Hindistan’da banknotlar gitti kriz geldi

Hindistan’da banknotlar gitti kriz geldi

Dr. Ali Rıza Güngen ve Yrd. Doç. Dr. Ceren Ergenç Hindistan’daki ekonomik ve siyasi durumla ilgili temel soruları Evrensel için yanıtladı.

Elif GÖRGÜ
İstanbul

Hindistan hükümetinin yolsuzlukla mücadele gerekçesiyle 500 ve 1000 rupilik banknotları dolaşımdan çekmesiyle başlayan nakit para sıkıntısı sürüyor. Bazı bölgelerde para yerine ‘takas’ yöntemi kullanılıyor, internetten nakit para satan platformlar dahi oluşmaya başladığı belirtiliyor. Peki sıkıntının temeli ne? Gerekçeler ne kadar gerçekçi? Sonuçları nereye varacak? 

Bağımsız Araştırmacı ve Siyaset Bilimci Dr. Ali Rıza Güngen ile ODTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Asya Araştırmaları Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ceren Ergenç, Hindistan’daki ekonomik ve siyasi durumla ilgili temel soruları Evrensel için yanıtladı.

YOLSUZLUKLA MÜCADELE YOKSULLARI VURUYOR

  • Dr. Ali Rıza Güngen, Hindistan’daki nakit krizini dört maddede özetledi.

 

HİNDİSTAN’DA NAKİT SIKINTISI NEDEN VAR?

Nakit sıkıntısının başlangıcı 8 Kasım’da Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin dolaşımdaki paranın kayda değer büyüklükte bir bölümünü oluşturan 500 ve 1000 rupilik banknotların dolaşımdan çekileceğini açıklaması. Hindistan Merkez Bankasının yeterli hazırlığının olmadığı koşullarda dolaşımdaki banknotların neredeyse yarısının kullanılmayacağı ilan edildi ve yıl sonuna kadar bu paraların bankalarda yeni banknotlarla değiştirilebileceği açıklandı. Dolaşımdan bu kadar çok para çekilmesine karşın Hindistan’da yeterli yeni banknot basılmamış olması sorunun temel nedeni. Hükümet kayıt dışı serveti cezalandırmak, tasarrufları kayıt altına almak ve finansal sisteme çekmek için böyle bir yol tercih etmesine karşın, bir gece yarısı başlayan operasyon kararı nakit sıkıntısının nedenini oluşturuyor. 

HÜKÜMETİN ÇÖZÜMÜ İŞE YARIYOR MU?

Hükümet giriştiği operasyonu bizzat çözüm olarak sunuyor. Vergi kaçıranların cezalandırılması, kayıt dışı servet sahiplerinin hesap vermeye zorlanması ile yoksulluk karşıtı mücadele arasında Modi Hükümeti doğrudan bağ kuruyor. Ancak başlatılan operasyonla banknotların önemlice bir kısmı yenileriyle değiştirilmişken para hacminin eski seviyesine kavuşturulmasına kadar beş aylık bir sürenin geçebileceği öngörülüyor. Hindistan ekonomisi esasen nakitle dönen bir ekonomi olduğu için (cash economy) bu süre zarfında ticarete balta vurulmuş oluyor ve banknot değişiminin bu biçimde gerçekleşmesi ekonomik büyüme rakamlarını aşağı çekiyor.

HALKA YANSIMASI NE OLDU?

Sorunun halka yansıması Hindistan’ın çok büyük bir nüfusa sahip olduğu ve eyaletler arasında önemli gelişmişlik farkı olduğu için farklı gerçekleşiyor. Daha yoksul eyaletlerde yaşayanlar yeni banknot arzı bu eyaletlerde şimdilik daha az olduğu için daha fazla sıkıntı hissediyorlar. Ayrıca kredi ihtiyacını gidermek için kurulmuş çiftçi kooperatifleri düzgün işleyemiyor, nakit ekonomisinde aracılık faaliyetleri sürdürenler kadar yoksullar da bu sıkışıklıktan oldukça etkileniyor. 

Sorun ekonomik büyümeyi etkileyecek boyutlarda olduğu için bu operasyonun iktidar partisine maliyetinin çıkması bekleniyor. Ancak içerideki sorunları yolsuzluk yapanlara, “kara ekonomi”ye atfeden ve bunlarla sert bir mücadeleye kalkıştığını beyan eden Modi ve hükümetinin 2017’deki eyalet seçimlerinden fazla yıpranmadan sıyrılması muhtemel. 

Bankalarda yenileriyle değiştirilmeyen banknotlar aracılığıyla Modi hükümeti kestiği ceza ile övünebilecek. Ancak yolsuzluk ve kayıtdışılığın kaynakları ortadan kalkmadığı müddetçe ve sistem içine çekilen banknotlar finansal sistem aracılığıyla yeni kredi olanaklarına dönüştürülmedikçe orta vadede bu operasyonun iç tüketimi geçici bir şekilde baskılayarak büyüme oranını düşürmüş beyhude bir çaba olarak anılması ihtimali de mevcut. 

DÜNYAYA YANSIMASI OLUR MU?

Hindistan’da büyüme oranları 2017’de bir miktar düşecek, rupinin kasımın ortasında kazandığı değer kalıcı olmadı. Nakit sıkıntısına bağlı ekonomik sorun beklendiği gibi birkaç ay içinde hafiflemezse Hindistan’ın borçlanma maliyeti artacak. Bütün bunlar Modi’nin yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele programına darbe vurabilir. En önemlisi otoriter ve halk isteklerini ve iradesini (vox populi) herkese ve her tehlikeye karşı kendilerinin temsil ettiğini iddia eden siyasi liderlerin iktisadi çalkantılar yaratmak üzere dahi olsa giriştikleri gösterilerin, yeni iç düşman yaratma heveslerinin siyasi destek devşirmek ya da pekiştirmekte ne kadar etkili olduğu bir kez daha test edilmiş olacak.

HİNDU MİLLİYETÇİSİ, POPÜLİST, OTORİTER

  • Yrd. Doç. Dr. Ceren Ergenç, iktidardaki BJP hükümeti ve ülkede siyasi durumu dört maddede özetledi.

 

MODİ HÜKÜMETİNİN SİYASİ ÇİZGİSİ NEDİR?

Ekonomik neoliberalleşmeyle zenginleşen yeni sermaye sınıflarının geniş tabanlı siyasi zaferler elde etmesinin bir örneği de Hindistan. Bu yeni kapitalist sınıfların desteklediği siyasi hareketlerin birleştirici ideolojileri popülizm ve etnik milliyetçilik. 

Modi liderliği altındaki BJP (Hindistan Halk Partisi) iktidara 2014 yılında geldi. Hinduların üstünlüğü iddiası ve özellikle Müslüman karşıtı söylemlerle yürüttüğü seçim kampanyası Modi’nin sekter toplumsal politikalarının habercisiydi. Popülist söyleminin ilk bakışta ele vermediği ise iktisadi politikalarının küresel neoliberal sistemle ne kadar iç içe geçmiş olacağıydı. Hindistan iç politikasında “yükselmeye istekli sınıflar” olarak adlandırılan zenginliklerini ve toplumsal statülerini Hindistan’ın küresel entegrasyonu sonucu oluşan yeni sektörlerden kazanan yeni orta sınıflar BJP’yi desteklediler.

Zaten daha önce Müslümanlara karşı yapılan pogromlardan sorumlu tutulan Modi’nin parlamentoyu etkisiz kılma, ülkeyi KHK’lerleyönetme ve özellikle üniversitelerden gelen eleştirilere baskıcı tepkiler vermesi, örneğin JNU (Jawaharlal Nehru Üniversitesi) vakasında olduğu gibi akademisyenleri yeterince vatansever olmamakla suçlaması son zamanlarda göze çarpan siyasi krizlerden.

En çok kullanılan banknotları tedavülden kaldırma kararının veriliş şekli de Modi’nin 2014’ten beri parlamentoyu ve kurumları etkisiz kılma davranışının bir diğer örneği olduğu için ayrıca tepki çekiyor. Neoliberal dönemin hızlı karar almayı piyasacılığın ön koşulu olarak dayatması birçok coğrafyada siyasi iktidarın otoriterleşmesine neden oluyor, ama Hindistan’ın durumunda Modi’nin üniversitelerle yaşadığı kriz ve Hindu olmayan azınlıkların yaşadığı sistematik dışlanmayla birleşince özellikle derin bir toplumsal dönüşüme işaret ediyor.

GERÇEKTEN YOLSUZLUKLA MÜCADELE VAR MI?

Hükümet nakitsizleşme politikasının yolsuz-luk ve kayıt dışı ekonomiyi engelleyerek refahın eşitsiz dağıtımına faydası olacağını, bu sayede yoksullukla mücadeleye katkıda bulunacağını iddia ediyor. Ama, kayıt dışı kazancın çoğu ülke dışında tutulduğu için bu politikadan beklenen geri dönüş olmadı. Olan, nakit kriziyle üretimin durma noktasına gelmesiyle reel ekonomiden geçimini sağlayan yoksullara oldu.

