Bir ticaret biçimi: yaz(ar kasa) okulu

Bir ticaret biçimi: yaz(ar kasa) okulu

Üniversiteler tatile girdi sırada yaz okulu dönemi var.

Ayşenur HAMURCU
Kayseri

Üniversiteler tatile girdi sırada yaz okulu dönemi var. Yaz okulu, öğrencilerin güz ve bahar dönemlerinde "başarısız" oldukları dersleri vermek için başvurduğu bir programken üniversite yönetimleri ve sayısı azımsanamayacak bir kısım akademisyen için de kar ve rant kapısı haline gelmiş durumda.


HEM EMEĞİMİZ, HEM PARAMIZ GASP EDİLİYOR!


Yaz gelince öğrencilerin çoğu para kazanmak, maddi yönden biraz rahatlamak için iş bulma telaşına giriyor. Kimimiz bir kafede kimimiz bir fabrikada çalışarak harçlığımızı çıkarmaya çalışıyoruz. Çalıştığımız yerlerde "Nasıl olsa öğrencidir, ne versek ona çalışır." Diyen patronlar bizi emeğimizin çok altında ücretlerle ve esnek çalışma saatleriyle çalıştırıyorlar. Bir de yaz okulu derdi var başımızda. Aldığımız paranın çoğunu kayıt döneminde yaz okulu harcı olarak üniversiteye ödüyoruz. Bazı fakültelerde tek ders ücreti 72 TL iken bazılarında 200 TL'ye kadar çıkıyor. İki dersten yaz okuluna kalan bir öğrenciye kesilen fatura en az 150 TL oluyor. 

TÜM FATURA ÖĞRENCİYE KESİLİYOR!


Derdimizi anlatmaya çalıştığımız zaman da "Siz de derslerinize çalışsaydınız, yaz okuluna kalmasaydınız." deniyor! Peki, gerçekten tembellik ettiğimiz için mi kalıyoruz yaz okuluna? Yoksa gerek üniversite ve fakülte yönetimlerinin gerekse akademisyenlerimizin, bile isteye bizi yaz okuluna mahkûm etmesinin de payı var mı? İkinci sorunun cevabı maalesef evet! 
Örneğin, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde bir dersin yaz okulu programına dâhil edilmesiyle beraber dersten geçen öğrencilerin sayısında ani bir düşüş yaşandı. Bunun sebebini merak ettiğimizde ise "Optik okuyucuda sıkıntı oldu." cevabını aldık. Bütünleme sınavlarında yine çok sayıda öğrenci dersi geçemedi ve kaçınılmaz son yaz okulu mahkûmiyeti başlamış oldu. Üniversitemizin Veterinerlik Fakültesi'ndeki öğrencilerinin de başının belası oldu yaz okulu. Ne hikmetse bir dersleri var ve yaz okuluna gitmeden dersi geçen yok. Yakın zamanda fakültenin mezuniyet töreninde öğrenciler bu duruma tepki gösterdi ve yine aynı cevabı aldılar: Çalışsaydınız! 


SÖMÜRÜ ÇARKININ BİR PARÇASI DA BİZ ÖĞRENCİLER


Ders çalışmadığımız için yaz okuluna kaldığımızı söyleyenlerin neye dayanarak bizi suçladıklarını bilmiyoruz. Her durumda öğrencileri suçlayanlar gündelik hayatta çektiğimiz sıkıntıların farkındalar mı? Elbette değiller. Çoğumuz işçi ve emekçi ailelerin çocuklarıyız. Ailelerimizi fabrikada, atölyede, iş yerinde sömüren sistem biz gençleri de üniversitelerde dönem harçları ve yaz okulu gibi uygulamalarla sömürüyor. Ailemizden aldığımız harçlıklar ya da burslarımız yetmediğinde biz de haliyle işe girmek zorunda kalıyoruz. Birçoğumuz okul ve işi aynı anda yürütmeye çalışıyoruz. Hal böyleyken tamamen derslerimize odaklanmamız mümkün mü? Öyle bir durum ki bazen derslerde başarılı olduğumuz halde türlü haksızlıkla karşılaşıyoruz. Sırf para ödeyelim diye yaz okuluna mecbur bırakılıyoruz.


TEK ÇIKAR YOL MÜCADELE ETMEK!


Gençlere reva görülen eğitim böyleyken, önümüzde mücadele etmekten başka seçenek kalmıyor. Üniversiteli gençler olarak, hem ailelerimizi hem de bizleri sömüren bu düzenin karşısına parasız, bilimsel, demokratik eğitim talebimizle çıkmak tek çıkar yol. Çalıştığımız alanlarda emek sömürüsüne karşı, üniversitelerimizde yaz okulu, staj, harç sömü     rülerine karşı dayanışma ağımızı genişletmek ve emekten, demokrasiden, barıştan yana olan akademisyenlerle omuz omuza vermek görevimizdir.

www.evrensel.net