Amerikan yerlileri yurtlarından ediliyor

Amerikan yerlileri yurtlarından ediliyor

Kuzey Dakota Boru Hattı Projesi ile Amerika’nın yerlileri yurtlarından edilmek isteniyor.

Ekim KILIÇ
New York

Geçtiğimiz perşembe günü ABD’de ‘Şükran Günü’ kutlandı. Bayramın kökeni Massachusetts’in bir yerleşkesi olan Plymouth’daki ilk İngiliz kolonicilerin, Wampanoag yerlileri ile ortak düzenledikleri düşünülen bir hasada dayanıyor. Resmi anlatıda Amerika kıtasının keşfedildikten sonra ilk yerleşen kolonicilerin karşılaştıkları zorlu koşullarla nasıl mücadele ettikleri, yerlilerle nasıl iyi geçindikleri ifade edilse de, bu hikaye gerçeği pek yansıtmıyor. Ancak Amerikan ‘kutsal’ aile değerlerini ve ‘birlik ve beraberlik’ ruhunu yücelten muhafazakar bir bilinç tazelemesi olarak her yıl kasım ayının son perşembesi, ve Kanada’da ekim ayının ikinci pazartesi günü kutlanıyor.

Tarihsel gerçekler ise ABD’nin üzerine kurulduğu iki büyük günahtan birisini bize gösteriyor; Amerikan yerlilerinin kitlesel katliamı, Avrupalı koloniciler tarafından yerlerinden sürülmesi ve ikinci olarak da kölelik.

2009’DA ÖZÜR DİLENDİ AMA...

İngiliz kolonicileri olan Pilgrimler, Wampanoag yerlilerinden ilk olarak 1621 yardım almalarına, yerlilerinin kolonicilere misafirperver yaklaşımlarına rağmen kolonicilerin yerlilere olan ‘şükranları’ oldukça kısa sürdü. 1637’deki bölgenin başka bir kabilesi olan Pequet kabilesinden binlerce insan katledildi. 1675’te ise Wampanoag yerlileriyle Kral Philip’in savaşı başladı. İlk koloniciler Amerikan yerli kabileleri arasındaki çelişkileri kullanarak onları kademeli olarak katletti ve yerlerinden kovdu.

ABD Başkanı Obama’nın Amerikan yerlilerinden 2009 yılında resmi olarak özür dilemesi ise büyük bir yankı uyandırdı. Ancak Amerikan yerlileri ABD’de en yüksek işsizlik ve yoksulluk oranlarına sahip olmaya devam ediyor. Özellikle yerli gençlik ABD’deki en yüksek alkolizm ve intihar oranlarına sahip.

Amerikan yerlilerinin yerleşim alanlarında kurulan ‘kumarhanelerin’ vergiden muaf tutulması ise yoksulluğa çözüm olmamakla beraber toplumsal yozlaşmayı sürekli hale getiriyor.

Öte yandan bu yılki Şükran Günü ise yeni bir kara mizah örneğiyle karşılandı: Kuzey Dakota’da yerlilerin topraklarından geçirilmek istenen boru hattı buradaki yerlileri göçe zorluyor.

KUZEY DAKOTA: YERLİLER HİÇBİR YERE GİTMİYOR!

EnergyTransfer Partners şirketinin inşa ettiği Kuzey Dakota’dan İllinois eyaletinin güneyine ham petrol ulaştırmasını sağlayacak proje yerli topraklarını işgal ediyor. Şirketin boru hattı için açtığı internet sitesinde ortalama 470 bin varil ham petrol sağlayacağı belirtiliyor.

Kuzey Dakota’da yapılmak istenen boru hattına Citibank, Wells Fargo, TD bank başta olmak üzere 17 banka destek veriyor. Yani Kuzey Dakota’da süren mücadelenin boyutu oldukça geniş.

Protestolar, temmuz ayının sonuna doğru, projenin kabul edilmesiyle beraber patladı. Kendi yerleşkelerinden geçecek olan boru hattına, özellikle Amerikan yerli kabilelerinden Standing Rock üyeleri karşı çıkıyor. Ana yurtlarının kültürel ve doğal mirasına bir tehdit olarak görüyorlar. Çünkü bu toprakların ana su kaynağı Missouri ırmağı. Boru hattının bu ırmağı kirleteceği belirtiliyor. Boru hattının rotasının değiştirilmesi isteniyor. Boru hattının ilk olarak Bismarck kasabasından geçmesi planlanmıştı. Ancak çoğu beyaz olan kasaba halkı, yerel hükümete ve basına şikayet ederek duruma müdahale etti. Hattın yönü değiştirildi.

Bugün boru hattının Amerikan yerlilerin yerleşkesinden geçirilmekte ısrar edilmesi ise “çevresel ırkçılık” olarak yorumlanıyor.

POLİS BASKISI DA MÜCADELE DE SÜRÜYOR

Ağustostan itibaren boru hattının geçeceği noktada kamp kuran başta Amerikan yerlileri ve  çevreciler uzunca bir süredir sert polis saldırılarına ve kitlesel gözaltılara maruz kalıyorlar. Şirketin işçilerini her gün ikna ederek boru hattının yapımını aksatmaya, şirketi zarara uğratmaya, medyanın dikkatini bölgeye çekerek şirketi bu bölgeden vazgeçirmeye çalışıyorlar.

Bütün mücadeleye rağmen şirket ve şirketin destekleyicisi finans kurumları ile yerel hükümet vazgeçecek gibi gözükmüyor. Geçtiğimiz pazartesi günü polis, en sert saldırısını gerçekleştirdi. Hava sıcaklığı sıfır derecenin altındayken protestoculara panzerlerden su sıktı, gaz bombası, biber gazı ve ses bombası kullandı. 167 protestocu yaralandı. Ayrıca Sophia adlı bir protestocu kolunu kaybetme riski ile karşı karşıya.

BM, POLİSİ ELEŞTİRDİ

BBC’ye konuşan Su Koruyucuları Legal Kolektifi Temsilcisi Angela Bibens, “Bizim legal gözlemcilerimiz ses toplarının, plastik mermilerin ve su panzerlerinin kullanıldığını bildirdi” dedi. Birleşmiş Milletler geçtiğimiz süre içerisinde güvenlik güçlerinin protestoculara karşı aşırı güç kullanmasını eleştirdi.

ABD Hükümeti, kasım ayının başlarında boru hattı projesinin ertelendiğini duyurarak Sioux yerlilerine danışılması gerektiği ifade eden bir açıklama yayımlamasına rağmen, Energy Transfer Partner şirketi, yerinden kımıldamamakta diretiyor. Amerikan yerli toplulukları da yurtlarını teslim etmeyeceklerini belirtiyor; her gün yürüyüşler düzenleyerek demokratik kurumlarına destek çağrısı yapıyorlar.

www.evrensel.net