01 Ekim 2016 14:19

‘Çağdaş’ ya da ‘muhafazakâr’; erkeklik her yerde!

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen Top Model of the World 2016 yarışmasının ardından Türkiye’nin adayı Ecem Uzgör ile ilgili birçok tartışma yaşandı...

Paylaş

Buse VURDU 
Geçtiğimiz günlerde düzenlenen Top Model of the World 2016 yarışmasının ardından Türkiye’nin adayı Ecem Uzgör ile ilgili birçok tartışma yaşandı. Sosyal medya üzerinden bir kesim adeta linç kampanyası başlatırken bir diğer kesim ise Ecem’in “güzel” olduğunu söyleyerek destek vermeye çalıştı. Ağır hakaretlere ve saldırılara maruz kalan Ecem Uzgör, en sonunda “Güzel olmadığımı biliyorum; ancak bu bir güzellik yarışması değil, modellik yarışması” demek zorunda kaldı. 
Miss Turkey 2016’da finale kalan 20 isim açıklandı. ODTÜ Makine Mühendisliği öğrencisi Çağla Çukurova’nın da bu 20 isim içerisinde olması ise adeta şaşkınlık ile karşılandı. ODTÜ’den Türkiye güzeli mi çıkacaktı? Bir de makine mühendisiydi, olacak iş değildi! 

HEM GÜZEL OLACAKSIN HEM GELENEKSEL ROLLERİN DIŞINA ÇIKMAYACAKSIN!
Magazinsel nitelikteki onlarca haberin yanı sıra bunu bir ölüm kalım meselesiymişçesine ele alan birçok haber ve paylaşıma da rastlamak mümkün. Bu haber ve paylaşımlara şöyle bir baktığımızda ise gerek Ecem Uzgör, gerek Çağla Çukurova hakkında yapılan yorumların çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu ve kadınlara nasıl olmaları gerektiğini öğütleyen, bunu yaparken de Türkiye’nin temsili gibi gayet “hassas” bir konuda “vatanperver” tutumlarını ortaya koyan bir tabloyla karşılaşıyoruz. Hem ülkesini “güzelliğiyle” en iyi şekilde temsil edecek, hem geleneksel rollerin dışına çıkmayacak, herkesin hayran kalacağı biricik Türk kadını isteği! Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte “Çağdaş Türk kadınını” yaratma ve dünyaya tanıtma gailesinin bir ayağı olarak düşünülen ve 1932’de Keriman Halis Ece’nin Kainat Güzeli seçildiği yarışmanın ardından Mustafa Kemal’in Keriman Halis’in güzelliğinin “Türk ırkının necip (soylu) güzelliğinin daima mahfuz olduğunu (korunduğunu)” gösteren bir anlam taşıması bakımından önemli olduğunu belirten yaklaşımdan,  çocuk doğurmayan kadının yarım olduğu, börek yapamayan kadının evinin dağılacağı buyrulan günümüz muhafazakar ahvaline; ülkenin kadınları olarak bir o yana bir bu yana çekiştirilişimiz bitmek bilmiyor! 
Şort giydiği için kadına saldırma hakkını kendinde gören, “Bana kimse hayır diyemez” diyen, bir modeli çirkin bulduğu gerekçesiyle linç edebileceğini düşünen erkek egemen zihniyet gerek “çağdaş” gerek “muhafazakâr” haliyle hayatımızın her anını dolduruyor. 
Kadın olmanın illa bir sıfatla tanımlanması gerektiği, saçımızdan kilomuza, mesleğimizden yaşam tarzımıza her şeyimize müdahalenin iktidar eliyle desteklendiği erkek egemen sistem içerisinde biz kadınlara ise Prokrutes Yataklarına(*) mahkûm olmayacağımız gerçek bir özgürlük için bir araya gelmek ve mücadele etmek kalıyor. 

(*) Yunan mitolojisinde, insanların zorla yatırılarak kollarının ve bacaklarının kısaltıldığı ya da uzatıldığı ve herkesin aynı ölçülerde çıkması gereken metal yataklar.

ÖNCEKİ HABER

Colonia Dignidad - Geriye dönüş yok

SONRAKİ HABER

"Ali Babacan, Erdoğan’a partiden ayrılacağını söyledi" iddiası

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa