Yüz binlerce çocuk  tarlada kölece çalışıyor

Yüz binlerce çocuk tarlada kölece çalışıyor

Hayata Destek Derneği tarafından çocuk işçiliğinin önüne geçmek amacıyla hazırlanan e-bültenin ikincisi yayınlandı.

Uğur ZENGİN
İstanbul

Hayata Destek Derneği tarafından çocuk işçiliğinin önüne geçmek amacıyla, “Bu İş Çocuk Oyuncağı Değil!” adı altında yürütülen kampanya kapsamında çıkartılan e-bülten’in ikincisi yayınlandı. Bülten, mevsimlik tarımda çocuk işçiliği, ailelerin barınma ve sağlık, çalışma ve ulaşım koşulları, çocukların eğitim ve çalışma durumu, mevsimlik tarım göç haritası, mevsimlik tarım ve mülteci çocuklara dair çarpıcı veriler ortaya koyuyor.

“Türkiye Cumhuriyeti, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 182 No’lu En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi’nin ve 138 No’lu Asgari Yaş Sözleşmesi’nin imzacısıdır. Türkiye, mevsimlik tarımda çocuk işçiliğini, çocuk işçiliğinin en kötü üç biçiminden biri kabul ederek, 2015
yılına kadar tamamen ortadan kaldırmayı Uluslararası Çalışma Örgütü’ne taahhüt etmiştir.” (Türkiye’nin Onayladığı ILO Sözleşmeleri)

Türkiye’nin tahahhüt ettiğinin aksine bugün, Türkiye’de her yıl on binlerce aile, mevsimlik gezici tarımda çalışmak için Mart ayında göç yoluna çıkıyor. Büyük, küçük demeden, ailenin tüm fertlerinin dahil olduğu bu dönemsel göç Kasım ayına kadar devam ediyor. Üstelik göç yolu tek duraklı da değil. Toprağı ekmek, çapalamak, sulamak, nihayetinde hasatı toplamak... Mevsim ve ürün değişirken göç yolu uzuyor. Mevsimlik gezici tarımda çalışarak hayatta kalmaya çabalayan 3 milyondan fazla insan için şehirden şehire uzanan bu göç yolu zorunlu bir rutin haline geliyor.

DİNLENMEK NEDİR BİLMİYORLAR

Bültende, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2012 verilerine göre bugün ise Türkiye’de 1 milyondan fazla çocuk işçi bulunurken bu sayının 400 binini gezici mevsimlik tarım işçileri oluşturuyor. Çocuk işçilerin çalışma saatleri günde 3-5 saat, haftada 1-2 gün değil. Mevsimlik tarım işçisi çocukların yüzde 68’i hafta boyunca çalışıyor, dinlenmek nedir bilmiyor. Yüzde 24’ü haftada 5 veya 6 gün çalışıyor. Yüzde 45’i günde 9-11 saat arası çalışırken, yüzde 45’i günde 11 saatten fazla çalışıyor. Kalan yüzde 10’luk dilimin ise kaç saat çalıştığına dair veri bulunmuyor.

TÜRKİYELİ AİLELERE SURİYELİ AİLELER KATILIYOR

Suriye iç savaşının ardından ise “mevsimlik” yoksulluk döngüsüne Türkiyeli ailelerin yanına artık Suriyeli aileler de katılıyor: “2012 yılından bu yana sayısı her geçen gün artan mülteci nüfus içerisinde de çocuk işçiliği ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Türkiye’de yıllardır süregelen mevsimlik tarımda çocuk işçiliği sorunu, Suriyeli çocukların da tarımda çalışmaya başlamasıyla giderek derinleşiyor.”

Bülten şöyle devam ediyor: “Ortalama 20 yıldır, beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarının yanı sıra sağlık hizmeti gibi acil ihtiyaçlarını karşılayacak kazancı sağlamak için göç yoluna çıkan Türkiyeli aileler, bu yoksulluk döngüsünün içerisinde, borç ekonomisiyle yaşamlarını sürdürüyor. Mevsimlik tarım işgücüne son dört yılda dahil olan Suriyeli aileler ise halihazırdaki olumsuz yaşam ve çalışma koşullarının yanı sıra, ayrımcılığa ve tarım işçileri arasındaki gelir dağılımı eşitsizliğine maruz kalıyor...”

