Tarihi Liverpool liman grevinin 21. yılı

Tarihi Liverpool liman grevinin 21. yılı

İngiltere tarihinin en önemli direnişlerinden Liverpool liman işçilerinin grevinin üzerinden 21 yıl geçti.

Arif BEKTAŞ
Londra

İngiltere tarihinin belki de en önemli derslerin çıkarılacağı birkaç grevden biriydi Liverpool liman işçilerinin grevi. Tam üç yıl sürdü ve grev sonlandığında hemen hemen tüm dünyada işçi sınıfı, liman işçilerinin bu şanlı direnişini duymuştu.
Şöyle bir hatırlayalım. Ne olmuştu Liverpool’da?

Eylül 1995 tarihinde, Liverpool liman patronları 80 tane genç işçiyi işten atma kararı almıştı. Sendika yetkililerinin ve işyeri temsilciliğinin yaptığı görüşmelerden sonuç çıkmamış ve liamn yönetimi bu genç işçileri işten atmaya kararlıydı. Genç işçileri atmak istemesinin sebebi ise, bu genç işçilerin önceki sözleşmelerle çalışıyor olmasıydı. Çünkü patron yeni ve esnek bir sözleşme dayatmak istiyordu. Daha yaşlı olan işçiler ise zaten birkaç yıl sonra emekli olacak ya da oldukça ağır olan bu işi yapmaktan vazgececekti. Genç işçileri atmakta kararlı olan patronlar 25 Eylül 1995 tarihinde bu işçilerin işine son verdi. Bunun üzerine yaklaşık 500 liman işçisinin hepsi direnişe geçti ve limanın girişini kapattı. Genç işçi arkadaşlarının tekrar işe alınmasını istedi. Patron kabul etmedi ve direniş ilan edildi.

BÜTÜN İŞÇİLERİN GÖZÜ LİVERPOOL’DAYDI

Kısa bir süre içinde direniş tüm dünya limanlarına yayıldı. Liman işçilerinin ilişkide oldukları diğer liman işçileri de yer yer dayanışma grevleri örgütlediler. Bunların içinde Türkiye’de Liman-İş’in İzmir’de iş yavaşlatması da vardı. Avusturalya’da, Kanada’da, Amerika’da, Almanya’da, Güney Afrika’da ve başka birçok ülkede Uluslararası Taşımacılık Sendikaları Federasyonu (ITF) çağrıları ile grevler örgütlendi.

Birleşik Krallık’ın her köşesinde destek eylemleri ve grevler yapıldı. Her şehirde, hatta her mahallede destek grupları kuruldu. Öyle bir noktaya geldi ki, liman işçileri, Türkiye’de ziyaret ettikleri Emek Partisi’nin programını alarak, aynı program çerçevesinde İngiltere’de bir politik parti kurma girişiminde bile bulundular. Bu kadar işçi ve emekçinin desteğini almışlardı.

METİN GÖKTEPE’NİN DAVASINI HEP İZLEDİLER

Başta Ken Loach olmak üzere, işçi sınıfı dostu birçok yönetmen, belgeseller ve filmler yaptı. Liman işçileri konferansların vazgeçilmez konularındandı. Her toplantının bir konuşmacısı liman işçisi oluyordu. Dünyanın dört bir tarafına gittiler. Türkiye’ye de gittiler. Metin Göktepe davasını defalarca izlediler. “Bizim haberlerimizi yapan gazetenin muhabiri” diyorlardı Metin Göktepe için. Emek Partisi’nin kongrelerine katılarak Türkiye işçi sınıfı ile bağlarını güçlendirdiler. Antep’te Ünaldı direnişini, Ankara’da Aras Kargo direnişini ziyaret ettiler.

Kendi derneklerini kurdular. Orada buluştular, yan yana gelmeye devam ettiler. Eşleri de desteklerin en büyüğünü veriyordu. “Yürüyün arkanızdayız” diyorlardı her seferinde. Çocuklarıyla eylemlerin nabzını tutuyorlardı. En çok zorlandıkları ise; özellikle Noel dönemlerinde geleneksel olan “çocuklarına hediye alma” idi. Bunu yapamadıkları için duvar kenarlarında ağlayan liman işçileri olduğunu biliyoruz. Ama pes etmediler, kararlılıklarını bırakmadılar, yaşadıkları zorlukları kimseye anlatmadılar. Destek grupları topladıkları bağışlarla onların direnişi sürdürmelerinde önemli bir etken oldu. Liverpool’un soğuk kış günlerinde bile liman önünde eylemler yapmayı sürdürdüler.

Bu çaba ve olağan üstü destekler giderek yayılıyordu. Televizyon programlarının konusu oluyor, gazetelerin sayfalarına taşınıyordu. Bir çoğu maksatlı bir şekilde aleyhte bile yazsa, yazmak zorunda kalıyordu.

İŞÇİLER BİRBİRİNDEN ÖĞRENİYORDU

Her işçi direnişi ve her grevin ilk ziyaretçileri oluyorlardı. O dönem, JJ Fast Food, Magnet, Hillingdon grevleri ile mücadelelerini birleştirdiler. İşçiler birbirinden öğreniyordu. Birçok işçi, Direniş Komitesi Başkanı Jimmy Nolan’ı dikkatle dinlerdi ve tecrübelerini almaya çalışıyordu. Bir işyerinde grev ya da direniş gündeme geldiğinde ilk aradıkları liman işçileri olurdu ya da onların tecrübelerini masaya yatırıp sonuç almaya çalışıyorlardı.

Sadece işçiler değil, birçok kesim liman işçilerinden çok şey öğreniyordu. Okullarda bile dayanışma komiteleri kuruluyordu. Göçmen dernekleri dayanışma için Liverpool’a gidiyordu. DAY-MER bunların başında geliyordu.

ROBBİE VE STEVE DE DESTEK İÇİN SAHAYA İNDİ

İşçiler, öğrenciler, derneklerin yanı sıra yönetmenler, sanatçılar, komedyenler, politikacılar, gazeteciler, futbolcular da destek sunuyordu. Liverpool Futbol Klübü’nün başarılı ve ünlü iki oyuncusu olan Robbie Fowler ve Steve McManaman da destek verdiler. Hatta Fowler klüpten bu yüzden 9 bin sterlin ceza da aldı.

Futbolcular nasıl destek vermişlerdi? Olayı bir hatırlayalım: Steve McManaman’ın babası eski bir liman işçisidir. McManaman, futbolda bol para kazanınca babasının bu ağır işte çalışmamasını istemiş ve o da işi bırakmış. Ama liman işçileri ile olan ilişkisi hiç kopmamış. Hatta her gün liman işçisi olduğu zamanda olduğu gibi aynı birahaneye (pub) takılırmış. Eski iş arkadaşları olan ve o dönem direnişte olan liman işçileri ile eskisi gibi şakalaşmalar vs. Bir gün direnişçi liman işçileri Steve McManaman’ın babasına destek vermesini istemişler ve Steve’in bir şey yapıp yapmayacağını sormuşlar. Bunun üzerine Steve’n babası liman işçilerini eve davet etmiş. Ziyarete giden direnişçi işçiler birkaç tane de “500 Liverpool liman işçisini destekle” yazılı tişört götürmüşler. Steve o gün antrenmandan çıkar babasının evine gelir ve babasının arkadaşlarını görünce yanlarına oturur. Hal hatırdan sonra liman işçileri Steve’e bir tişört verip sahadaki 45 bin kişiye göstermesini ister. Steve alır tişörtü ve bir tane daha ister. “Ben orta sahada oynuyorum. Robbie ileride, onun gol atma şansı daha fazla, birini de ona vereyim, hangimiz gol atarsa o göstersin” der.
Liman işçileri evden ayrılır ve birkaç gün sonraki maçı beklerler. O zamanlarda, İngiltere milli takımının ve Liverpool’un en golcu ve en iyi oyuncusuydu Fowler. Steve’in isteğini teredütsüz kabul etmişti ve her maçta olduğu gibi bu maçta da mükemmel bir gol attı ve formasını çıkararak “500 Liverpool liman işçsini destekle” tişörtünü 45 bin kişiye gösterdi. O dönem Premier Liegue maçları ITV’de “The Big Mach” programı olarak yayınlanıyordu ve ITV spikeri “Liman işçilerini Fowler de destekliyor” demişti.
Ertesi gün kıyamet koptu ve klüp Fowler’a 9 bin sterlin ceza vermişti. Gerekçe ise, “Futbola siyaset karıştırması”ydı. Aslına bakılırsa karar daha siyasiydi. Bazı maçlar öncesi İşçi Partili milletvekillerinin stadyumda yaptıkları konuşmalar doğrudan kulüp tarafından organize edilirken, Fowler’ın hareketi sadece siyaset oluyordu. Fowler cezayı kabul etti ve dedi ki; “İşçiler benden bir daha aynı şeyi yapmamı isteseler, onları kırmam ve aynı şeyi yaparım.”

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Ekim 2016 07:29
www.evrensel.net