirilerek çocuk şube bürosuna alındığını kaydetti. Öte yandan fezlekede adı geçen Ceylan Erol Erdoğan ve Mediha Azra Güllüpınar "üfürme" yoluyla hazırlanan dosyada tutuklu olarak yargılanıyor.   

Mahkeme heyeti, avukatların taleplerini söz konusu delil ve iddiaların değerlendirilmesi için mevcut aşamada reddederek yargılamanın devamına karar verdi. 

BEETHOVEN'I TERÖRİST SANMIŞLAR

Sanıkların savunmasıyla devam edilen duruşmada ilk olarak tutuklu yargılanan Azad İman konuştu.  İman savunmasında, "Yargılananın bizler değil bizzat Halkların Demokratik Partisi'dir. İddianame kin ve nefret üzerine hazırlanmıştır" dedi. Tutuklu sanıklardan Ceylan Erol Erdoğan da savunmasında, "suç" diye nitelendirilen etkinliklerin tamamının Meclis'in üçüncü büyük partisi olan HDP'nin etkinlikleri olduğunu belirtti. Fezlekede hakkında yer alan ifadelere ilişkin konuşan Erdoğan, "Kahvaltı etkinliği için sattığımız 10 liralık biletlerle terör finansmanı yaptığım iddia ediliyor. Kahvaltı için bütün masraflar kesildiği zaman elde kalan 1 buçuk lirayla mı finans yardımında bulundum? Hakkımdaki iddialar gülünç. Bu şekilde polis ve savcı beni daha yargılama başlamadan örgüt üyesi ilan ederek hukuk dışı davranmıştır " diye konuştu.

Bir diğer tutuklu sanık Layıkhan Azay da kendisine yöneltilen suçlamaları reddederek, "50 araçla beni almaya geldiler. Amerika Vietnam'a girerken 50 araçla girmedi. Evime girip Beethoven'ın CD'lerine el konuldu. Adamalar Beethoven'ı terörist sanıyor" dedi. 

'ÇAMUR AT İZİ KALSIN BİR FEZLEKE'

Tutuklu yargılanan bir diğer sanık Mediha Azra Güllüpınar savunmasında, "Mesnetsiz, uydurma 'üfleme' gerekçelerle 192 gündür tutukluyum. Çamur at izi kalsın bir fezlekeyle ve 'üfürme' mantığıyla karşı karşıyayız" dedi. Tutuklu sanıklardan son söz alan Mehmet Kocaman oldu. Kocaman evine yapılan baskın sırasında aralarında Don Kişot'un da olduğu evinde bulunan kitaplara el konulduğunu söyleyerek, "Kenan Evren döneminde kitaplar yakılıyordu. Şimdi ise kitaplar yargılanıyor" diye konuştu. Sağlık sorunları olduğunu söyleyen Kocaman, kendisiyle birlikte bütün sanıklara beraat verilmesini talep etti. 

'YARGILAMA SİYASİ' 

Tutuklu sanıkların ifadelerinin alınmasının ardından tutuksuz yargılanan avukat Levent Pişkin'in savunmasına geçildi. Pişkin'den önce avukatı Ramazan Demir söz alarak, Pişkin'e yöneltilen suçlamaların tamamının avukatlık faaliyetine ilişkin olduğunu ve Adalet Bakanlığı'ndan izin alınmaksızın soruşturma geçirdiğinden savunması alınmaksızın davadan düşürme talep ettiğini söyledi. Mahkeme heyeti bu talebi de reddetti. 

Pişkin savunmasında, gözaltına alınmadan 2 gün önce (12 Kasım'da) Yeni Şafak, Sabah ve Güneş gibi gazetelerde Demirtaş'la görüşmesinin hedef gösterildiğini, kendisinin soruşturmadan haberi dahi yokken söz konusu gazetelerdeki haberlerde dosyada gizlilik kararı olduğu yönünde bilgi verildiğini anlattı. Yargılamanın siyasi olduğunu vurgulayan Pişkin, "HDP Eş Genel Başkanı Sayın Selahattin Demirtaş’ın avukatlarından birinin hukuka ve dahi akla aykırı gerekçelerle gözaltına alınması, öyle zannediyorum tesadüf değil. Şayet biraz hukuk biliyorsam ve az biraz siyasetten anlıyorsam bildiğim tek bir şey var; bu ülkede yapılan yargılamaların pek çoğu 1923’ten beri siyasidir. Bu siyasetin anlamı halkların ve ezilenlerin ortak mücadele zemini olan HDP’nin iktidar tarafından doğrudan hedef alınmasıdır. Bu, HDP’nin şahsında Kürtleri yalnızlaştırmak ve Demirtaş’ın şahsında Kürt siyasetçilerini izole etmektir" dedi.

'6 MİLYON KİŞİ TERÖR ÖRGÜTÜNE Mİ OY VERDİ'

Türkiye'de bağımsız yargıdan söz edilemeyeceğini dile getiren Pişkin, toplumun hali hazırda iddianameler ve yargı kararları aracılığıyla yönlendirildiğini ve korku aracılığıyla toplumun algısınının şekillendirildiğini söyledi. Pişkin, "HDP’lilerle ilgili yazılan tutuklama kararlarında yasal bir parti, Türkiye’nin üçüncü büyük partisi 'terör örgütü' olarak gösteriliyor, insanların tutuklanma gerekçeleri eşbaşkanların tutuklu olması olarak sunuluyor. Bu noktada tek bir soru sormak gerekiyor: 6 milyon kişi bir terör örgütüne mi oy verdi? Memlekette 18 ve yaş üstündeki 6 milyon kişi terör örgütü destekçisi mi" diye sordu. Pişkin son olarak hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasını talep etti. 

Savunmaların ardından ara kararını açıklayan mahkeme 5 tutuklu sanığı da tahliye etti. Pişkin'in adli kontrolünün kalkması yönündeki talebi ise reddedildi. Mahkeme bir sonraki duruşmayı 30 Kasım'a erteledi. 

Son Düzenlenme Tarihi: 18 Mayıs 2017 19:46
www.evrensel.net