İNSANİ OLMAYAN KOŞULLAR...

“Çünkü Bu İş Çocuk Oyuncağı Değil.” Hayata Destek Derneği yaptığı analizde sloganın “Çünkü”sü şöyle açıklanıyor: “2014 yılında yaptığımız saha çalışmalarından elde ettiğimiz veriler gösteriyor ki yapısallaşmış yoksulluk döngüsü, çocuklar da dahil olmak üzere ailelerin tüm bireylerini insani olmayan koşullarda, gezici ve geçici tarım işçisi olarak çalışmaya zorluyor. 4 Temel insani ihtiyaçları karşılamak için çıkılan göç yolu, mevsimlik tarımda çalışanları insan onuruna yakışmayacak koşullara mahkum ediyor. Aileleriyle birlikte mevsimlik tarımda çalışan çocukların yanı sıra yaşları daha küçük olup çalıştırılmayan ama aynı zorlu koşullarda hayatlarını sürdüren çocuklar; hijyenik olmayan, su ve elektrik gibi temel ihtiyaçlara erişimin kısıtlı olduğu çadır alanlarında barınıyor. Çalışan çocuklar, dayıbaşlarının aracılığı ile yoğunlukla haftanın yedi günü, günde 11 saat, yakıcı güneş altında tarım ürünlerinin ekimi, çapası, sulaması, ilaçlaması ve hasadını yapıyor. Kayıtdışı çalıştırılan ve hiçbir iş güvenliği olmayan mevsimlik tarım işçileri, bölgeden bölgeye traktör kasalarında hayati risk altında seyahat ediyor. Basına yansıyan haberlerde de görüldüğü gibi bu yolculuklar sırasında sık sık meydana gelen kazalar ciddi yaralanmalara, hatta can kayıplarına yol açıyor.5,6,7 Türkiye’nin imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme; her çocuğun yaşama hakkı, eksiksiz biçimde gelişme hakkı, eğitim hakkı, istismar ve sömürüden korunma hakkı ve oyun hakkının gözetilmesini zorunlu kılıyor. Ancak mevsimlik tarımda çocuk işçiliği, din, dil ve etnik köken ayırmadan bu hakların hepsini tehdit veya ihlal ediyor. Satın aldığımız her tarımsal üründe ve soframıza koyduğumuz her yiyecekte, insan onuruna yakışmayan koşullarda çalışan çocukların emeği olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz çünkü farkında olmak, çocuk işçiliği ile mücadelenin ilk adımı. Çünkü Bu İş Çocuk Oyuncağı Değil!”

AİLELERİN BARINMA VE SAĞLIK KOŞULLARI: 500 AİLEYE 2 TUVALET

“Elektrik imkanımız yok, her yer karanlık. Işıldağımız var, köyde şarj etme imkanımız oluyor ama çoğu zaman geri döndürüyorlar, şarj etmiyorlar. Sultandağı’nda 700 işçi var, bir tuvalet var. Eskiden karneli şeker sırası vardı ya, onun gibi. 15 gündür tuvalete girmemişim. Buranın halkı gitsinler diyor bizim için.”
2014 yılında 9 ilde saha çalışması yapan Hayata Destek Derneği, gezici mevsimlik tarım işçisinin kendilerine söylediğini böyle aktarıyor. Ailelerin yüzde 82’si ortalama 7 kişilik aileler olarak 16 metrekarelik çadırlarda, en temel ihtiyaçlarına erişimde zorluk çekerek ve sağlıksız koşullarda yaşamlarını sürdürmeye çabalıyor. Afyonkarahisar bölgesinde, aynı çadır toplanma alanını paylaşan 500 ailenin kullanımı için sadece iki tuvalet var. Barınma koşullarının elverişsizliği en çok çocukları etkiliyor. Kamp alanındaki çocuklar sık sık bronşit, ishal, nezle ve grip gibi hastalıklar geçiriyor.

