Basın özgürlüğü paneli: Özgür basın için daha güçlü ‘Hayır’

Basın özgürlüğü paneli: Özgür basın için daha güçlü ‘Hayır’

‘OHAL’de Düşünce ve Basın Özgürlüğü’ panelinde daha özgür bir basın için ‘Hayır’ çağrısı yapıldı.

Eğitim Sen Çanakkale Şubesi Çanakkale Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Sosyal Tesisleri’nde “OHAL’de Düşünce ve Basın Özgürlüğü” paneli düzenledi. Panelin moderatörlüğünü Gazeteci Sermet Atadinç yaptı. Muhabirimiz Özer Akdemir ve BirGün Gazetesi Yazıişleri Müdürü Berkant Gültekin ise panele konuşmacı olarak katıldı. Konuşmacılar, 15 Temmuz sonrasında yaşanan süreçte basına ve düşünce özgürlüğüne yönelik yapılan baskılarla ilgili konuşurken, daha özgür bir basın için başkanlık referandumuna “Hayır” denilmesi gerektiğini söyledi.

Panelin açılış konuşmasını yapan Gazeteci Sermet Atadinç, “Gazetecilik emek ve demokrasi mücadelesinin bir parçası haline gelmiş durumda. Özellikle günümüzde bu bağlamda gazeteciliği değerlendirmek, emek ve demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak tüm emek ve demokrasi güçleri gazeteciler ile dayanışma sağlamak zorunda” dedi.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında gazetecilere yönelik gerçekleştirilen baskı ve sansürün daha da arttığını ifade eden Atadinç, “Gazeteciler gerçeklerin peşinde olarak her zaman için halkın haber alma özgürlüğü ve gerçekleri öğrenme hakkının savunucusu olacaklardır. Ancak, bu mevcut olan emperyalist ve kapitalist sistemin yönetememezlik krizinin getirmiş olduğu boyutta, mevcut olan hakim sınıfın bir engeli ile karşı karşıyayız” dedi.

‘BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ SIRALAMASINDA 151. SIRADAYIZ’

Panele konuşmacı olarak katılan Muhabirimiz Özer Akdemir ise panelde yaptığı konuşmasında, son süreçte gazetecilere ve basına yönelik uygulanan baskıların giderek arttığını ifade etti.

AKP iktidarının 15 yıl boyunca gazetecilere yönelik yaptığı baskıların sonucu olarak Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda dünyada 151’inci sıraya gerilediğini ifade eden Akdemir, “Gazetecinin temel görevi nesnel durumu sansürlemeden, çarpıtmadan yansıtmaktır. İkincisi demokratik değerlere ve insan haklarına aykırı davranamaz. Bizim temel unsurlarımız bu. Gazeteci dediğimiz bu temel ilkelere uymak zorundadır. Bu ilkeler evrenseldir. Ne yazık ki 2002’den günümüze kadar gelen durumda gazeteciler, gazeteci olmaktan çıktı. Basın özgürlüğü açısından dünyadaki en kötü ülkeler arasındayız. Sayısal olarak, 180 ülke arasında şu anda Türkiye 151’inci sırada. Daha önceleri Türkiye basın özgürlüğü açısından 99’uncuydu. 15 yılda 151’inci sıraya indi ve hızla daha aşağılara iniyor.  Darbeler, muhtıralar her 10 yılda bir tekrarlanıyor. 15 Temmuz sürecinde ilk saatlerde 5 haber sitesine erişim engellendi. 24 yayın organının lisansı, 34 gazetecinin sarı basın kartı iptal edildi. Leman dergisinin yaptığı darbe özel sayısının dağıtımı engellendi ve toplatıldı. 56 gazeteci hakkında gözaltı kararı verildi. İşten çıkarmalar, istifalar, baskılar artan bir ivme ile devam etti” dedi.

Anayasa paketinin referandumdan geçmesi halinde Türkiye basınını daha zor günlerin beklediğini ifade eden Akdemir; “Anayasa değişikliği geçerse, basın mensupları ve gazeteciler hak ihlalleri ile karşılaşacak. Yeni anayasa ile seçilecek olan Cumhurbaşkanı istediği zaman yönetmelik çıkarabilecek; örneğin, Basın İlan Kurumu ile ilgili bir yönetmelik çıkaracak ve Basın İlan Kurumu da ‘Şu gerekçe ile şu gazetelere ilan vermiyorum’ diyecek. Bu durum özellikle muhalif yerel basın üzerinde bir baskı aracı olarak kullanabilecek” dedi.

‘HAYIR’LARI BİRLEŞTİRMEK GEREKİYOR’

Panelde konuşan gazeteci Berkant Gültekin ise basın ve düşünce özgürlüğünün yaygınlaşabilmesi için anayasa referandumundan çıkacak sonucun önemli olduğunu belirtti. Gültekin, basına karşı uygulanan baskılara karşı anayasa referandumunda güçlü bir ‘Hayır’ kampanyası yürütülmesi gerektiğini ifade ederek; “Eğer biz gazeteci isek sizler de okursunuz, yurttaşsınız. Dolayısı ile bizim gördüklerimizi, yaşadıklarımızı, bizim gördüğünüz baskıyı görüyorsunuz, okuyor ve biliyorsunuz. Gazetelere ve gazetecilere cezalar yağdırılıyor. 150’ye yakın meslektaşımız gözaltında. Halen iddianamelerini görebilmiş değiliz. Gazetecilere yönelik, medyaya yönelik Türkiye’de ciddi bir baskı var. Birçok gazete, televizyon kapatılıyor. Gazetecilere medya organlarına cezalar yağdırılıyor. Gazeteciler olarak kötü bir süreçten geçiyoruz. Memleketin geleceği güçlü bir ‘hayır’ politikasının örgütlenebilmesinden geçiyor. Burada sadece sol muhalif, ilerici demokrat kesimlerin ‘Hayır’ı yetmiyor. Çok farklı kesimlerin ‘Hayır’larını bu ‘Hayır’ ile birleştirmek gerekiyor. Bunu sağlayabilmemiz için ‘Hayır’ın sesini daha güçlü, daha gerçekçi bir şekilde örgütlememiz lazım. Kimse bu sürecin dışında tutmamalı kendini. Her birimize çok önemli görevler düşüyor. Ülkenin geleceği açısından çok önemli, ilk önce bunu anlamamız gerekiyor” dedi. (Çanakkale/EVRENSEL)

www.evrensel.net