Bade Osma Erbayav, biyografik romanı Maruha'yı anlattı

Bade Osma Erbayav, biyografik romanı Maruha'yı anlattı

Belgesel verilerle kurgunun lezzetli bir bütünlük oluşturduğu Maruha hakkında Bade Osma Erbayav’la konuştuk.

Levent KARATAŞ
İstanbul

Maruha, kadının her türden saldırıya uğradığı bu günlerde cesaret aşılayan bir kitap olarak raflarda yerini aldı. Bade Osma Erbayav’ın biyografik roman olarak kaleme aldığı Maruha, aynı zamanda Türkiye’deki kadının toplumsal cinsiyet tarihiyle ilgili de önemli veriler sunuyor. Erbayav, Maruha karakterini anlatır-ken, dönemle ilgili önemli saptamalar yaparken “anlatıcıyı (da) yer yer Maruha’nın zihnine gömmeye” çalışıyor. Belgesel verilerle kurgunun lezzetli bir bütünlük oluşturduğu Maruha hakkında Erbayav’la konuştuk.

Seni kişisel olarak da tanıyorum. Dünyaya karşı ve içinde ve dışında sıkıntılı bir yazarsın görünürde. Görünmez olduğunda, yani yazarken, yazmanın da sana sıkıntı verip vermediğini sormak istemişimdir hep. Ve yazarken üzülüp üzülmediğini...
Evet, kolay dert edinen biriyim Sevgili Levent. “Sıkıntılı” olarak adlandırdığın durum bu olmalı. Müthiş bir toplumsal yozlaşmanın, hissizleşmenin, ötekileştirmenin içinde debeleniyoruz. Olgular yeniden tanımlanıyor ve arsızca çarpıtılıyor. Totaliter rejimlerin sıkça kullandığı bir metot bu. Karşı oldukları bir olguyu, durumu, düşünceyi başka bir biçimde tanımlar, kelimelerin içini boşaltıp, onları itibarsızlaştırırlar. Bizde de son yıllarda olan budur. Toplumsal belleğimiz bilinçli olarak zayıflatılıyor. Propaganda metninlerinin arasına sıkışmış durumdayız. Son dönem öykülerimde bu ortamın izleri daha net görülebiliyor sanıyorum. Yazmak sıkıntı vermiyor, hafifletiyor aslında ama Maruha’yı yazarken kendi renksizliğimden, tatsızlığımdan sıkılmıştım. Maruha’nın ayrılık sahnesini yazmayı bitirdiğimde ise ağlamıştım. Elbette kederleniyorum yazarken ama çokça gülümsüyorum da.

Kitapta dönemin tarihini yazdığın bölümlerde; belgeci bir dilden de, Maruha ve yazarla bütünleşmiş bir anlatıcının diliyle de yazıyorsun. Neden çok zamanlı ve çok katmanlı bir dil kullanma ihtiyacı duydun?
Katmanlı dediğimizde, anlatıda bütün zaman ve gramer imkanlarını kullandığımı kastediyoruz, sanıyorum. Maruha öncelikle bir dönem romanı. Dönemin politik atmosferini yansıtırken anlatıcıya belgeci bir dili bilinçli olarak biçtim. Maruha aynı zamanda iki ana karakter ve iki ayrı anlatım yapısı üzerine kurulu kurmaca-biyografi bir roman. Maruha’da zaman çizgisel olarak akarken, romanın işaret ettiği dil yapısı da sürekli değişiyor. Anlatıcıyı yer yer Maruha’nın zihnine gömmeye çalıştım. Kendini yazar dilinden anlatan bir Maruha çıktı ortaya. Mary Anne karakteri ise erkeklerin dünyasında var olma savaşı veriyor. Farklı bir bedene büründüğü için dil de bir başkasının, ötekinin dili haline geliyor. Bilinç dışına dahil edilebilecek bir dil gelişiyor Mary Anne’de. “Ben”i bir başkası çünkü.

