Birlik olsak, sorunlarımızı çözeriz

Birlik olsak, sorunlarımızı çözeriz

“Balgat” sözcüğü Ankaralıların zihninde ilk anda zengin ya da orta hallinin üstü bir yaşam sürenlerin oturdukları bir semt olarak belirir. Güzel ve pahalı evleri, pahalı restoranları, mağazaları gelir akla ilk anda. Oysa Balgat tüm bu zenginliği arka sokaklarında emeği sömürülen yüzlerce tekstil işçisin

Gizem Örnek / Özlem Temena

Kadın işçilerle çalışma koşulları hakkında anketler yaptık. Onlarca kadınla ev ve iş yaşantıları hakkında sohbet ettik. Yaptığımız anketlerden ve sohbetlerden önemli olduğunu düşündüğümüz sonuçlar çıktı. Bu sonuçları Ekmek ve Gül okurlarıyla da paylaşmak istedik.

Zam da yok, eşit ücret de
Görüştüğümüz işçi kadınların büyük bir kısmı ilk başta “bizim durumuz iyi. Siz fasonda çalışanlarla görüşün” diyerek anket yapmayı kabul etmedi. Ankete katılmaya ikna olup da sorulara yanıt vermeye başlayınca ilk bakışta dikkat çeken, ücretlerin düşüklüğü. Kadınlar arasında bin TL’nin üzerinde maaş alan yok, yarısından fazlası asgari ücretle çalışıyor. Hemen hemen tümü 5- 7 yıldan fazla süredir aynı iş yerinde çalışıyor, neredeyse hiç zam almamışlar. “Maaşlarımızı düzenli alsak o da yeter” diyorlar. Kendilerini merdiven altı atölyelerde fason üretim yapan işçilerle kıyaslıyor ve aslında şanslı olduklarını söylüyorlar. “Bizim durumumuz iyi” diye başlayan sohbet derinleştikçe kendileri de durumlarının pek de iyi olmadığını fark etmeye başlıyorlar sorunlarını. Çalıştıkları atölyelerde her işi yaptıklarını ama erkek işçilerle aynı ücreti alamadıklarını anlatıyorlar. “Biz ev geçindiriyor olarak görülmüyoruz. Evi erkek geçindiriyor, biz de yardım ediyoruz. Herkesin algısı böyle” diyorlar.

Patron hemen kapıyı gösteriyor
Anlattıkça sorunlar peş peşe sıralanıveriyo; tuvaletlere sırayla gönderme uygulamasından tutun da ustabaşlarının kaba davranışlarına ve hakaretlerine varana dek. Adına “taciz” deyince hemen “yok, yok bizim burada öyle şey olmaz” diyorlar ama aslında tacizin çeşitli biçimleri çok yaygın.
Pek çok sanayi bölgesindeki gibi Balgat’ta da kreş gibi bir haktan söz etmek imkânsız. Bu yüzden kadınlar, genelde çocuklar belli bir yaşa geldikten sonra işe girmişler. Kadın işçiler ilerleyen yaşlarında başlayan iş hayatını bırakıp tekrar evlerine dönmek istemiyor. Hem ekonomik durum buna sebep, hem de kendilerine güvenlerinin artması. İşlerini kaybetmemek için iki kez düşünüyorlar bu yüzden. Kadınların çoğu “biz de istiyoruz emeğimizin karşılığını almayı, ama patron hemen kapıyı gösteriyor” diyor. “Kendi aramızda birlik olsak, sorunlarımızı çözeriz” diyor tamamına yakını, ancak arkasından kurdukları ikinci cümle “ama bu devirde kimseye güven olmuyor ki!”