500 BİN SURİYELİ ÇOCUK RİSK ALTINDA

Savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan mülteci çocukların sektöre eklenmesiyle en kötü üç çocuk işçiliği biçiminden biri olan mevsimlik tarımda çalışan çocuk sayısı günden güne artıyor. Türkiye’de halihazırda okula erişemeyen 500 bin Suriyeli çocuk çalışma riski altındayken, okula devam ederken göç yoluna çıkan çocuklar ise okulla bağlarının tamamen kopması riskiyle karşı karşıya kalıyor. Suriyeli çocukların tarımın yanı sıra tekstil, sanayi ve hizmet sektörlerinde de yoğun olarak çalıştıkları görülüyor.

3 YILDA EN AZ 98 ÇOCUK, İŞ CİNAYETİ KURBANI

Tarımda çalışmak, çocukların sadece çocuk olma hakkını değil, aynı zamanda yaşam hakkını da ellerinden alıyor. 2013- 2016 yılları arasında tarım iş kolunda çalışırken 98 çocuğun hayatını kaybettiği kayıtlarda yer alıyor. Bu veriler, Çocuk işçi cinayetlerinin yüzde 51’inin tarım iş kolunda meydana geldiğine işaret ediyor.

ÇOCUKLARIN EĞİTİM VE ÇALIŞMA DURUMU: YARISI OKUL GÖRMEDİ

“Ben de orta ikiye kadar gittim, işe çıktığımızdan dolayı okuyamadık. Zaten 4 ay öyle gidiyorduk, 6 ay işe çıkıyorduk. 4 ay gidince yani bir şey öğrenemiyoruz, sadece yazma okuma oluyor, başka şey olmuyor. (Viranşehir, Kız çocuğu)
6 yaşındaki kızım okula yeni kaydoldu, hala gidemedi. Televizyonda seyrediyorum bazen, kızlar okula gitsin, çocuklar anaokuluna gitsin diyorlar. Nasıl gitsin? (Urfa, kadın işçi)”
Aileleri ile tarlada çalışan çocukların yüzde 50’si okulu tamamen terk etmişken, geri kalanlar ise okula düzensiz olarak devam edebiliyor. Aileleri ile göçe çıkan ancak tarlada çalışmayan çocukların yüzde 23’ü okulu tamamen terk etmiş, yüzde 43’ü okula düzensiz olarak devam edebiliyor. Özellikle kız çocuklarının tarlada çalışmanın yanı sıra gizli işçilik olarak tanımlanan , toplanma alanlarındaki ev işleri ve kardeşlerinin bakımı gibi işlerden sorumlu oldukları gözlemleniyor. Okulla bağları tamamen kesilen veya okuldan uzaklaşan çocuklar ve çocuk işçiler yoksulluk döngüsünün yapı taşı haline geliyor.

AİLELERİN ÇALIŞMA VE ULAŞIM KOŞULLARI:

“Sabah 5’te herkes uyanır, alışmış. Tarlaya gidene kadar 5 buçuk, 6 olur saat. Her sabah ekmek mayalarız, bazlama diyoruz ona. Kahvaltı için onu yiyip, öğlen de bir saat mola verip ne yemek varsa onu yeriz. Akşam 6 buçuk gibi tarladan dönüp tekrar yemek yaparız. 8’e kadar da bulaşıklar biter, yatarız. Sigorta olmayınca ölen ölüyor, yaralanan yaralanıyor, gittiğiyle kalıyor, hiçbir şey olmuyor sonra ne kendisine ne ailesine. Mesela narenciyede bahçeye gitmek için sabahın 3 buçuğunda karanlıkta yola çıkıyoruz. 27 kişilik araca 40 kişi biniyoruz çoluk çocuk. Minibüs nehre düşse ne olacak? Bir şey olmayacak, giden gittiğiyle kalacak. İşe gitmesen aç kalacaksın, gidince de hayatını sokağa atıyorsun. Sabah gelip şu kız, şu oğlan diyor. Hayvan pazarı gibi, seçip gidiyorlar. Akşam geldiğinde şu şu gelmesin diyor. Kocaman ağaçlardır, şu ağaca çıkamıyor diyor. Yaprak düşmesin, dal kırılmasın diyor.”
Ailelerin yüzde 50’sinden fazlası en az 16 yıldır, yüzde 30’u ise 20 yıldan uzun süredir çocukları ile beraber mevsimlik tarım işçiliği yaptığını belirtiyor. Tarlada emek veren çocuklar ağır ve tehlikeli koşullarda, örneğin Afyon’da kiraz toplarken 20 metrelik merdivenlere tırmanarak, çocuk işçiliğinin en kötü üç biçiminden biri olarak kabul edilen bu sektörde çalışmak zorunda kalıyor. Aşağıdaki tabloda belirtildiği gibi zamanının çoğunu tehlikeli ve sağlıksız koşullarda çalışarak geçiren çocuklar, eğitim ve oyun hakkı gibi temel haklarına erişemiyor.

