Vekiller patronu koruyor Hak-İş ihale verin diyor

Vekiller patronu koruyor Hak-İş ihale verin diyor

İSİG İnceleme Alt Komisyonu toplantısında AKP'li vekil patronların ceza almaması için uğraştı. Hak-İş ise işverenlere 'kolaylık' önerisi getirdi.

Fırat TURGUT
İstanbul

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğini İnceleme Alt Komisyonu toplantısında AKP’li milletvekili ve Çalışma Bakanlığı yetkilileri, patronların ceza almaktan kurtulabilmesinin yolunu ararken, Hak-İş ise işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uyma zorunluluğu olmasına rağmen, “İSG kurallarına riayet eden işverenlerin kamu ihalelerinde onlara kolaylık sağlanabilir” önerisini getirdi.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu altında 2016’nın temmuz ayında oluşturulan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğini İnceleme Alt Komisyonu, ilk toplantısını 2016’nın kasım ayında yaptı. Başkanlığını AKP Milletvekili Jülide Sarıeroğlu’nun yaptığı komisyonun ilk toplantısına AKP Milletvekilleri Nurettin Yaşar ve Hulusi Şentürk, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdür Yardımcısı İsmail Gerim ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Mevzuat İşleri Daire Başkanı İsmail Gültekin katıldı. Komisyon üyeleri CHP Milletvekili Mahmut Tanal ve HDP Milletvekili Burcu Çelik ise ilk toplantıda yer almadı.

‘İŞ MAHKEMELERİ ÖN YARGILI!’

İşçi sağlığı ve iş güvenliğine dair kanunların ve yükümlülüklerin düzenlenmesinde muhtemel ihlalcinin patron olarak görüldüğünü söyleyen AKP’li Vekil Nurettin Yaşar, “Yani işçinin ihlali söz konusu değil, işçinin sadece hakları var ama yükümlülük olarak işçiye düşen çok fazla bir şey yok. Bu belki mevcut uygulama açısından anlaşılabilir bir şey ama sürdürülebilir bir şey değil. Genelde insan hakları felsefesinde muhtemel ihlalci devlettir, kamudur, burada muhtemel ihlalci işveren yani mantık oradan hareket ettiği için iş mahkemelerinde öyle bir ön yargı vardır, her zaman işçi kazanır” dedi.

PATRONLAR MAĞDUR OLUYORMUŞ!

Tutanaklara göre, AKP’li vekilin bu konuşmasını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdür Yardımcısı İsmail Gerim destekliyor. Gerim, “Sadece iş sağlığı ve güvenliği tek başına bir kanun değil aslında, bunun arka planında Türkiye’nin yasal düzenlemeleri açısından borçlar hukukunda da çok önemli düzenlemeler var işveren açısından. Özellikle; ‘işverenin işçisini koruyup gözetme hakkı’ diye bir madde vardır, genelde buradan hareket edilir. İşveren aslında kendini şöyle koruyabilir. İşveren gerekli takip mekanizmasını kurmakta biraz eksik kalıyor. Yani gerekli raporlamaları, gerekiyorsa fotoğraflamalar olabilir. Günlük imza alarak işçiden, bazı talimatları verdiğini ispatlayabilir, bu tip belgeler aslında düzgün tutulabilirse işveren nispeten bunu sağlayabilir” diyor.

Sözü tekrar alan Nurettin Yaşar’ın patronların mağdur olduğunu ileri sürdüğü şu cümleleri ise dikkat çekici: “Özellikle işçi hakları, işçinin talepleri konusunda hukuk mekanizması yanlış yönde kullanılıyor, o da bir dengesizliğe, bir mağduriyete, kanuna olan, yargıya olan güvensizliğe neden oluyor yani genel yaklaşım bu.”

‘RAPORLANIRSA İŞVERENE SORUMLULUK GELMEYECEK’

AKP Milletvekili Hulusi Şentürk de şu sözleri sarf ediyor: “Şimdi, güçlü ve zayıf olarak bakıldığında işveren güçlü olduğu için doğal olarak hukuk hazırlanırken de zayıfı dikkate alır. Eğer burada gerçekten üçüncü tarafın muayene gözetim hizmetleri doğru işletilebilse, raporlanabilse işçinin ihmalinden kaynaklandığında işverene hiçbir sorumluluk gelmeyecek zaten. Şimdi orada problem var, öbür türlü zayıf güç olunca kaçınılmaz.”

İKİNCİ TOPLANTI 9 MART’TA YAPILDI

İkinci kez 9 Mart 2017’de buluşan komisyon üyelerinin toplantısına bu kez DİSK, Türk-İş ve Hak-İş temsilcileri katıldı. Kamu denetim sistemi yetki ve görev tanımlamaları alanlarında sorunların yaşandığını ifade eden Türk-İş Temsilcisi Barış İyiaydın, Soma’yı örnek verdi: “Maden kazasında gördük, bir bölüm denetim ve düzenleme yetkisi Enerji Bakanlığında, bir bölümü Çalışma Bakanlığında. Bazı yerlerde yetki karmaşası oluyor, bazı yerlerde etkin olamıyorlar.”

