Artık yeter! Bir huzur bulalım!

Artık yeter! Bir huzur bulalım!

OHAL'i mahallemizde farklı fabrikalarda çalışan işçi kadınlara işyerlerinde neler konuşulduğunu ve kendi düşüncelerini sorduk...

Filiz TALİ 
Panayır Kadın Dayanışma Derneği Başkanı 

2015 ve 2016 yılı benim gibi birçok insan için de acılarla dolu, insanda iyileşmesi zor derin izler bırakan bir süreç olduğunu biliyorum. 7 Haziran seçimlerinden önce 400 vekil ve başkanlığı isteyen AKP muradına eremeyince, ülkeyi tam bir kargaşa ve savaşa sürükledi. Barış sesinin yükseldiği, eşitlik ve kardeşliği savunan birçok alanda bombalar patlamaya başladı. Her güne yeni bir olumsuzluk ve katliamla uyanmaya başladık. Suriyelilere vatandaşlık hakkı verilsin mi verilmesin mi, kiralık işçilik, kıdem tazminatı, İsrail ve Rusya ile yapılan anlaşmalar konuşulurken bir darbe teşebbüsünü an be an canlı yayından görüntülerle izlemeye başladık…
Neyin nasıl olduğunu anlamadan hemen arkasından gelen OHAL ilanı insanlarda korku ve paniğe yol açtı. Biz de mahallemizde farklı fabrikalarda çalışan işçi kadınlara işyerlerinde neler konuşulduğunu ve kendi düşüncelerini sorduk. Konuştuğumuz kadın arkadaşlar ülkede yaşananlardan büyük bir endişe ve kaygı duyduklarını belirterek, isimlerinin ve çalıştıkları işyerlerinin yazılmasını istemedi.

HER GÜN DAHA ÇOK AYRIŞIYORUZ
Demirtaş Organize Sanayi Sitesinde bir plastik fabrikasında çalışan bir kadın, 15 Temmuz’da 4/12 vardiyasında olduğundan olayı bir gün sonra öğrenmiş. “Ülke batsa haberimiz olmayacak” diye başlıyor söze. Fakat işyerine gittiğinde arkadaşlarının bir kısmı, askerlere yapılanlara çok üzüldüklerini askerle polisin karşı karşıya getirilmesinden hükümeti sorumlu gördüklerini söylüyor. Bu fikre bazılarının katılmadığını, darbe girişiminde bulunanların idam edilmesi gerektiğini söyleyenlerle aralarında çok sert tartışmalar olduğunu aktarıyor. “Fakat” diyor, “Başka zaman bizleri konuşurken gören yönetim bizi hemen uyarır ya da bölümümüzü değiştirmeye kalkarken, şimdi sadece izliyor… Ama ben ne darbe, ne OHAL’i istiyorum, hiçbiri olmasın istiyorum. Bizim fabrikada o kadar sorunlarımız var ki! Her gün haklarımız gasp olurken biz işçiler daha çok parçalanıyoruz. Neler olduğunu tam anlayamadığımız birçok nedenden dolayı birbirimize giriyoruz.”

NEDEN, GÜZEL BİR FİLM Mİ VAR?
Kestel’de kumaş dokuma fabrikasında çalışan bir kadın arkadaş; o gün gündüz vardiyasında olduğunu akşam kapıda çay içerken arkadaşının aradığını ve televizyonu açmasını söylediğini anlatıyor. “Neden güzel bir film mi var?” diye sorunca arkadaşı “Yok canım sen de, darbe oluyor!” demiş. “Şaka yapıyorsun!” diye kahkahalarla güldüğünü, ancak televizyonu açınca şok olduğunu, olup bitenleri izlerken ağladığını, ama bir o kadar da şaşkın olduğunu söylüyor: “İşyerindekiler de benim gibiydi, ilk gün herkes ‘Bu kadar da olmaz masum insanları katlettiler. Askerlere de yazık oldu’ derken, ikinci gün ‘Bunlar katil, hepsini asmak’ lazım diyenler çoğaldı. Bir erkek arkadaş gelmiş bana ‘Demokrasi için bu akşam sokağa çıkıyoruz’ diyor. Ben de ona ‘Gezi direnişinde yaşam hakkıma, özgürlüğüme dokunma, demokratik bir ülke istiyoruz diyenlere, demokrasi şeytan işidir, sokağa çıkmak terördür’ diyordunuz, ‘Her Türk asker doğar’ diyordunuz. Ne oldu ki bugün demokrasi için sokağa çağırıyorsunuz! Ne olduğunu bilmeyen, emir kulu, yirmi yaşındaki askerleri vatan haini diye öldürüyorsunuz!’ dedim”…
Bu konuşmaya katılan başka bir işçi kadın, oğlunun ağustosta askere gideceğini, çok kaygı duyduğunu, göndermek istemediğini söylüyor. Baskılarla olayın nedenlerinin aydınlanamayacağını söyleyerek, hükümetin OHAL kararını da sorguluyor; “Bu da bir darbedir!”

YA ‘DEMOKRASİ NÖBETİ’ YA DA... 
Osmangazi Belediyesi’nde taşeronda çalışan temizlik işçisi bir kadın işçi, yaşananlarla ilgili düşüncelerini şöyle anlatıyor: “Benim iki çocuğum var. İkisi de okuyordu… Oğlum üniversiteyi öğretmen olarak bitirdi, fakat atması yapılmadı, uzun süre işsiz kaldı. Evde sadece eşim çalışıyordu, o da asgari ücret alıyordu. Geçim zor, ben de çalışmak istedim. Daha önceleri de ara ara evlere temizliğe gidiyordum. Bir arkadaşım bana ‘AKP’ye üye ol sen de belediyede işe girersin. Oğlunun da işi yapılır’ dedi. Ben de dediklerini yaptım. Osmangazi Belediyesi’nde temizlik işleri yapan bir taşeron firmada işe aldılar. Daha sonra kadrolu olacağımı söylediler; neredeyse altı yıl oldu, ben hala taşerondayım. Evet oğlumun ataması yapıldı. Ona sevindim, kızım ise lisede okuyor... Darbenin olduğu gün biz tatildeyken, aslında tatilde değil de on beş günlük iznim vardı, Kars’a köyümüze gitmiştik. Gideli yedi gün falan olmuştu, aradılar. Hemen gelmemi, iş başı yapmamız gerektiğini söylediler. Hemen geldik. Şimdi her akşam iş çıkışı Fomara Meydanı’na AKP İl Binası önünde ‘Demokrasi Nöbeti’ne götürüyorlar. İşimi kaybetmemek için gidiyorum... Yıllardır bizi kadro bahanesiyle oyalıyorlar. Fakat işleri düşünce hakkım olan izni dahi kullandırmadılar. Ne darbe, ne OHAL, hiçbirini istemiyoruz! Sokakta korkarak yürüyoruz, hiçbirimiz mutlu değiliz. Komşularımızla bizleri düşman ettiler. Eski komşuluklar, insanların birbirine güveni kalmadı gerçekten. Artık yeter! Bir huzur bulalım!” 

www.evrensel.net