İki kavram: soyut, somut

İki kavram: soyut, somut

Soyut nedir? Somut nedir?

Her kavram, gerçekte nesnel bir ilişkiyi temsil etse de, onun ancak en temel ve genel özelliklerini kendisinde taşıyabilir. Dolayısıyla her kavram, gerçekliğin donmuş, cansız kılınmış, hareketten ve değişmelerden, ayrıntılardan arındırılmış halini dile getirir. Buna rağmen kavramlar ve kategoriler, canlılığın, hareketin ve değişmenin bilinebilmesini mümkün kılan “düğüm noktaları”dır.

Marx, kavramlardan örülmüş bir nesnel dünya tasarımının gerçekleştirilebilmesi sürecini yöntemin genel yönelimi olarak ele alır. Bu işlemin genel adı somutlamadır.

“Somut kavram” ve “soyut kavram” terimleri diyalektik terminolojide günlük dildeki anlamlarından farklı bir anlam taşırlar.

GÜNLÜK DİLDE SOYUT VE SOMUT

Günlük dilde “somut kavram”, belli nesneleri, duyumlarımıza konu olabilen maddi varlıkları dile getiren kavramlar olarak tanımlanır: Kedi, masa, meyve gibi.

“Soyut kavram” ise, duyular aracılığıyla algılanamayan şeyleri dile getiren kavramlar anlamına gelir: Tanrı adalet, özgürlük gibi.

DİYALEKTİK MATERYALİZMDE SOYUT VE SOMUT

Diyalektik materyalizmde ise; “soyut kavram” ve “somut kavram” terimlerinin anlamı tamamen başkadır. Burada “soyut kavram”, tıpkı Hegel’in Varlık kavramı gibi, belirlenimsiz, bağlantısız “kendinde ve kendiliğinden” kavramdır. Marx, somut kavramı şöyle tanımlar:

“Somut, çok sayıda belirlemenin bir noktada bağdaşması, dolayısıyla çoğulluğun birliği olduğu için somuttur. O halde somut, gerçek hareket noktası ve dolayısıyla gözlem ve tasavvurun da hareket noktası olduğu halde, düşüncede bir hareket noktası olarak sonuç olarak ortaya çıkacaktır. Birinci yol boyunca, tasavvurun bütünlüğü çözülüp soyut belirlemeler dönüşmüştü; ikincisinde soyut belirlemeler somutun düşünce yoluyla yeniden üretilmesine doğru giderler.”*

Bu anlamda, örneğin “kedi”, “masa” gibi kavramlar, soyut; “adalet”, “özgürlük”, somut olabilir. Birliğin soyut mu yoksa somut mu olduğu değil, düşüncenin ilerleme sürecinin hangi evresinde bulunduğudur.

MARX’TA DİYALEKTİK YÖNTEM

Diyalektik araştırma sürecinin yolu, genel olarak ve özetle görünüşten öze deyimiyle dile getirilir. Bu, “soyuttan somuta” ilkesinin, değişik biçimde dile getirilmesidir. “Soyut”, bir varlığın bağlantılar, çelişkileri, hareketi ve değişmesi hakkında hiçbir bilgimizin bulunmadığı onun ilk algılanış haline, yani “görünüş”üne denk düşer. “Öz” ise varlığın “somut” halidir. Marx’ın dediği gibi, görünüşü “…birçok tanımın sentezi, çeşitli yanların birliği” halinde kavramaya ilerleyebildiğimiz ölçüde, onun gerçeğine, özüne yaklaşırız. “Görünüşten öze” ya da “soyuttan somuta” ilkesi Marx’ın temel eserinin yönteminin de başlıca iç çizgisini oluşturur.

MANİFESTO’DA SOYUTTAN SOMUTA GİDİŞ

Marx, önce “kavramın kendi kendinden itibaren tanımı” yolunu izler ve sonra da sırayla diğer özellikleri uygular. Ne var ki, burada materyalist diyalektik bakımından çok önemli bir katkıyı da gerçekleştirir: Her bir kavramı genel ve tüm kavramları kapsayan bir çelişmenin ekseninde önce analiz eder (ve bu analize daima içten içe işleyen bir sen tez süreci eşlik etmektedir), sonra da, gene bu temel çelişki ek şeninde, tümünü sentezler. Bu, bir bakıma, başlangıç noktasına dönüş gibi görünür.

Bu özelliği, Marx ve Engels’in birlikte kaleme aldıkları “Komünist Manifesto”da da görebiliriz. Manifesto, “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor: Komünizm hayaleti” sözleriyle başlar. Burjuvazi ile proletarya arasındaki mücadelenin ortaya çıkardığı genel siyasal ve ideolojik durumu karakterize eden başlıca özellik, önce, basit bir görünüş öğesi olduğu haliyle ele alınır. Buradan başlayarak, Avrupa’nın bu görünüşe zemin hazırlayan siyasal ve sosyal koşulları tanımlanır. Koşulların ve ortamın başlıca karakteristikleri olan ana sınıfların durumu ve birbirleriyle karşılıklı ilişkileri ve çelişkileri konulur. Manifesto, ‘Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!” çağrısıyla sona erer. Böylece, başlangıçta, bir “hayalet” gibi, ne olduğu pek de bilinmeksizin, soyut biçimde kendisinden korkulan komünizm, sınıf mücadelesi ortamının bir ürünü olarak çeşitli yönleriyle adım adım açıklanıp, bütün ülkelerin işçilerinin birleşik devrimci eylemiyle gerçekliğine kavuşacak bir toplumsal hayat biçimi olarak somutlanır. Ama burada somutlanan komünizm kavramı, başlangıçtaki “hayalet” durumundaki komünizmden çok farklıdır. Soyut, boş, ilkel kavramın yerini, şimdi, somut, kapsamlı, tamamlanmış kavram almıştır.

*Karl Marx, “Grundrisse”, Birikim Yayınları, Ekim 1979, s. 168-169

** Marx, Kapital, Sol Yayınları, ikinci baskı, Mart 1978, s. 49 (abç.)

 

www.evrensel.net