DİSK İş Sağlığı ve İş Güvenliği Eğitim Daire Müdürü Tevfik Güneş ise konuşmasında çeşitli bakanlıklar, YÖK, patron temsilcileri, işçi sendikaları temsilcileri ve meslek örgütleri temsilcilerinden oluşan Ulusal İş Sağlığı Güvenliği Konseyine vurgu yaptı. Güneş, “Ulusal konsey meselesini çok önemsiyorum. İlk defa böyle bir yapı oluştu ama dediğiniz gibi, yılda 2 kez toplanıyor. Sonuç itibariyle çok etkili değil. Bunun etkili hale getirilmesine dönük bir çaba oluşturulması gerekiyor. Ulusal konseyin içerisinde 3 politika belgesi çıktı. 2006-2008, 2009-2013, 2014-2018. Bu politika belgelerinin hepsi birbirinin aynısıdır. 2006’da ne yazılmışsa 2014, 2018 politika belgesinde de aynısı yazıyor” dedi.

İSG İÇİN ÖDÜL ÖNERİSİ!

Hak-İş Hukuk Müşaviri Ahmet Serdar Karagöz’ün ise iş cinayetlerinin ve iş kazalarının önlenmesine yönelik önerisi dikkat çekici: “Ödül-ceza dengesi kurularak İSG kurallarına riayet eden işverenlerin kamu ihalelerinde belki onlara kolaylık sağlanması, vergi prim düzenlemelerinde yine onlarla ilgili daha artı uygulamalara geçilmesi veya bunlara beyaz bayrak verilerek böyle bir şey yapılması, özendirilmesi, teşvik edilmesi hususları da yine konunun, problemin çözümü için bir önem arz edecektir.”

‘BÜYÜME DÜŞMÜŞ, TEFTİŞLER ZAYIF...’

Komisyon toplantısında AKP’li Vekil Nurettin Yaşar’ın şu sözleri de dikkat çekiyor: “Bir dönemde de büyümemiz düşmüş, düşüyor. O zaman da biz bir yığın üniversitelerde bölümler açmışız. O büyümeye paralel olarak yeni oluşacak iş alanlarına eleman, uzman yetiştirmek için üniversitelerde bölümler açmışız. Ama büyüme istediğimiz oranda gerçekleşmediği için onlar boşta kalmış. Bu hükümetin yetersizliği dersiniz. Burada tutanaklara da geçiyor biliyorum, bir AK Parti milletvekili olarak bunu söylemem siyasi olarak ne kadar doğru bilmiyorum ama bu bir partinin ya da siyasi iktidarın sorunu değil, Türkiye’deki siyasi iktidar mantalitesinin sorunudur. O da nedir? Devletin teftiş mantığını zayıflatmamız ve yine bürokrat eliyle de her şeyi dizayn etmeye kalkmamız. Bence denetim gerçekten piyasaya bırakılmalı ama denetleyeni denetleyen teftiş mantığında bir devleti inşa etmemiz gerekiyor. Yoksa, bürokratın yapacağı saha denetimlerinden bir verim alamayacağımız da yıllardır bizler gördük. Burada sistemin aksayan yönlerini çalışmamız gerekiyor. Bunu yaparken elbette işveren dostu olarak Türkiye üretimi artırmak zorunda ama yüzde 5.5’lik bir kayıptan bahsediyorsak, Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasına da vurduğumuzda yaklaşık sadece dünya ortalamasına göre farkımız bile 15 milyar doları geçiyorsa hiç kimse bu ülkede ‘İş sağlığı ve güvenliğine yapılan yatırımlar Türkiye’deki maliyetleri artırır’ sözünün arkasına sığınmasın, çünkü Türkiye’de gerçekten dünya ortalamasında bir iş güvenliğine geçişin Türkiye’nin üretim maliyetine ilavesi inanın 15 milyar dolar olmaz. Dolayısıyla, alternatif maliyet olarak baktığımızda bile bizim bu sisteme geçmemiz gerekiyor. Niçin geçemiyoruz? Ahbap-çavuş ilişkilerini aşamadığımız için geçemiyoruz. Hemen hemen bize her ay bir vatandaş gelir, iş kazası geçirmiştir, sakattır. ‘Bana bir sene önce işverenim ‘Ben senin her türlü masrafını karşılayacağım’ demişti’ diyor. Ölçekte de onlar daha artistik yapıyorlar bu işi, bütün mesele burada. Yani, onlar biraz daha kitabına uydurmasını biliyorlar, onların avukatları daha güçlü, daha güzel doneler buluyorlar. Öncelikle şu tamamen ticarete dönmüş, tamamen kağıt satışına dönmüş denetim mekanizmasının acilen ama çok acil olarak gözden geçirilmesi gerekiyor diyorum.”

HAK-İŞ: EVET İÇİN AKTİF OLARAK ÇALIŞTIK

Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan yaptığı yazılı açıklamada, 16 Nisan referandumunun başarılı bir şekilde sonuçlandığını, kendilerinin de evet çıkması için aktif olarak çalıştıklarını söyledi.

Referandum sonucunda evet çıkmasıyla birlikte işçi sınıfının birtakım sorunlarının daha hızlı ve daha kolay çözüme ulaştırılacağını iddia eden Arslan, “cumhurbaşkanlığı sistemiyle yönetim krizlerinin önüne geçilecek, bu sayede ülkemiz daha istikrarlı bir hale gelecektir” dedi. Referandum sürecinde ‘Anayasa değişikliğine tam destek, geleceğimiz için evet’ sloganıyla yola çıkarak kampanya yürüttüklerini ifade eden Arslan, “Hak-İş’in bütün teşkilatları ve bağlı sendikaları sahada aktif olarak hep birlikte çalıştı” dedi.

www.evrensel.net
ETİKETLER İSİGHak-İş