26 Eylül 2016 16:50

İlk kamptan izlenimim

Gençlik Yaz Kampı'ndan mektuplar

Paylaş

İnan KARACA
Maltepe

Merhaba Genç Hayat okurları, 
Gençlik Yaz Kampı’na ilk gidişimdi. Yeni yeni yüzler, çeşit çeşit insanlarla tanıştım. Dolu dolu, eğlenceli bir hafta gün geçirdim. Yeri geldi görev aldık, yeri geldi birlikte türküler söyledik. Gençlik olarak birlikte bir şeyler yapmanın keyfine vardık diyebilirim. Konserlerden panellere, atölyeden atölyeye gezdim durdum. Maltepe ekibi olarak ilk gün yemekhanede yerimizi almıştık zaten. Kolektif bir şekilde başlamıştık kampımıza. Ama maalesef ki gelecekten çalacağımız sekiz günün hayalini kurarken altı günle tamamladık kampımızı. 
Neden kampı altı güne sığdırdığımızı sorarsanız eğer; bu kadar bilinçli ve genç bir topluluğu, geleceğini sorgulayan bir kitleyi bir arada görmek ürküttü onları. Aslında gençlerin de kafa dinlemeye ihtiyacı vardı. Yapılan konserlerde, atölyelerde farklı bir açıdan baktık diyebiliriz hayata. Bizim hayalimiz emeği kültürle, yeniyi tarihle, barışı gelecekle buluşturmaktı; buluşturduk da. Bu kadar yoğun geçen ülke gündeminin arasında aslında çok masum bir istekti bizimkisi. Sadece yaşamak istiyorduk özgürce, barış dolu. 
Altı gün de olsa içinde bulunduğumuz şartların bizleri etkileyemeyeceğini anladık. Ne heyecanımız kayboldu, ne de mücadeleye karşı olan inancımız. Birlik olunca her şeyin üstesinden gelebileceğimizi anladık. Ben derim ki “bir umuttur yaşamak”. Gelin seneye kampı hep birlikte yapalım, sorunlarımızı birlik olup çözelim, geleceğimizi biz kendimiz düşünelim. 
Seneye görüşmek üzere. 


GENÇLİK YAZ KAMPINDA BİR İŞÇİ GENÇ

Ali Asker KORKMAZ
Ankara

Sizlere bu yazıda Siteler’de sömürü çarkında ezilen genç bir metal  işçisinin gençlik yaz kampında sömürülmeden de ortak bir şekilde çalışıp üreterek yaşanabileceğinin farkına varmasını anlatacağız.

SİTELER’DE HAYAT

İşe gitmek için sabah kalkarım. Kahvaltı yapsam işe geç kalma ihtimalim var, o yüzden kahvaltı yapmadan Siteler yolunu tutuyorum. Dolmuş geliyor ama toplu taşıma mı, toplu ahır mı belli değil . Ve geldik Siteler’e. Kahvaltı için vaktimiz olmadığından sokakta bir bakkaldan iki poğaça, bir çay ile açlığımızı gideriyoruz. Günde 10-12 saate varan çalışma süreleri oluyor. Siteler’deki tüm atölyeler de çalışma durumu böyle vahim. 

SÖMÜRÜLMEDEN YAŞAMAK

Bu iş yoğunluğunda bir arkadaş vasıtası ile kampa gittim. Bu kampta sabah,öğle,akşam yemekleri,temizlikler,alanın güvenliği,hepsi bizler tarafından bir birlik içinde yapılıyor. Denizde, konserde, kamptaki atölyelerde, beraber öğrenip beraber üretiyorduk. Ben burada sömürülmeden çalışıp üretilebileceğini öğrendim.
Tekrar Sitelere, rutin hayatıma dönüyorum. İş, ev, iş, ev... O kadar zoruma gidiyor ki oradaki sömürüsüz yaşamdan sonra tekrar sömürülmek. İş yerinden bir arkadaşım kampın nasıl geçtiğini sordu. Yukarıda anlattığım gibi anlattım. Biraz tepkili, bana burada para alıp çalıştığımı ama orada bir de üstüne para verip çalıştığımı, neden gittiğimi sordu. Ben de başladım anlatmaya.

KAMP BURADAN ÇOK FARKLI!

Kampta her şeyi ortaklaşa yaptığımızı, bir grubun kahvaltıyı hazırladığını, hep beraber yediğimizi, başka bir grubun bulaşıklarını yıkadığını, diğerlerinin öğle yemeği için hazırlıklara başladığını ve sonra hep beraber atölyelere dağıldığımızı anlattım. Burada yaptığımız ise işe yetişmek için kahvaltı bile yapamazken öğle yemeğine kadar ustadan azar işetmek, sonra tekrar canımız pahasına işe koyulmak. Burada bir tane dolap yapıyoruz, parası patrona gidiyor. Patron ne yapıyor? Ofiste oturuyor. Ama kampta birlikte iş yapıyoruz, sonra hep beraber eğleniyoruz. Hem oradaki atölyeler, bizim Siteler’deki atölyelerden çok farklı, gençler kendilerini geliştirebiliyor. Kampın sloganında olduğu gibi emeği kültürle buluşturuyorlar. Edebiyat, heykel, ritim, tiyatro atölyeleri var. Burada ise iş çıkışından sonra eve gidince yorgunluktan sadece yemek yiyip yatıyoruz. Kitap okumayı geçtim bir dize şiir okumaya halimiz olmuyor. Sonradan sonraya bunlar aklımıza bile gelmez oluyor. Neden çarkın işlemesi için bizim çalışmamız lazım? Diğer iş günü için dinlememiz lazım ama gezmek, görmek, bir şeyler izlemek için bizlere zaman bırakmıyorlar. 
Aman patron kahvesini içsin de bizler onemli değiliz be kardeş!

ÖNCEKİ HABER

Üniversiteye yeni başlayanlar için rehber tadında

SONRAKİ HABER

Konut satışları yarı yarıya düştü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa