Soma sonrası Soma’nın düşündürdükleri

Soma sonrası Soma’nın düşündürdükleri

İşyeri Hekimi Uzm. Dr. Gökmen Özceylan: Fazla değişen bir şey yok gibi. 301 kişinin hayatına mal olmuş bir kazadan hiçbir ders almamışız.

Uzm. Dr. Gökmen ÖZCEYLAN
İşyeri Hekimi

Soma faciasının üzerinden yıllar geçti. Ben yine bu bayram tatilinde Soma’daydım. Soma’da o maden faciasından kurtulan işçi arkadaşlarımızla sohbet halindeydik. Geçmişin acı sayfalarını aralamak niyetinde değildim. Amacım geçmişten bugüne Soma’da neler değişti. Ne gibi problemler çözüldü bunları yerinde görmek istedim. Öncelikle şu tespiti yapmak elzem gibi görünüyor. Fazla değişen bir şey yok gibi. 301 kişinin hayatına mal olmuş bir kazadan hiçbir ders almamışız. Neden mi bu kadar kesin söylüyorum; anlatayım:
Öncelikle bir facia sonrası yanlış gidenlerin ve faciaya yol açan sebeplerin ayrıntılı bir dökümünü yapamazsak bir sonrakilere nasıl önlem alacağımızı da bilemeyiz. Bu açıdan bakınca bu faciaya bizi götüren ana etmen hâlâ tam olarak anlaşılmış değil bence. Bana göre birçok neden o Soma raporlarına, mahkeme kayıtlarına geçmiş olabilir. Gazetelerde çarşaf çarşaf okumuşsunuzdur. Ancak açık sözlülük ile şu tespit yapılmadı daha. Hükümetin enerji kaynaklarına yaklaşım politikası bu faciaya zemin oluşturmuş, işverenin de bu politikadan yararlanarak çok kazanma, daha fazla kazanma hırsı ise bu zeminin üzerine tam olarak oturmuştur. Burada şunu özellikle belirtmeliyim ki bayram boyunca orada yaşayan ve çalışan, yakınlarını bu faciaya kurban veren arkadaşlarımla konuştuğumda bu gerçekliğin hiç ama hiç bilince çıkarılmadığını üzülerek tespit ettim. Bu faciaya hâlâ ciddi bir kaza gözüyle bakanların, bu mesleğin kaderinde bu tip kazaların olmasının kaçınılmaz olduğunu düşünenlerin sayısı o kadar fazlaydı ki; bu duruma şaşırarak şahit oldum. 

İSTEMEMEK ONU ÖNLEMEYE YETERLİ DEĞİLDİR

Hükümetin madenlere ve enerji kaynaklarına dair bakış açısı belki de biraz soyut bir suçlama gibi gelebilir herkese ama isterseniz bunu somutlaştıralım. Öncelikle 2016 dünyasında yer altı madenlerinin değerlendirilmesi ve işlenmesi her hükümet ve devlet için dünya da tartışmasız önemli bir gerçektir. Ancak bunun nasıl yapıldığı hangi hızla yapıldığı. Bütün bu kaynakların kullanılması ve değerlendirilmesi için doğanın diğer kaynaklarının gelecek açısından nasıl değerlendirildiği en önemli konudur. Çok kısa zamanda bu kaynakları işlemek için yapılan düzenlemelerin o ülkeye neler kaybettirebileceği çok iyi analiz edilmeli doğru bir kâr zarar hesabı yapılarak olası olumsuz sonuçların öngörülmesi, iktidarların olmazsa olmaz görevidir. Bu facianın yaşandığı dönemlere bir daha dönüp bakarsak, o dönemin hükümet yetkililerinin ifadeleri aslında bunların öngörüldüğünün itirafı niteliğindedir. Böyle bir faciayı tabii ki hiçbir kimse istememiştir. Ne devlet yetkilileri, ne işveren ne de işçiler. Ancak istememek onu önlemeye yeterli değildir. 

KASASINI DOLDURMAK İÇİN...

Eğer siz bu maden rezervlerini ortalama 15 yılda işleyip kaynak olarak kullanmanız gerekirken, ki bu süre tahmini olarak örnek olsun diye verdiğim bir süredir, bu kaynakları siz 10 yıla veya beş yıla çekerseniz, hükümet olarak düzenlemelerinizi buna göre yapıp işverene bu konuda sınırsız yetki sunarsanız, o bu işten kazanacağı paranın en kısa sürede kasasına dolması için elinden geleni yapacaktır. Bu da kısa zamanda fazla üretim için birçok önlemi atlamak, iş güvenliğinin belki de en önemli unsuru olan risk analizlerini göz ardı ederek işçiyi üretimde hıza ve kontrolsüzlüğe itecektir. Soma’da yaşananların aslında ana meselesi budur. İşçiler gaz seviyelerine bakılmaksızın, bakılsa dahi üretimde geri kalmamak için yanma riski, patlama riski olan değerler kayıt altına alınmasına rağmen madene inmeye mecbur bırakılıp bu faciaya davet çıkarılmıştır. Sonra da sabah akşam şu tartışılabilir: Yok yangın panodan mı çıktı, yoksa kendiliğinden mi tutuştu! Veya bu değerler görülmesine rağmen kim o işçileri aşağı indirdi? Siz o şartlarda üretime devam ettiğiniz sürece mutlaka oraya inecek birileri bulunacaktır. 
Gelelim bugüne; bugün itibariyle bu durumdan ders alınmış mıdır?

FACİA DÖNEMLERİNDEKİ GAZ ÖLÇÜM SEVİYESİ VAR

İşte bu konuda bayram sohbetlerime dönmek istiyorum. Şu anda işçiler hem de ortak olarak şunu söylüyorlar: Patlamanın olduğu madende hâlâ o facia dönemlerindeki gaz ölçüm seviyelerine ulaşılmasına rağmen üretime devam ediyor diyorlar. Bu durumun Çalışma Bakanlığı müfettişlerince tespit edilmesine rağmen bazı dönemlerde bu durum tespitiyle mühürleme yapılmasına rağmen denetimlerin gevşekliği ve “görünmez bir elin” koruması sayesinde üretimin aksamadan devam ettiğini söylüyorlar. Açık açık konuştuğum işçilerin isimleri bende saklı olmasına rağmen bu işçilerin isimlerini yazmamam konusunda söz vermek zorundayım. Çünkü şirket bu durumun yazılması ve çizilmesi halinde ve bu isimlere ulaşırsa bu işçileri işten atabileceği korkusundalar. Haksızlar mı? 
Bu arkadaşlarım şunu da söylüyorlar. Madendeki yeme içme, fiziksel koşullarda ilk 6 ayda bazı gelişmeler olmasına rağmen sonradan tekrar aynı hale dönüldüğünü, hâlâ madende birçok gaz maskesinin çalışmadığını, bu maskelerin üzerlerine zimmetli olduğu birçok işçinin bu maskelerin çalışıp çalışmadığını kontrol bile edemediklerini söylüyorlar. Bir diğer mesele ise eğitim. İş güvenliği eğitimlerinin o kadar basit ve üstünkörü verildiğini. Sadece imzaları alındığını ancak eğitimde ne yöntemin verimli olduğunu ne de zamana uyulmadığını söylüyorlar. Yani benim duyduklarım eski ne ise şimdi de durumun aynı olduğunu gösteriyor. 

KARARLI BİR UZUN VADE POLİTİKASI GEREKİR

Şu tespiti mutlaka yapmak gerekir. İş güvenliği ve işçi sağlığı dirençli ve kararlı bir uzun vade politikası gerektirir. Devletin tüm organlarının koordineli bir planlamayla işçiden yana durmasıyla yol alınabilecek bir alandır. Üretimi arttırma belki kulağa hoş gelebilir. Ancak üretimi artırmak için zamanı çalışanların aleyhine kullanmak, işverenin yüksek kâr oranına ulaşması için güvenlik önlemlerini göz ardı etmek yeni facialara davetiye çıkarır. Madenler bu tip boşlukları affetmez. Kazalarında veya patlamalarında tam bir facia yaşanır. Ülkemiz tarihi ne yazık ki bunun acılı örnekleriyle doludur. Bir kez daha buradan uyarıyorum. İşçi arkadaşlarımızın yeniden Soma’ya dair sessiz çığlıklarını duyunuz. Bu çığlığa inanmayabilirsiniz ancak buradan açık bir çağrı yapıyorum. Bu işçi kardeşlerimin adına, gelin bakın Soma da faaliyet gösteren özel madenlerin çalışma koşullarına, İçerdeki gaz oranlarına. Bu istek bir maddi istek değildir. Yeniden bir faciaya doğru adım adım sürükleniyoruz. 
Saygılar...

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.