Saray bahçesinde ‘baş başa’ mutabakat

Saray bahçesinde ‘baş başa’ mutabakat

Yenikapı gösterisi, çağrı aşamasından sonrasında yaşananlara dek, 'mutabakat' diye işaret edilenin bir 'dayatma' olduğunu çok net olarak gösterdi.

Hakkı ÖZDAL

Meşum 15 Temmuz gecesi, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı ile başlatılan ve ertesi günden itibaren “demokrasi nöbeti” adıyla sürdürülen sokak gösterileri, yine bizzat Erdoğan’ın çağrısını yaptığı 7 Ağustos’taki Yenikapı mitingi ile ‘taçlandırılacak’tı. Erdoğan bu “taçlandırma” sözcüğünü, mitingden tam bir hafta önce, 30 Temmuz günü katıldığı ATV-Ahaber ortak yayınında bizzat kullanmıştı: 
“… şöyle bir teklifim var; biz bu demokrasi nöbetini önümüzdeki hafta pazar günü (7 Ağustos) Yenikapı’da farklı bir şekilde ele alalım diyorum. Taçlandıralım, orada yapalım. Orada bütün Silahlı Kuvvetlerimizin komuta kademesi, mehterimiz ve bu sürece katkıda bulunan sanatçılarımız, sporcularımızla bir arada olalım. Millet orada bir arada olsun. Tüm siyasi partilerimizin bütün lider kadrolarını da davet edelim, onlarla orada bir arada olalım ve böylece oradan tüm Türkiye’ye mesajımızı hep birlikte verelim. Normalleşme sürecinin hızlanması da ülkemiz için çok çok önemli.”

Bu konuşmadan edinilen ilk izlenim, Erdoğan’ın iki haftadır devam etmekte olan “nöbet”lerin bir hafta daha sürmesini ve Yenikapı mitingi ile “taçlandırılarak” sonlandırılmasını istediğiydi. Zaten iktidar medyası da çağrıyı böyle haberleştirdi. Erdoğan, CHP ve MHP liderlerine gönderdiği davet mektubunda da, “Ülkemizin tüm şehirlerinde, tüm meydanlarında devam etmekte olan demokrasi nöbetleri 7 Ağustos günü (…) taçlandırılacaktır” diyordu.
Aynı sözlerde dikkat çeken ikinci –ve daha önemli nokta– ise bu mitingin bir “mutabakat” görüntüsü olarak tasarlandığıydı. Yukarıdaki sözlerine dikkat edilecek olursa, Erdoğan, ‘ordunun komuta kademesi’ni, ‘mehter’i’, ‘bu sürece katkıda bulunan’ sanatçı ve sporcuları sıralamış ve bunu “Millet orada bir arada olsun” diye tanımlamış; ardından da “tüm siyasi partilerimizin lider kadrolarını da DAVET EDELİM” demişti. Kendisi “millet” ile birlikte “ev sahibi” statüsündeydi ve ötekileri “de” davet ediyordu. 
Bu davet, vadedildiğinden farklı olarak “tüm siyasi partilere” yapılmaması bir yana; lütfedilip çağrılanların da, ‘zaten Yenikapı’da olacağı’ peşinen kabul edilen ‘millet’ten ayrı tutulduğunu ele veren bir söyleme sahipti.

Ama bununla da kalmadı. 15 Temmuz gecesi selalar eşliğinde başlayan ve ardından (ücretsiz ulaşım, yiyecek-içecek ikramı, konser vs. ile tahkim edilmiş olan) kitle mobilizasyonu için bir tür “final” olarak görülen Yenikapı mitingi, bizzat Yenikapı’daki kürsüden ve yine Erdoğan tarafından bir ‘virgül’e dönüştürüldü:
“Bu akşam demokrasi nöbetine bir virgül koyuyoruz. Çarşamba akşamı noktayı koyacağız. Bu akşam sadece virgül, çarşamba akşamı nokta.”
“Reis” bu kez Çarşamba gününü işaret ediyordu. Üç büyük muhalefet partisinden “gel” denilen ikisinin de geldiği; ordunun komuta kademesinin, belli başlı tüm büyük bürokratların katıldığı, “iş, sanat ve spor dünyasından tanınmış simalar”ın “oradaydım” deme yarışına girdiği ve hatırı sayılır bir yurttaş kalabalığının toplandığı büyük nümayiş; kendisinden beklenen “mutabakat” illüzyonunu gerçekleştirdikten sonra bir ‘virgül’e indirgenmişti… 
“Nokta” ise daha inşaat aşamasından başlayarak tartışmaların odağında yer alan; Türkiye’nin son dönemine damga vuran otoriter yönetimin bir simgesi, bu “her şeye rağmen yapma” rejiminin ve “mutabakat yerine dayatma” siyasetinin bir tür mimari anıtı olan; “mukimi” ile özdeşleşmiş “Saray”da konacaktı. MHP’nin hem siyasal pozisyon ve söyleminin hem de toplumsal tabanının yutulduğu; özellikle uluslararası siyasete “hükümetin arkasında” görüntüsü vermesi sağlandıktan sonra “misyonu” sona eren CHP’de temsil edilen laik, sosyal demokrat, Kemalist kesimlerin dışlandığı; HDP şahsında Kürtler, Aleviler ve sosyalistlerin dışlanmaktan da öte düşmanlaştırıldığı “baş başa” bir mutabakat! 
7 Ağustos günü, darbe karşıtı gösteriler silsilesinin bir tür finali gibi lanse edilerek çağrılıların gelmeye zorlandığı; siyasetsiz kalmış iki partinin, “gelmedikleri koşulda darbecilerle birlikte anılacakları” yönünde tehditlerin de yardımıyla çekiştirilerek kadraja alındığı Yenikapı nümayişi, bir imkansız mutabakatın feyk fotoğrafıydı: Meraklılarının hevesini istismar etmek üzere kurgulanan ve aslında havaya fırlatılmış tabaklardan başka bir şey olmayan o eski “UFO” fotoğrafları gibi… Ve tıpkı o düzmece fotoğraflar gibi etkili oldu: Gerçek olmasa da çok kişi “inandı”, çok konuşuldu… 

www.evrensel.net