25 Eylül 2016 08:40

Bir çift mavi gözden çok daha fazlası

Mithat Fabian Sözmen, ölüm yıl dönümünde Paul Newman'ı yazdı.

Paylaş

Mithat Fabian SÖZMEN

“Burada yatan Paul Newman’dır. 43 yaşında gözleri maviden kahverengiye döndüğü için yaşamını yitirdi.”

26 Eylül 2008’de hayatını kaybeden Aktör Paul Newman, şöhretinin zirvesinde olduğu, ‘Cool Hand Luke’ filmi sonrası bir röportajında muhabire böyle bir mezartaşı hayal ettiğini söylemişti. 

Artan şöhretin getirdiği ilgiden rahatsızdı, bu yüzden güneş gözlüğüyle dolaşmaya başlamıştı. Buna rağmen kendisini tanıyan hayranlarının “Gözlüksüz fotoğraf çektirme” taleplerini ise reddediyordu: “Elbette onlara işimi iyi yapmayı borçluyum ama birisi gelip ‘gözlüklerini çıkartıp duvara yaslan ve bebek mavisi gözlerinle fotoğrafını çekelim’ derse ‘Hayır, sana bunu borçlu değilim’ diyorum. Rencide etmemeye çalışıyorum. ‘Gözlüklerimi çıkarırsam pantolonum düşer’ gibi şeyler söylüyorum...” 

Belli ki kendisine yönelik tanımlamalarda, etkileyici mavi gözlerine yapılan vurgulardan bıkmıştı. “Mavi göz olayı, onlar olmasaydı başarısız olacağın iması sebebiyle rahatsız edici.” diyordu.

Kuşkusuz bir çift hipnotize eden mavi gözden, karizmatik gülümseyişten hatta bunların da ötesinde yetenekli bir aktörden, yıldızdan fazlasıydı.

Sinema Eleştirmeni Roger Ebert, Paul Newman için yazdığı bir makalede onun oyunculuğu hakkında neden yeterince yazmadığını açıklamaya çalışıyordu. Soru, Newman’ın ölümünün ardından Ebert’in yazdığı vedayı okuyan eşinden gelmişti. Yanıt kesinlikle Ebert’in Newman’ın oyunculuğuna dair olumsuz duygular beslemesiyle ilgili değildi. Ebert, tam bir Newman hayranıydı ve hayranlığı onun oyunculuğuyla başlayan ancak bunu aşan gerekçelere dayanıyordu. Sorun, Newman’ın latifesini yaptığı üzere “Mavi gözlerden çok daha fazlası” olmasıydı. Bu, hem oyunculuğu hem de oyunculuğunun haricindeki çalışmaları* –ki bu yönüyle Tarık Akan’la pişti oluyorlar- için geçerliydi. 

Ebert’in “Doğalcı değil doğal” diye tanımladığı oyunculuğu, canlandırdığı karakterlerdeki başarısının sırrıydı.

COOL HAND LUKE VE FAST EDDIE FELSON

Bir oyuncuyu, hayat verdiği karakterleri üzerinden değerlendirmenin sağlıksızlığının farkındayım. Ancak tam da Ebert’in bahsettiği “doğallık” sebebiyle onu hep Cool Hand Luke’un Lucas Jackson’ı olarak anlatmak istemişimdir. Oysa Newman’ı Newman yapan Cool Hand Luke’taki başarısı kadar ‘The Hustler’daki performansıdır da. Daha açıklayıcı olmak gerekirse “Mavi gözleri” çok daha derin hale getiren Luke’a da Fast Eddie Felson’a da aynı oyuncunun hayat vermesidir.

‘The Hustler’da film boyu verdiği savaş, bilardo masasından çok kendi içindedir. Bu, zihinsel bir savaş, ‘zayıf’ bir karaktere karşı verilen savaştır. Filmin girişinde Minnesota Fats’le girdiği yarım saatlik(filmde 1.5 gün) enfes mücadelenin sonlarına doğru yüzünde beliren ünlü gülümsemesi, sabrını ve enerjisini kaybeden, haliyle yenilgiye sürüklenen(pokerciler steamin’ der) kumarbazın çaresizliğini anlatır.

Cool Hand Luke’te sürekli emirler yağdıran cezaevi memurlarına gülüşü ise iflah olmaz bir isyancının, otoritenin kendi iradesini teslim alamayacağına dair verdiği ipucudur.

Yine de Paul Newman’ı en iyi tanımlayanın Cool Hand Luke’taki performansıyla en iyi yardımcı erkek oyuncu Oscar’ını alan George Kennedy(Dragline) olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum: “Natural born world-shaker(Doğuştan olay adam)”, “You wild, beautiful thing, you crazy handful of nothin’(Seni vahşi, güzel şey...)” 

‘VAHŞİ, GÜZEL ŞEY...’

Dragline, Luke’a 50 yumurta yediriyor: ‘Neden 35 ya da 39 demedin ki...’

Türkçeye çevirince kesinlikle İngilizcedeki etkiyi uyandırmıyor ve eğer Cool Hand Luke’a takılacaksak bambaşka bir yazı yazmamız gerekir(Ve evet yazmalıyız). Ancak filmde “50 yumurta yiyebilirim”, “Bazen ‘hiçbir şey’ gayet iyi(havalı) bir eldir” derken, Tanrı’ya isyankar tiradını atarken ya da kendisini kutuya kapatan ve “Ben sadece işimi yapıyorum” diyen gardiyana “Buna ‘işim’ demek yaptığını haklılaştırmaz” dersini verirken Luke’ün, Paul Newman karizmasını en güçlü biçimde yansıttığını hissederiz.

Size söz veriyorum, Paul Newman’ı yeterince tanıdıktan sonra “Onu en iyi Dragline’ın tanımladığı” hususunda bana hak vereceksiniz.

“Vahşi, güzel şey...” ya da Türkçeye hakkıyla çevrilmese de “Natural born world-shaker.”

Buna, Ebert’in bahsettiği doğallığın sebep olduğunu öne sürerek kendimizi haklılaştırmaya çalışabiliriz.

*Paul Newman’ın siyasi geçmişi, Vietnam savaşına muhalefeti ve 1968 seçimleri öncesi Demokratların savaş karşıtı aday adayı Eugene McCarthy’i desteklemesiyle görünür oldu. Hayatı boyunca ilerici-demokrat görüşlerini yansıttı. Cumhuriyetçi Başkan Richard Nixon’ın düşmanları listesinde 19. sırada yer almasıyla övündü. Eşcinsel hakları ve ekoloji mücadelesinde yer aldı.

ÖNCEKİ HABER

İstanbul makinesi

SONRAKİ HABER

ODTÜ öğrencileri: Teknik gezi masraflarını üniversite karşılamalı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa