Akit hedef gösterdi, Bilgi işten attı

Akit hedef gösterdi, Bilgi işten attı

Geçtiğimiz günlerde ANF’ye verdiği röportaj üzerine Yeni Akit gazetesi tarafından “Üniversitede bir PKK yandaşı”, “Öğretim üyesinden PKK dili” başlıklarıyla hedef gösterilen Doç. Dr. Esra Arsan’ın, 14 yıldır görev yaptığı Bilgi Üniversitesinden 1 Temmuz itibariyle ilişiğinin kesilece

Erkan Araz / Suzan Demir

Yeni Akit gazetesinin hedef göstermesi üzerine Bilgi Üniversitesi Medya İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Arsan, Twitter’dan yaptığı açıklama ile Yeni Akit gazetesine bu haberinden dolayı dava açacağını açıklamıştı. Doç. Dr. Arsan’ın yaptığı açıklamada: “Yalancı, iftiracı, çarpıtıcı, ötekileştirici, düşmanlaştırıcı söylem üstadı ‘Yeni Akit’ gazetemsi oluşumundan hakkımda yeni yalan! Kendilerini gazeteci sanan yalancı soytarılar hakkımda bu iftira haberi yayımlamış. Yeni Akit’in hakkımda yazdığı haberde kullandığı dil ve söylem KCK iddianamesi gibi ötekileştirici ve yanlış ifadelerle dolu” demişti.

Bu gelişmelerin ardından Bilgi Üniversitesi tarafından Doç Dr. Arsan’a 1 Temmuzdan itibaren üniversiteden ilişiğinin kesileceği iletildi. Bilgi Üniversitesi öğrencileri ise yarın saat 14.00’te Bilgi-Santral Kampüsü Rektörlük önünde Esra Arsan’a destek eylemi yapacak.

DEKAN İŞTEN ATILMAYI DOĞRULADI

Konu ile ilgili olarak internet medyasına yansıyan haberleri sorduğumuz Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Halil Nalçaoğlu, Arsan’ın işine son verildiğini doğruladı. Nalçaoğlu açıklamasında, “Esra hocamızla (Henüz resmiyet kazanmamış olsa da) yolları ayırma kararımızın sözünü ettiğiniz gazete ve yayınladığı haber ile kati surette bir bağlantısı yoktur. Hocamızla el sıkışarak, iyi niyet temelinde ayrılmamız söz konusu iken, adı geçen talihsiz haber ortaya çıktı. Bir kez daha bunun çalışma ortamımızın verimi ve uyumu adına aldığımız bir karar olduğunu, diğer konu ile bir alakası bulunmadığını vurguluyorum” dedi.
 
‘GAZETECİ İSTEDİĞİ YERDE ÇALIŞIR’

Doç. Dr. Esra Arsan’ın ANF’ye verdiği röportajın bir kısmı ise şöyle:
“Ülkemizde demokrasi, insan hakları, basın ve ifade özgürlüğü önünde Demokles’in kılıcı gibi dikilen Terörle Mücadele Kanunu kullanılarak, muhalif, alternatif, eleştirel gazeteciler, düşünürler, akademisyenler ve üniversite öğrencileri hapse atılıyor.”
“Terörle Mücadele Kanunu’nun tutuklama ve gözaltılara yetmediği durumlarda ise, ‘sehven’ uydurulan asılsız delillerle insanların çok uzun süren dava süreçleri boyunca hapiste tutuklu kaldıklarını, masumiyetleri ispatlanana kadar yıllarca ilk davalarının görülmesi için özgürlüklerinden alı konulduklarını dehşetle izliyoruz.”
“Bir gazetecinin sorumluluğu gerçeğe karşıdır. Yazdığı haberin doğruluğu, dengeli oluşu, adil oluşu gazetecinin sorumluluğundadır. Haber doğru değilse, yasalar ve etik gazeteciyi ve çalıştığı kurumu hesap vermeye zorlar”
“Ancak, bir gazeteci şu ya da bu ideolojik arka planı temsil eden bir gazetede çalışmaktan dolayı suçlanamaz, ona ön yargı ile bakılamaz, marja itilemez, terörist ilan edilemez. Sürmekte olan basın davalarına veya TMK ile ilintili davalara baktığımızda, daha çok Kürt medyası ve sol medyada çalışan gazetecilerin tutuklandığını görüyoruz. Eh, bu gazetecilerin iktidara muhalif olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Dolayısıyla, açılan davalar açısından çok sorunlu, ciddi hukuki ihlaller içeren bir tablo ile karşı karşıyayız.”

‘İNSAN HAYATINI GASBETMEK DE, CİNAYETTİR’

‘90’larda gazeteciler şimdilerde ortaya çıkan derin devlet ilişkileri ve iş birlikleriyle faili meçhul cinayetlere kurban gidiyorlardı. Bugün ise gazetecileri susturmak için hapse atıyorlar; öldürmüyorlar. Ama bir insan hayatını haksız yere uzun süre gasbetmek, rehin almak da bir tür cinayettir aslında. Bu nedenle, ben aslında bugün yaşananları gazetecilik ve gerçeğin yazılabilmesi açılarından çok daha kötü görüyorum. Yolsuzluk yazılamıyor, insan hakları ihlalleri yazılamıyor, iktidarı eleştiren gazeteciler hapse atılıyor ve bunlar yapılırken ‘bizim bir amacımız var -ki bu da askeri vesayetten kurtulmak olarak nitelendiriliyor- bu amaç için her yol mübah’ anlayışı güdülüyor. Bence bu noktada amaç, aracı da sonucu da meşru kılmaz. İnsan hayatları ve özgürlükler rehin alınarak yapılan hiçbir girişim olumlu da olamaz.”

‘TARİH, ANA AKIM MEDYANIN ZAVALLI OLDUĞUNU YAZACAK’

“Bence tarih bu dönem için ana akım medyanın baskıcı bir korku rejimi ve maddi baskılarla köşeye sıkıştırılmış çok zavallı bir durumda olduğunu yazacak. Ancak, tarih bu duruma karşı kayıtsız kalan, insan hayatları harcanırken, gencecik gazeteciler, öğrenciler hapislerde yatarken sesini çıkartmayan halkımızın kötü bir sınav verdiğini yazacaktır”
“Bu sessizliğin, iktidarın yanlış işlerinden hiç rahatsız olmayan ve hatta buna göz yumarak çıkar sağlamaya çalışan müşterici siyasetçi-oy veren ilişkisinden büyük hicap duyuyorum.”  (MEDYA SERVİSİ)

www.evrensel.net