RAKAMLARLA...

* Çocuk işçiler ve ailelerinin yüzde 68’i haftanın yedi günü, tatil yapmadan çalışıyor. yüzde 24’ü ise haftanın beş veya altı günü tarlada işbaşı yapıyor.
* Çocuklar da dahil olmak üzere mevsimlik tarım işçilerinin yüzde 45’i 9 ila 11 saat arası çalışırken, diğer yüzde 45’lik kesim 11 saatten de fazla mesai yapıyor.
* Mevsimlik tarım işçilerinin yüzde 70’i günde 40 TL’nin altında yevmiye ile çalışıyor. Yaşlılar, kadınlar ve çocukların dahil olduğu bir kesim günde 20 TL kadar düşük bir ücret alabiliyorken, aynı bahçede çalışan bir aile yaptıkları iş başına toplam 60 TL alabiliyor. Bu miktarın Suriyeli mülteci aile ve çocuklar için daha da düşük seviyelerde olduğu görülüyor.
* Çocuk işçilerin ve ailelerinin yüzde 25’i yürüyerek, yüzde 50’si ise traktör kasalarında ve hayati risk barındıran koşullarda tarlalara yolculuk ediyor. Sosyal Güvenlik Mevsimlik tarım işçilerinin sadece yüzde 6’sı SGK’ya kayıtlı, yani sigortalı. Geri kalan işçilerin tamamı sosyal güvenceden yoksun biçimde kayıt dışı çalışarak hayatlarını sürdürüyor, iş kazaları ya da işe bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklara karşı herhangi bir koruma elde edemiyor, ayrıca emeklilik birikimi yapamıyor.

RAKAMLARLA...

* Ailelerin yüzde 70’i hayati önem taşıyan içme suyuna çeşmelerden zorlukla erişiyor. Geri kalan ailelerin ise sadece yüzde 15’i evde konaklayabildiklerini ve şebeke suyuna erişebildiklerini belirtiyor.

* Ailelerin yüzde 56’sı çadırlarının yanındaki banyoları kullandıklarını belirtirken, geri kalan aileler ortaklaşa kullanılan banyolarda (yüzde 11) veya devletin yaptığı kısıtlı sayıdaki banyolarda (yüzde 9) temizlik ihtiyaçlarını giderdiklerini ifade ediyor.

* Ailelerin yüzde 49’u çadırlarının yanına kurulan tuvaletleri kullandıklarını belirtiyor. Yüzde 30’u ortak tuvaletlerde, yüzde 17’si devletin yaptığı kısıtlı sayıdaki tuvaletlerde ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade ediyor; yüzde 3’lük bir kesimin ise tuvalet erişiminin olmadığı görülüyor.

* Ailelerin yüzde 56’sının elektriğe erişimi yok. yüzde 34,5’i ise şehir hatlarından aralıklarla faydalanabiliyor. Dolayısıyla ailelerin radyo, buzdolabı, çamaşır makinesi gibi temel ev aletlerini kullanma imkanı ya hiç yok ya da çok kısıtlı.

www.evrensel.net