Bu düzen meşrulaştırılamaz

Bu düzen meşrulaştırılamaz

ROTA

Geçtiğimiz haftanın şüphesiz en çok tartışılan konusu “Cinsel İstismar Yasa Tasarısı” idi. Tecavüzü meşrulaştıran bir düzenlemeyle komisyon tarafından meclise getirilen yasa ilk tartışıldığı andan itibaren büyük bir tepki gördü. Kadın örgütleri hızla yasa tasarısına itirazlarını dile getirirken, kadınlar ülkenin dört bir yanında sokağa döküldü. Sonuç olarak bunca tepkinin ardından yasa tasarısı geri çekildi. Ancak yasa tasarısının içinden belli maddeler meclisten geçmiş oldu. (Rıza yaşını 12’ye düşüren uygulama)

ÇIKAN BİRKAÇ SONUÇ

Yasa tasarısı gündeme geldiğinde muhalif kadın örgütlerinin dışında, oldukça geniş bir kesimin tepkisinden söz ettik. Burada dikkat çekici noktalardan birisi de AKP’ye oy veren işçi ve emekçilerin de tasarıya dair ciddi tepkilerinin oluşmasıydı. En güçlü dönemindeymiş gibi gözüken, “her şeye muktedir” AKP; inşa etmeye çalıştığı rejimin içerisinde kadınlara biçilen rolü en “saf” haliyle dile getirdiği bu tasarıyla kendi tabanını ve halkın en geniş kesimlerini ikna edememiş oldu. Sokağa da güçlü bir şekilde yansıyan kitlesel tepkiler bu OHAL düzeninin “astığım astık, kestiğim kestik” koşullarını sarsıcı bir etki yarattı. “Tecavüz meşrulaştırılamaz” sloganı kitlelerin öfkesinin en net ifadesi oldu.

Art arda çıkan KHK’larla gelen işten atmalar, dergi ve gazetelerin kapatılması, derneklerin mühürlenmesi, halkın temsilcilerinin tutuklanması, kadınlara yönelik çıkarılmak istenen istismar yasaları ve bir yandan tam gaz devam eden içerde, dışarda yayılma ve talana dayalı savaş politikaları egemenlerin inşa etmek istediği rejime giden yolun olmazsa olmazı durumunda. Bu politikalara bağlı olarak da giderek kötüleşen ekonominin sonuçlarını da göz önüne aldığımızda yaşanan süreçten en çok mağdur olanların işçi, emekçi kesimler olduğudur. Bu süreç böyle giderse, ki gitmesi oldukça muhtemel, halklar AKP tarafından iyice “topun ağzına” koyulacaktır.

TECAVÜZ DÜZENİNE, SAVAŞ POLİTİKALARINA VE GERİCİ FAŞİST REJİME KARŞI MÜCADELEYE

Gelinen noktada AKP’nin karşısındaki tüm engelleri KHK’larla aşmaktan başka bir çaresinin olmadığı, başkanlık rejimi tartışmalarına da bu KHK’ların ve OHAL koşullarının gölgesinde bir süreçle gidileceği gözükmektedir. Meseleler öyle bir hal almıştır ki basın özgürlüğüne dair toplumsal kesimler farklı noktalarda kutuplaşmakta, Kürt sorununa dair farklı kutuplaşmakta, Suriye sorununa dair farklı kutuplaşmaktadır. Yani egemen politikanın tek tek farklı biçimlerine dair toplumsal kesimlerde farklı noktalardan ayrışmalar yaşanmaktadır. Bugün demokrasinin, özgürlüğün, insanca yaşamın var olduğu koşullarda yaşamak isteyenler açısından bu ayrışmalardan sıyrılan ve bu politikaların ortaya çıktığı kaynağa karşı ortak bir mücadele hattını inşa etmek bir zorunluluk haline gelmiştir. AKP’nin “muktedir” pozisyonu giderek tartışılırken, bizim tecavüz düzenine, savaş politikalarına, gerici faşist rejimin inşasına karşı örgütlü bir mücadeleden başka bir yolumuz yoktur. Çünkü bunların hepsi karşımızdaki egemen blok açısından birbirinin tamamlayıcısı olan politikalardır.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.