Maskesi şiir süper kahraman

Maskesi şiir süper kahraman

Cihan Mürtezaoğlu'nun kaleminden: Turgut Uyar, İsmet Özel, Batman hatta Joker...

Cihan MÜRTEZAOĞLU

Dönüp bakınca her süper kahramanın kavramları mıhladığı bir dehlizi vardır. Orası bazen bir kuyu, bazen bir bataklık bazen de göklerdir. Dönüşümünün zaptedilemez esasında varolan, bir kanser gibi yayılan ‘dünya etkileşimi’… Bir yarasa, bir örümcek ya da keder bu etkileşimde dönüşümün başlangıcıdır.

İsmet Özel “şiir nedir” sorusuna şöyle cevap veriyor:
“İki arkadaş genişçe bir merdivenden aşağı inerler, bir tanesinin ayağı mı burkuluyor yoksa muz kabuğu mu koymuşlar oraya? Kayıyor ve düşüp merdivenlerden yuvarlanmaya başlıyor. Durduğu yerde hareketsiz yatıyor. Yanındaki arkadaşı tabi korkuyla telaşla, heyecanla yanına gidiyor ve arkadaşını omuzlarından kaldırıp “bir şey söyle bir şey söyle” diyor. İşte o düşen arkadaş gözlerini açıp bir şey söylüyor. İşte o “şiirdir”. Yani ne söylediği önemli değil ama bir şey söylüyor yani. O söylediği şey kendi canlılığını gösterdiği gibi arkadaşının da yüreğini ferahlatıyor. Şiir budur. Şiirin olması için bizim bir merdivenden inmemiz gerekir, yanımızda bir arkadaşımızın olması gerekir vesaire.”

Öyleyse şiire bir dönüşme kavşağı denebilir. Bir yarasa korkusu ya da bir örümceğin ısırığından doğan dönüşümler gibi… Ben Turgut Uyar’ı eksikliği hesabıma ait gözetimli bir analojiyle, dünyayı kendi hüznü, aşkı ve diliyle kurtarmaya çalışan bir süper kahramana benzetiyorum. Mesela Batman’e. Batman de kötülere karşı Gotham şehrini koruyan bir şövalye gibidir. Her türlü kötüye karşı insanı korur. Tam burada işlerin raydan çıktığı nokta, İsmet Özel’in de Joker karakterine benziyor oluşu. Joker karakteri için bir köken, dönüşüm ve sonuç ilişkisi bulamıyoruz. Tıpkı Özel’de olduğu gibi. Siyasi geçmişi, şiirindeki hareketlilik, izini süremediğimiz olağanca “akıl salıncağı” gözlemlenebiliyor İsmet Özel’de. Zira bazı insanlar dünyanın alevler içinde kalışını izlemek ister. Bazıları ise alevleri söndürmek için şiir yazar. Turgut Uyar bu alevlerden doğmuş bir şair. Kanımca da bu alevleri söndürme güdüsüyle yazmış ve hiçbir zaman bu alevi söndüremeyeceğini hissettiği hüznüyle kanatlanmış birisi. Yani sessiz bir nöbetçi, dikkatli bir koruma. O, karanlık şövalye.

Fakat Joker’i duyumsamamak imkansız: “Ya kahraman olarak ölürsün ya da kötüye dönüşmeni izleyecek kadar uzun yaşarsın.”

Kimin haklı olduğunu bilmiyorum. Şiirle gardiyan olunur mu? Kötülük daha mı şeffaf? Yoksa hepsini biz mi uydurduk?

www.evrensel.net