Zor zamanların boy aynası

Zor zamanların boy aynası

Günün yorgunluğu bedenine hücum ettiğinde koltuğun üzerinde uyuyakaldı...

Gizem İBAK

Antonio Bey’in ezgileri bir fevaran uyandırıyor bende, dedi. İş çıkış saatinin yoğunluğuyla kalabalıklaşan metronun yürüyen merdivenlerine yakın bir yerde, gençten iki çocuğun ısrarla ritim kaçırmasına aldırış etmeden.
Dört mevsimi bir yerde toplayıp hayatın o tek mevsimine odaklanan ve her gün aynı merdivenlerden sanki bin yıllık yorgunlukla çıkan o insanların hafif alay eden bakışlarını önemsemeden, kendisini ezginin ritmine bıraktı. Yaylıların yükseldiği yerde topuğunu yere vuruyor ve işaret parmağıyla baş parmağının birleştiği yerden başlayarak saatin sarkacı gibi bütün bedenini sallandırıyordu. Neden sonra enstrüman çalan çocuklar göz göze gelip belli belirsiz bir gülüşle çalmaya devam ettiler. Kendine gülündüğünün farkına varsa da kırılıp oradan ayrılmış olmamak için vücut ritmini tamamlayıp yere bıraktığı evrak çantasını alarak minik fakat hızlı adımlarla devam etti yoluna.  
Giderken iyi de dönüşte kötü diye geçirdi içinden, metronun duvarlarındaki aynalarla bir an burun buruna kalınca. Bu aynaların bir özelliği kayan yolda dururken gidişte yalnız belden altını gösteriyor ancak dönüşte doğrudan yüze odaklanıyordu. Bu durumdan hoşlanmadığına karar verdi ancak üzerinde fazla durmayarak Antonio Bey’in ezgisini zihninde döndürüp iç ritmini teslim etti.
Sanki aynı ressamın elinden çıkmış gibi benzer ifadeler taşıyan onlarca yüzün arasından evine ulaştığında harp meydanından dönen er gibiydi. Çantasını portmantoya bırakırken tüm yaylı enstrümanların aynı anda en ince notaya cereyan etmesi gibi bir basınç hissetti beyninde. Neden sonra portmantonun kapağındaki aynayı sökerken buldu kendini. Alnından akan terler kış mevsimine göre hayli fazla olduğundan dakikalardır bununla uğraştığını fark etti. Nihayete erdirmenin mutluluğuyla salonuna geçerken beynindeki ezgi düzelmiş ve naif bir bölüme evrilmişti.
Uğultu hâlinde yayılan gecenin sesine odaklanmanın iyi bir tercih olmadığının bilincindeydi, kaç mevsimdir dünyayla tek bağlantısı metronun ekranlarında gördüğü kadardı. Ve ekranda gördüklerini birleştirip anlamlı cümleler hâline getirebilmek için hiçbir çaba sarf etmemekteydi. O, kendiyle vardı. Arasında olduğunu hissetmemek için soğuk hâlinden arındırıp duvarları hududunu genişletecek tablolarla süslemişti. Dünya dönüyordu üç milyon yıldır ve o birçok insanın farkında olmadan öldüğü “zevk alma hâline” teslimdi yalnız. Mutluluk buydu ve bunu sağlamanın yolu, güzel bir şarkının en güzel notaları arasında gezinip durmak kadardı işte.
Günün yorgunluğu bedenine hücum ettiğinde koltuğun üzerinde uyuyakaldı. Neden sonra yattığı yerden fırlayıp evin içinde ayna aramaya başladı. Geçtiği her odaya birkaç hücresi saçılıyordu sanki, ipinden boşanan boncuk misâli. Vakti zamanında parça parça yok etmiş aynaları ve sonuncusunu da az evvel sökmüştü portmantodan. En son ne zaman açtığını hatırlamadığı perdeyi araladı, camdaydı şimdi sureti. Bir ölüm sessizliğinde odaklandı gözlerine, beyninin içindeki Dört Mevsim’i yok etmek istercesine. Gözleri sanki o anı bekliyordu, camda gördüğünün yaratmak istediği olmadığını fark etti. Dahası, “kendi” de yoktu artık karşısında. Zor zamanın boy aynasıydı işte, lâl kalıp âmâ olmayı dilerken yitirdiklerinin toplamı kadardı; zor zamanın boy aynası. Ne bir anda uyanıp aydınlanmıştı ne aniden hüküm kılıp silip atmıştı. Her sonuç bir nedene hâkimken yaratmaya çalıştığı var olanı da parçalara ayırmıştı. Şimdi ne kendi vardı, ne kendi yerine koyabileceği biri.
Fakat Dört Mevsim hârikûlâde diye geçirdi içinden Antonio Bey ben diye devam edecek olduğunda, evin ardındaki hayatın Dört Mevsim’in her notasına hâkim olduğunu hissetti, acı bir vaveylayla. Herkes gibi olabildiğini kabul etmenin insanın birincil erdemlerinden biri olduğunu keşfedebilirdi artık, gösterdikten sonra caddenin sesini dinleyebilme cüretini...

www.evrensel.net
ETİKETLER Gizem İbak

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.