Sınav deyip geçme

Sınav deyip geçme

Gelecek kaygısı, sınav stresi, aile baskısı derken gençlerin üstüne birçok yük biniyor.

Mine ZORLUER
ADANA

Her sene olduğu gibi bu sene de milyonlarca genç, üniversite sınavlarına girecek. Gelecek kaygısı, sınav stresi, aile baskısı derken gençlerin üstüne birçok yük biniyor. Bu zorlu süreci etüt merkezine giden Ayça, Hande ve dersaneye giden Dilara ile konuştuk.
ÇALIŞMAK, SADECE AMA SADECE ÇALIŞMAK…
Sınav süreciniz nasıl geçiyor diye sormak bile yüzlerinin asılmasına neden oluyor. Oldukça zorlu, yorucu ve yıpratıcı geçtiğini belirten Ayça, bu yıl sınava daha iyi hazırlanacağını düşündüğü için açık liseye geçmiş. Günün 12 saati etüt merkezinde ders çalıştığını belirtiyor ve çalışmalarını “ağır işlerde çalışan işçilere” benzetiyor. İleride işlerine yarayıp yaramayacağını bile bilmedikleri bilgileri öğrenmek için haftalarını harcadıklarından yakınıyor ve sınava hazırlık sürecini maratona benzetiyor. 
Hande’nin sınav sürecinin nasıl geçiyor sorusuna verdiği cevap ise gayet net: “Çalışarak, sadece ama sadece çalışarak geçiyor.” diyor ve ekliyor “Ne bir sosyal yaşamımız kaldı ne de rahat nefes alabileceğimiz bir zaman aralığı. Daha 17 yaşındayız ancak gelecek kaygımız yüzünden emekliliğimizi düşünür olduk.”
KİŞİSEL BECERİLERİMİZİ GELİŞTİRMEK İSTİYORUZ
Öğrencilerin kişisel becerileri, ilgi alanları, yeterlilikleri sorgulanmadan aldıkları puan ile istedikleri veya istemedikleri bölümlere yerleştiklerini belirten Dilara, hazırlık sürecinde ise temel ihtiyaçlar hariç kalan her şeyin lüks haline geldiğini söylüyor. Öğrencilerin sinema, tiyatro, opera gibi kendilerini geliştirecek ve rahatlatacak hiçbir şey yapamadıklarına ve bu yarış sırasında birçok değerin kendileri açısından kaybolduğunu vurguluyor Dilara.
AÇ KALMAK PAHASINA SINAVA HAZIRLANIYORUZ
Bu hazırlık sürecinin ekonomik anlamda da yıkıcı etkileri oluyor elbette. Hükümet tarafından eğitimin parasız olduğu vurgulanıyor, peki öğrenciler açısından bu durum nasıl? Ayça başlıyor söze. Sınav sisteminin sorunlu olduğunu ve harcamaların da çok fazla olduğunu söylüyor Ayça, hatta öyle ki kitaplara para harcamaktan gün içinde etüt merkezinde aç kaldıkları bile oluyormuş. Sınav hazırlığı stresinin üstüne bir de aileye yük oluyormuş hissinin de olduğunu ekleyen Ayça, bu ikisi bizi ruhsal olarak da yıpratıyor diyor. Hande ekliyor devamında “Survivor yarışmasında gibiyiz. Etüt taksiti, kitap, ulaşım, yemek masrafları derken babamın maaşının yarısından çoğunu harcıyorum ki bu bile yetmiyor.” Diyerek durumu gözler önüne seriyor.
“HAYALLERİMİ BARIŞ ORTAMINDA GERÇEKLEŞTİRMEK İSTİYORUM”
Konu biraz da ülke gündemine geliyor ve darbe girişimi, patlayan bombalar, OHAL ve sonrasındaki gelişmeleri konuşarak sohbetimizi bitiriyoruz. Her geçen gün geleceğe dair kaygılarının arttığı bir ülke olduğunu belirten Ayça, “İç ve dış politikalarımız bizi savaşa sürüklüyor. Sınava barış ortamında hazırlanmak istiyoruz.” diyor. Ülke olarak bu duruma nasıl geldiklerini hâlâ anlayamadığını belirten Hande ise darbe girişiminin ve ardından ilan edilen OHAL’in herkesi etkilediğini belirtti. Hayatlarının her alanında bunun etkileriyle karşılaştıklarını ve bunun gençleri olumsuz etkilediğini söyledi. Son söz olarak ise Hande de Ayça gibi barış ortamında sınava hazırlanmak istediğini söylüyor ve hayallerini barış ortamında gerçekleştirmek istiyor.

www.evrensel.net