Devrim maratonunda bir gazeteci: Veli Yılmaz

Devrim maratonunda bir gazeteci: Veli Yılmaz

Veli Yılmaz’ı, hayatını, mücadelesini, mücadele arkadaşı, Evrensel Gazetesi başyazarı İhsan Çaralan ile konuştuk.

Uzun yıllar Halkın Kurtuluşu Gazetesi’nin sorumlu yazı işleri müdürlüğünü yürüten ve dünya kamuoyunda en çok hapis cezası alan gazeteci olarak tanınan Veli Yılmaz’ın hayatı bu sayımızda portre sayfamızın konusu. Veli Yılmaz’ı, hayatını, mücadelesini, mücadele arkadaşı, Evrensel Gazetesi başyazarı İhsan Çaralan ile konuştuk.


MÜCADELEYE HAZIR BİR GENÇ


Lise yıllarında bir kompozisyon yarışmasında sosyalist fikirleri savunan bir yazı yazdığı için okuldan uzaklaştırma almış. Onun ardından da İTÜ Maden Mühendisliği Fakültesi’ne girmiş ve mücadeleye katılmış; Veli Yılmaz’ın mücadeleye katıldığı zamana dair neler söylersiniz?
Veli deyince ilk aklıma gelen doğum tarihi ile ilgili tartışmadır. Veli’nin doğum tarihi 1953. Ama nerede doğum tarihi gündeme gelse ‘1953 yazıyor ama ben 1950 doğumluyum’ derdi. Çünkü bizler gibi  47-50 doğumlular arasında çocuk muamelesi göreceğini düşünürdü herhalde. Gerçi cüssesi birçoğumuzdan iri yarıydı o zaman bile. Böyle bir doğum tarihi tartışması, Veli ile dalga geçme nedeni bile olmuştur. Ama o 1950 doğumlu olmayı hatta daha büyük olmayı isterdi. Çünkü okula geldiği zaman artık 68 kuşağının rüzgarının da arkasının kesildiği bir döneme rastlıyordu. Veli’nin gelişine baktığımızda liseden devrimci olarak gelenlerdendi. Oysa mesela benim yaşımda olanlar lisede devrimciliği görmemişlerdir. Yaptıkları en çok ‘Kıbrıs Türk’tür Türk Kalacak’ gibi sloganların atıldığı  Kıbrıs mitinglerine katılmaktır. Bu mitinglerde öğrendikleri ile daha sonra devrim ve sosyalizm sloganları atan kortejleri oluşturmuşlardır. Yani bir geçiş dönemidir ve bu geçiş döneminin belki birinci aşaması dediğimiz 68 kuşağı olarak da temsil edilen dönemin son temsilcilerindendir Veli. O bakımdan okula devrim ve sosyalizm birikimiyle gelmiştir ve bu birikimiyle de gelir gelmez belki de yıllardır mücadele içinde olan insanlarla yakınlık kurarak onların içine katılmıştır. Bir yandan hazır gelmiş ve devrimci bir çalışmanın içine girmiş olması bir yandan yabancılık çekmeden buraya katılmış olması onun için de kolaylık sağlamıştır diyebilirim. 

‘68 KUŞAĞININ YOL AYRIMI

Düşündüğümüzde mühendislik fakültesine gelen bir öğrenci. Ama sonrasına baktığımızda bir gazetenin sorumlu yazı işleri müdürlüğünü yapıyor. Onu bu sorumluluğu almaya götüren nasıl bir süreçti? 
68 kuşağı için Can Yücel’in yazdığı bir şiir vardır; ‘En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de Devrim, O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak... En hızlısıydı hepimizin, En önce göğüsledi ipi...’ der. Veli böyle bir atmosferde mücadeleye katıldı. Ama bu mücadeleye katılanlar bir dönem sonra ikiye ayrıldı. Bunların bir bölümü ‘bu yüz metrede bu iş olmadı, kendimize yeni bir yol çizelim’ diyenlerdi. Diğer bölümü ise bu yüz metre meselesi değildir. Evet bir koşu olmuştur ama bu yüz metre bir decathlona(*) bağlanmıştır. Hatta bu dokuz aşama da belki bir son değildir ve uzun bir maratona bağlanmıştır.’ diyenlerdi. Veli, devrim mücadelesini bir maraton olarak görenlerdendi. O bakımdan Denizlerin katledilmesinin ardından 74-75’te tekrar bir mücadele dalgası ortaya çıktığında Anadolu’nun pek çok yerinde örgütlenen çalışmalara katılmıştır Veli. İlk geldiği yıl için birinci sınıfta belki öğrencidir ama ikinci yıl değişmiştir. Tamamıyla devrimci örgütlenmeler içinde yer almıştır. Sonraki yıllarda da devrimci mücadeleye katılmıştır. ‘Bir bekleyelim ne olacak görelim’ dememiştir hiç. Dolayısıyla bu mücadeleye en kesintisiz katılan arkadaşlarımızdan biriydi. Ben böyle düşünüyorum Veli’nin geçmişine bakınca. 

