Parçalının maestrosu

Parçalının maestrosu

Kral dedik biz Metin Ağabeyimize. Oysa ne Beştepe'de yaşardı ne paralı askerleri vardı...

Pamukkale Üniversitesi Tekyumruk Grubu

İzmir’in dağlarında Metin’ler büyür. Damlacıkspor’dan Altay’dan çiçekler açar.

İki Metin tanıdık; İkisi de İzmir’imizin dağlarında açtı. Biri sevdamız oldu diğeri yoldaşımız... 1936 Şubat’ında doğdu parçalının maestrosu. Bize, sarının yanındaki kırmızıyı sevdiren, sevenlerini üzmeyen, Galatasaray’a karşı kimsenin tercih konusu olamadığı, rakip takım taraftarının bile saygıyla imrendiği, kulüp tarihinin görebileceği en büyük kaptan. Metin Kurt, Metin abisini şöyle anlatıyor: “Futbol tarihinde, taraflı tarafsız tüm sporseverler için Metin Ağabey efsane bir isimdir. Özel yaşamında tüm insanlara karşı derin bir sevgi beslemiş, her zaman dara düşen sporcuların ve dostlarının yardımına yetişmiştir. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın idamına karşı yürütülen imza kampanyasına katılarak onların verdiği mücadeleye karşı ne kadar duyarlı olduğunu göstermişti. Onun bu yanını insanlarımızın çok azı bilir.”

Dönemimizin maç sonu sırtı sıvazlansın diye ülke politiklerini arayan futbolcularının yanı sıra Metin Oktay, ülkenin bir bu kadar çetin döneminde yalnızca emeği ve kabiliyetiyle, Denizler için imza kampanyasına katılmaktan geri kalmayıp, ezici çoğunlukta değil, Nevzat Çelik’in manifesto olarak benimsediğimiz şiirinde de bahsettiği gibi, çok olan tarafında yer almamıştır. Kral dedik biz Metin Ağabeyimize. Oysa ne Beştepe’de sarayda yaşardı ne paralı askerleri vardı. Efendiliği, ağabeyliği, sağlam karakteriyle taçsız kralımız oldu o bizim. 1969 yılında jübilesine, 91 yılından bugüne Galatasaray’ımızın 10 numara denince, parçalı denince akla gelen yegâne kaptanı oldu. Ya Galatasaray ya ben çıkışlarına karşı hayır demeyi bildi Metin. Çünkü hayatta bazı şeylere karşı hayır diyebilmeliydi, bazı şeylerde kıyasa yer yoktu. Kimsenin Galatasaray karşısında bir şansı yoktu onun için. Örneğin koca kulübün bir asrına hizmet eden Sami Yen, rantçıların eline bırakırlarken denmeliydi hayır. Sami Yen’imizin toprağına emekçiler düşerken metrelerce yüksekten, hayır denmeliydi, Metin’ler hatırına. Metin Kurt takımından ihracını göze alıp, nasıl arkasında durduysa futboldaki ilk sendikal faaliyetlerin, nasıl ki hayır diyebildiyse, şimdilerde hemen her gün ızdırabını çektiğimiz endüstriyelleşen sporun, öyle hayır demeliydi, bizden tarihimizi, emeğimizi almaya çalışan her şeye. Çok olan tarafta yer almanın rahatlığı, tribünde İzmir Marşı okudu diye darp edilen bir canın feryadını duymaya engel olmamalıydı. Çünkü tribünde herkes taraftardı, gidilecek başka bir tribün, sevilecek başka bir renk yoktu. Maksat sarıya kara düşürmemek, kırmızının alını soldurmamaktı.

 “MEŞİN TOPUN KRALI...”

Metin Oktay deyince akla gelen ilk şeyler; eli göğsünde parçalının üzerinde olan görseli ile ağları delen golü olsa gerek. 10 Haziran 1959 günü, Galatasaray-Fenerbahçe derbisi Oktay’ın tek golü ile kazanıldı. 39. Dakikada gelen golde meşin yuvarlak, filelerle buluştuktan sonra o hızla fileleri parçalayarak sahayı terk etti. Bizim gibi Metin abisini ancak televizyondan izleyen bir jenerasyon için bu akıl almaz bir olaydı. Endüstriyel spora, fahiş fiyatlara gerçekleşen transferlere, para için oynayan sporculara alışık bir jenerasyon olarak Fenerbahçe’nin açık çekli transfer teklifine karşı “Bizi sevenleri üzmeyelim, baba.” diyen bu adam bizler için sarı kırmızıya duyulan aşkın timsaliydi.

Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi köklü ve yerleşmiş bir inançtır, diyen Metin Oktay, futbolun sadece marşlarda dostluk ve kardeşlik olarak kalmasını önlemek adına jübilesinde Fenerbahçeli oyuncu Can Bartu ile bir süreliğine formalarını değiştirmişti. Maçtan alınınca formasını çıkarıp atan, soyunma odasının yolunu tutan, takım arkadaşına silah doğrultan, taraftarı kışkırtacak hareketlerde bulunan yeni yüzyıl oyuncularına itikadımızca ders olarak okutulmalıdır Metin Oktay.

Futbol, basketbol federasyonlukları miras yoluyla aktarılırken, kaybedilen maçlar için primler dağıtılırken, teknik direktörler bugünün asgari ücretinin 687 katını alırken, hakemler özgür iradeleri dışında hareket ederlerken susmayacağız, yine dilimizde marşlar olacak. Susturmak için vurduğunuz her darbede, maddi sıkıntısı giderilsin diye jübile yapılmak istenen Metin Kurt gibi hayır diyeceğiz. Ne 6222 sayılı yasanız yıkabilecek tribünlerimizi ne de e-biletiniz. İzmir’in dağları yine çiçekler açtıracak. Açan her çiçekte nice Metinler olacak. Meşin yuvarlakla, şiirle, bilimle öreceğiz yurdu dört baştan.

www.evrensel.net