Sendikalı olmayı kim istemez
“Zaten yorgun argın gidiyoruz, bir de yemek, temizlik, evin her işi bizi bekliyor” demeleri şaşırtmıyor. Eşlerinin kendilerine varsa yardımları, yemeğin yanına salata yapmayla, perde asmayla sınırlı. “Sendika hakkında ne düşünüyorsunuz, sendikalı olmak ister misiniz?” sorusuna ilk yanıt genelde “aslında çok da bilmiyoruz.” Sendikanın ne olduğunu anlatınca “kim istemez ki” diyorlar. Sendikalaşmanın tekstil sektöründe çok zor olduğunu düşünüyorlar ve işten atılma kaygıları ağır basıyor. “Sendikacılar gelsin bizi üye yapsın, biz de böyle çalışmak istemiyoruz tabii” diyorlar. İş kazalarının çok sık yaşandığını ama patronların kaza geçirenleri hastaneye göndermediğini belirtiyorlar. Kazalar yaygın olmasına karşın alınmış hiç bir önlem yok ortada.
Kadınlara anketin sonuçlarını yazıp kendilerine ulaştıracağımızı söylediğimizden, bizi her gördüklerinde “daha bitmedi mi anketler, sonuçları ne zaman belli olacak?” diye sormaya başladılar. Çünkü kendileri gibi işçi olan diğer kadınların neler yaşadıklarını merak ediyorlar. Önümüzdeki günlerde işçi kadınlarla buluşmamızın ve yaptığımız anketin sonuçlarını paylaşacağız onlarla.
Anketleri tamamladığımızda ilk düşündüğümüz şey, burada kadınların birbirine güvenebilecekleri, dayanışma içinde olabilecekleri bir ortam yaratmanın çok önemli olduğu idi.

TRT’yi temizleyen işçi kadınlar kaygılı
Ankara’da 27 Mayıs’ta gerçekleştirilen kadın işçi buluşması öncesinde TRT Genel Müdürlüğünde çalışan taşeron temizlik işçisi kadınlarla sıcak bir sohbetle beslediğimiz küçük anket çalışması yürüttük.
Kurumda çalışan 231 taşeron işçisinin 80’i kadın. Ankete katılanlar arasında henüz altı ay önce işe başlayanlar da var, 14 yıldır çalışanlar da. Hepsi asgari ücret alıyor ve ellerine geçen net ücret 701 TL.  Hepsi sabah 7.30’da işe başlıyor, mesaileri 17.00’ye kadar sürüyor. Cumartesi günleri ise yarım gün çalışılıyor. Öğleyin 1,5 saat yemek molası kullanıyorlar.
Birçoğu ankete katılımı kendilerince sakıncalı bularak, güvencesizliğin de verdiği kaygı ile yanıtlamaktan kaçındı. Hatta hiçbir sorunları olmadığını, çok mutlu olduklarını ifade ettiler.
Toplamda 12 kadın anketimize doğrudan yanıt verdi. Kadınların büyük kısmı hafta sonlarını ev işleri ve temizlikle geçiriyor. Hiçbir sosyal yaşamları yok ama sinemaya, tiyatroya toplu gidişler düzenlenirse katılmayı da istiyorlar. Kadınların bazıları gördükleri şiddet nedeniyle eşlerinden ayrılmışlar. Kadınlar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in sözünde durmasını istiyorlar. “Hani eşinden ayrılmış çocuğu olan kadınlara 600 TL vereceklerdi. İktidarın hepsi yalancı, sigortamız olduğu için devlet yardım etmiyor, sonra da evini geçindir diyor, 700 lirayla ne yapalım? Çocuğu mu okutalım, elektrik, su, kira mı verelim?” diye isyan ediyorlar.
Sendikalı olmak konusundaki sorularımıza, hem sendikalara güvensizlikleri, hem de devletten korkuları nedeniyle aldığımız çekimser yanıtlar ağırlıkta oldu. TOGO işçilerinin direnişinden bir kısmı haberdar. “Sendikalaşırsak biz de onlar gibi işten atılabiliriz” diyorlar. Buna rağmen sendikalı olmanın işçiler için daha güvenceli olduğunu düşünüyorlar.

www.evrensel.net