GAZETENİN HER ŞEYİ OLARAK VELİ YILMAZ

O dönem sorumlu yazı işleri müdürü olmak ne anlama geliyordu?
Yanılmıyorsam 1976’da Halkın Kurtuluşu Gazetesi çıktığında, Veli ilk yazı işleri müdürü değildir ama yazılma faaliyetine katılanlardandır. O zamanlarda yazma çizme işi pek devrimci bir faaliyet olarak görülmüyordu. 
Halkın Kurtuluşu Gazetesi’nin yazı işleri müdürlüğü demek, her sayısı toplatılan, her sayısına dava açılan bir gazetenin sorumluluğunu almak ve haliyle iki gün sonra yasadışı duruma düşmek demekti. İlk sayısından itibaren tutuklamalar vs gündeme gelirdi. Bu bakımdan yasa dışı bir yaşam kurdu ve Halkın Kurtuluşu’nun kurulmasından itibaren de burada yer aldı. O dönemlerde sorumlu yazı işleri müdürü gazeteyi görmezdi bile ama devrimci bir sorumluluk olarak gördüğü için üstlenirdi bu görevi. Veli hem bu sorumluluğu almıştır hem de yazarı olmuştur. Hem de sıradan bir yazar değil. Birkaç köşe dışında Veli’nin yazdığı haberler ile, düzenlediği mektuplarla çıkan bir gazeteydi. Hem editörü hem yazarı hem ihtiyaç olduğunda mizanpajcısı Veli olan bir gazetedir Halkın Kurtuluşu. 

‘DEVRİM KİTLELERİN ESERİ OLACAKTIR’

Peki hangi amaçla çıkıyordu Halkın Kurtuluşu? Hangi doğrultuda bir yayıncılık yapıyordu? 
O zamanki gazeteleri belli örgütler çıkarırdı. Halkın Kurtuluşu da Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun (THKO) devamcısı olanların çıkardığı bir gazeteydi. Yani Deniz Gezmişlerin, Sinan Cemgillerin kurduğu örgüt. Bu örgüt Denizlerin idamından sonra 1974’te bir özeleştiri yaptı. Daha doğrusu geçmiş mücadelesi üstünden kendisine yeni bir strateji belirledi ve bir broşür yayınlandı; ‘Devrim Kitlelerin Eseri’ adında. Bu çok önemli bir şeydir. Oysa 68 kuşağının sloganı, ‘devrim devrimcilerin eseridir’ idi. ‘Komünist olmayan devrimci olamaz’ gibi fikirlerin savunulduğu, sekter yanı olan bir dönemdi. Ama bence yığınlarla mücadelenin devamı açısından baktığımızda devrimin aslında kitlelerin eseri olduğunu iddia eden ve bunun etrafında kendi stratejisini yenileyen bir girişimdi bu broşür. Tabi böyle olunca halkı aydınlatmak esas faaliyet haline geldi. Önceden esas faaliyet devrimcilerin devrim yapması ve halkın da onlara bir biçimde katılmasıydı; destek, lojistik sağlamasıydı. Halkı aydınlatmak esas faaliyet olunca bunun için bir gazete gerekirdi. Bu gazete de Halkın Kurtuluşu’ydu. Halkın aydınlatılması, ekonomik ve siyasi gerçeklerin teşhir edilmesi, devrim stratejisini ortaya koymasına yarayan bir araç olarak Halkın Kurtuluşu gazetesi ortaya çıktı. Veli de belki ilk sorumlu yazı işleri müdürü değildir ama örgütlenmesinde başından itibaren yer almıştır. Sonra da uzun yıllar boyu sorumlu yazı işleri müdürlüğü yapmıştır. 1200 yıllık hapis cezası da bu yıllar içinde birike birike gelmiştir. Veli’nin burada herhangi bir yazı işleri müdüründen ayrılan yanı onun komple bir gazeteci olmasıdır. Redaksiyonunu da yapan, düzeltmesini de yapan, editörlüğünü de yapan, genel yayın yönetmenliğini de yapan Veli’dir. Diğer arkadaşların katkıları daha çok belirli özgün alanlara ilişkindi. Bir de tabi gazetenin omurgası olan köşe yazılarını yazan arkadaşlar vardı. Gazetecilik ile ilgili bütün işlerin ağırlığı neredeyse Veli’nin üstündeydi diyebilirim. Bu bakımdan biz de Evrensel Gazetesi’ni tasarlarken, Veli ile de konuşmuştuk o zaman, aklımızdaki şey Veli’nin tüm birikiminin Evrensel’e de yansıyacağı bir sorumluluktu. Ama onun ömrü vefa etmedi maalesef.