Yine dille ilgili başka bir soru da Bade Osma Erbayav yazın diline ilişkin... Seninle konuşmalarımızda da demişimdir; sen dilde özel bir iş yapıyorsun diye. Dilde yaptığın yaratıcı ‘o özel işi” bize de anlatır mısın? Yazar olarak beslendiğin kaynaklar neler?
Anlatıda, farklı bakış açılarının gerektirdiği yönde şekillenen bir dil yapısına önem veriyorum. Anlamı berraklaştıracak en uygun dili bulma uğraşındayım. Bu metinde apaçıklık anlamına gelmiyor, örtük bir dil de anlamı imleyebilir, önemli olan son raddede öyküden geriye zihnimize çakılı bir imge kalması. Betimsel imgelemin önemine inanırım. Anlatıya yönelik sinematografik bir yaklaşımım var. Bir kamera nasıl ki zaman zaman öznel, zaman zaman geniş plana çıkıyorsa metnin dili de aynı mantıkla daralıp genişleyebilmelidir.
Yazarken beslendiğim kaynaklar şiir, psikoloji ve rüyalar. Dillere de hastalık derecesinde özel bir ilgim var. Çok dilli, çok gramerli bir yazarım ve bu dillerinim kanlarından, zihnimde açtığı kavramsal pencerelerden yoğun olarak faydalanmaya çalışıyorum. Mitoloji ise bir sevda bende.

Evet, kitapta Prens Adaları’nın batık adası Vordonisi için hayal gücünle yeni bir mitoloji yaratmışsın. Sence de tüm söylencelerde böylesi öznel hayal gücü kaynaklı mitolojiler yok mu?
Haklısın, var. Bu konuda Borgesvari davrandığımı kabul ediyorum. Maruha’da alegorik anlatımla bezenmiş yeni bir halk öyküsü uydurdum. Söylenceyi doğuran şey, dolayıma girmiş, birçok öğesi bakımından mitolojik kökenli sanılan/sayılan hikayeler aslında öznel anlatılardan kaynaklanmış, evrilerek ve devrilerek bir sonraki kuşağa aktarılmış olabilir. Hikayeye eklenen her detay özneldir. Bu anlamda mitolojik hikayelere kollektif  bilincin ürünleri gözüyle bakarken bir zamanın öznelliğini barındırdığını da göz ardı etmememiz gerekir. Ben bu tarz ters köşeye yatırmaları anlatımda değerli buluyorum.

ŞİMDİ YAZMASAM NE ZAMAN YAZACAKTIM?

Kitabın 5. bölümünde de 7. bölümde de  Maruha ilk kez flört edip, öpüştüğü halde okura sorular soruyor...
Maruha ilişkilerdeki o kemikleşmiş, yıkıcı mülkiyet duygusuna karşı biri. İlk olma arzusu erkeklerdeki en sıkıntılı durum onun gözünde. Erkeklerin bu ısrarları kadın bedenini kendi mülkiyetlerinin bir parçası olarak görme eğilimlerinden kaynaklanıyor. Maruha’nın başına buyrukluğunu tuhaf karşılıyorlar ve onu zapt etmek istiyorlar. Hükmetme saplantısı tüm erkeklerin ortak zaafıdır. Oysa Maruha kendi parasını kazanan, bohem ruhlu, kimseye eyvallahı olmayan sivri bir kadın. Ele avuca sığmaz biri.

İkinci kitap da olsa - ciddi bir riske girmişsin, belgesel-kurgu bir kitapla. Bu kadar çok Kafka-Bukovvski varken yeni yazarlar arasında, neden?
Evet, benim gibi metinlerle oynamayı seven, deneyselci bir yazar için böylesi somut bir uğraşa girişmek büyük riskti. Bir gönül borcu meselesi benim için Maruha. Kadının bilinçli olarak itibarsızlaştırıldığı, kariyerinden koparılıp “yarım” ilan edildiği toplumsal tabana yayılmakta olan gerici ve hastalıklı düşüncelerin hız kazandığı hatta kasıtlı olarak güdümlendiği, insanların temel kişilik haklarının kısıtlandığı yüz karası bir dönemden geçiyoruz. Maruha, günümüzle karşılaştırdığımızda çok daha medeni ve insani bir çağın insanı. Dönemin özgürlükçü düşüncelerinin izlerini de görmek mümkün onda. Böylesi yırtıcı bir kadını şimdi yazmasam ne zaman yazacaktım?

Maruha ikinci kitap. Bildiğim kadarıyla şimdilerde yeni bir roman yazıyorsun. Şimdi okurunu nasıl bir sürpriz bekliyor?
Yıllar önce aklıma düşen bir kasaba hikayesi vardı. Ben de bir ege kasabasında büyüdüm. Evrensel alçaklıklar ve insanlık suçları üzerine kafa yoruyorum son zamanlarda. Bu kadar ipucu vereyim.

www.evrensel.net