Kayıt dışı nakit olarak hedef alınan ‘yastık altı paraları’ydı ama iktisadi verilerin bize söylediği, esas kayıtsız zenginliğin gayrimenkul ve altında olduğu yönünde. Var olan yastık altı paralarının da kaynağının sorgulanmaması için sahipleri tarafından değil, evin çalışanlarının adına bankaya iade edildiğine dair haberler çıktı. 

Modi’nin nakitsizleştirme politikasının yoksulları doğrudan vurduğuna işaret eden bir diğer nokta da, tedavülden kaldırılan banknotların en çok enformel hizmet sektöründe kullanılan küçük paralar olması. Yapısal yolsuzluktan zengin olmuş toplumsal kesimlerin yatırımlarının zaten bu kadar küçük para birimlerinde olmadığı, hatta nakit olarak da tutulmadığı hatırlatılıyor. Kara paranın en büyük kısmı ise İsviçre bankalarında ve halihazırda erişilemiyor.

Nakit parayla çalışan kesimler, kırsaldaki yoksul tarım işçileri, kentli yoksullar, mülteciler, LGBTİ mensupları ve seks işçileri gibi toplumdan dışlanan kesimler, çalışmayan kadınlar. Kayıt dışı hizmet sektörüne vurulan bu darbe aynı zamanda orta sınıfları yerel üretici ya da hizmet vericiden AVM’lere, zincir kurumlara, büyük sermayeye yöneltecek ve kentli yoksullar bir kez daha devletin koruyucu bir düzenlemesi olmadan iş alanlarını kaybedecekler.

HİNDİSTAN’DAKİ DERİN YOKSULLUK NEDEN?

Hindistan neredeyse bir kıta büyüklüğünde bir ülke, değişik bölgelerinin ekonomik kaynakları birbirinden farklı. 1947’deki bağımsızlığından sonra uzun süre iktidarını koruyan kurucu Kongre Partisi, liderleri Nehru’nun önderlik ettiği, zamanında üçüncü dünya ülkelerine de ilham vermiş olan, bir kalkınmacı refah devleti çizgisi izledi. Bu çizginin, parallel bir örnek olan Çin’e kıyasla ülkede gelir dağılımı ve kalkınma seviyesini eşitleyememiş olmasının bir nedeni ülkenin siyaseten ademimerkeziyetçi yapısının kalkınma politikalarından sonuç alınmasında farklılıklar yaratmış olması. 1975-77 arasındaki sıkıyönetimde başlayan neoliberalleşme ise bu kalkınma politikalarının da aşınmasına neden oldu. Günümüz Başbakanı Modi’nin partisi BJP, Hindistan’ı diğer çok nüfuslu Asya ülkeleri gibi Batı’nın fabrikası olmaktan çıkarma vaadiyle iktidara geldi. Tarım ve tekstil sanayi ağırlıklı ülke ekonomisini özelleştirme ve finansallaşma ile dönüştürme gayreti içinde. İstihdam yaratmayan büyüme denilen bir balonla Hindistan son yılların göze çarpan ekonomileri arasına girdi. 

2017 SEÇİMLERİ İÇİN NASIL BİR TABLO VAR?

Nakitsizleştirme operasyonu gibi başarısız politikaların bile popülist Modi Hükümetini sarsamayacağı yönünde tahminler var. Rüşvet gibi gündelik yolsuzluk çok yaygın olmasına rağmen yapısal yolsuzlukları sorgulayacak bir sınıfsal bilincin neoliberal dönemde kalmamış olması buna neden olarak gösteriliyor. Öte yandan, yolsuzluk karşıtı söylemiyle ilk kuşak destekçilerini toplayıp yerel seçimlerde prekarya, güvencesiz işçiler, yoksullar, göçmenlere yönelik programlar geliştiren AAP (Avam Halk Partisi) gibi partiler var. JNU’daki ifade özgürlüğü krizi eğitimli kentli orta sınıfları rahatsız ederken, bu sorunu iktidarın ifade özgürlüğü değil akademin yeterince milliyetçi olmaması olarak yansıtmayı başarmasıyla bu rahatsızlığın BJP’ye seçimde yenilgi getirip getirmeyeceği belli değil.

www.evrensel.net