DÜNYA KAMUOYUNDA YANKI BULAN 1200 YIL


12 Eylül’ün ardından Veli Yılmaz tekrar cezaevine giriyor ve 1200 yıl hapis cezası alıyor. Nasıl bir yankı uyndırdı bu durum? 
Çok bir yankı bulduğu söylenemez. Çünkü 1980 yılının başlarında Veli’nin o cezayı aldığı dönemde kimse ceza hesap etmiyordu. Toplumsal açıdan da insanlarda, cezaevinde olanlar için idam edilmediyse bir şekilde işler çözülür fikri vardı. Yıllar ilerleyip tarih 1986-87’ye geldiğinde, insanların biraz daha nefes almaya, cuntanın baskısının azalmaya başladığı yıllarda, toplumsal muhalefetin yeniden toparlanma sürecine girmesiyle birlikte ‘1200 yıl ceza mı olur!’ Halkın Kurtuluşu Gazetesi sorumlu yazı işleri müdürü 1200 yıl ceza almıştır gibi hem yurt içinde hem yurt dışında çeşitli gazetecilik örgütlerinde gündeme geldi. Bu tabi Türkiye’deki basın özgürlüğünün dünya demokratik kamuoyu açısından nasıl bir yerde olduğunu göstermesi bakımından önemli oldu hem de genç kuşakların ‘geçmiş dönem nasıl bir dönem ve düzendi?’ ‘1980 darbesi memlekette nasıl bir zulüm düzeni kurduğu’ gibi sorulara yanıt verirken Veli Yılmaz’ın da 1200 yıl ceza almışlığı da konuşulup değerlendirildi. Ama Veli hiç bunlardan söz eden bir insan değildi. Yani işin esprisi hiç 1200 yıl ceza almış bir yazı işleri müdürü havası yoktu. 


‘BİZE GÜNLÜK BİR GAZETE LAZIM’


Veli Yılmaz’ın cezaevinden çıktığı yıl ve Gerçek Dergisi...
Biz 1991’de çıkardık Gerçek Dergisi’ni. Hazırlık toplantılarına gelir giderdi Veli de içerden çıktığında. Toplantılara filan katılırdı. O zaman da günlük bir gazete çıkarmayı aramızda konuşuyorduk, bize haftalık yayın yetmez diye düşünüyorduk memleketteki gidişata bakınca. Veli’nin cezaevinden çıkması ile vefatı arasındaki süre kısadır. İbrahim Yoldaş(**) olsa onun daha kişisel anısı çıkardı son zamanlarına dair. Veli Yılmaz dışarıya çıktığında çeşitli insan hakları örgütlerinin de ilgi odağı haline gelmişti. Veli o çevreler ile bir ilişki tutturdu ancak onların Marksizm, Leninizm artık bitti diyerek kendi kuruluşlarına davet etmelerine karşı ise çok net bir tutum aldı diyebiliriz.
 

(*)Dekatlon, atletizmde 10 pist ve saha yarışından oluşan etkinlik. Bu yarışma peş peşe iki gün içerisinde gerçekleşir ve atletlerin tüm branşlardaki performansı değerlendirilir.
 

(**) İbrahim Duacı: İhsan Çaralan’ın 41 yıllık mücadele arkadaşı; 2014 nisan ayında yaşamını yitiren Gerçek Dergisi, Evrensel Gazetesi ve Hayatın Sesi Tv’nin emektarı.


VELİ BİR İŞİ ALMIŞSA O İŞ EKSİKSİZ TAMAM OLUR

Bahsettiğiniz dönem mücadele koşulları açısından da oldukça zorlu yıllar. Bu dönemde Veli Yılmaz’ın öne çıkan özellikleri nelerdi? 
Pek çok arkadaş 1974’te cezaevinden çıkmıştı. Veli daha erken çıkanlar arasındaydı. O dönemde mesela dışarıdaki aktif faaliyet gösteren birkaç arkadaşımızdan biriydi. Veli bir işi üstlenmişse, hani şimdi gençlerin kullandığı bir tabir var ‘o iş bende’ diye; İşte Veli ‘o iş bende’ demişse, geriye dönüp olmuş mudur olmamış mıdır diye endişenizin olmaması gerekirdi. Çünkü o iş gündeme geldiğinde her şeyi ile hazır olurdu. Hatta başkalarının yararlanması için rapor haline bile getirilmiş bulurdunuz. Bu bakımdan da çok düzenli, sistemli, disiplinli çalışan bir arkadaşımızdı. Pek çok bakımdan örnek alınacak bir kişilikti. Diyelim ki o gün çıkardığımız gazete, illegal koşullarda değil de bugünün legal koşullarında olsaydı belki de bir çok çalışması etraftaki insanların yetişmesi için imkanlar sunacaktı. Ama o illegal koşullarda onu çok az insan tanıyabildi. Bir gazetecide olması istenebilecek her özelliğin Veli’de olduğu görülür. Tabi dost, arkadaş olarak da çok farklıydı. Herkesin Veli gibi bir aradaşı olmasını temenni ederim. Bir insanın bir de yanlışını, hatasını, eksiğini bulayım diye düşünseniz bile Veli eleştirilecek yönü olmayan az bulunur arkadaşlarımızdan biriydi.


VELİ YILMAZ KİMDİR?


1953 yılında Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde doğdu. 1960’ların sonunda, Şebinkarahisar gibi bir ilçede, gazeteciliğe merak sarmıştı. Lise öğrencisiyken yazdığı bir komposizyondan dolayı sosyalist fikirleri savunduğu gerekçesiyle, bir hafta süreyle okuldan uzaklaştırıldı. 1970’te İTÜ Maden Fakültesi’ne girdiğinde devrimci saflarda yerini almakta tereddüt etmedi. Üniversite yaşamı çok kısa sürdü. Daha birinci sınıftayken, tutuklandı ve 2,5 yıl askeri cezaevinde kaldı. 1974’te THKO’da başlayan atılıma omuz verenlerin, önderlik edenlerin içindeydi.  1976 Şubatı’nda haftalık olarak çıkan ‘Halkın Kurtuluşu’ gazetesinde çalıştığı yıllar, onun için gecesi gündüzü olmayan yıllardı. 12 Eylül’den kısa bir süre sonra tutuklanan Yılmaz, Halkın Kurtuluşu Gazetesi sorumlu yazı işleri müdürü olmak savıyla yargılandı. Gazeteci olarak dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir hapis cezasına, 1200 yıl cezaya çarptırıldı. 1991 nisan ayında tahliye oldu. Cezaevindeyken de sürekli yazarı olduğu Özgürlük Dünyası’na, Evrensel Kültür’e katkılarını devam ettirdi. Ayrıca haftalık olarak çıkan Gerçek dergisinde, kapak yazılarından haber toplantılarına kadar pek çok faaliyetlerde bulundu.

www.evrensel.net