Rıfat Ilgaz:  Sınıfının fedaisi

Rıfat Ilgaz: Sınıfının fedaisi

Emekten ve emekçiden yana yazmak ve demokrasi karşıtlarına karşı mücadele etmek, Rıfat Ilgaz ve kuşağının en belirgin özelliklerinin başında geliyor.

Mustafa ASLAN

Üretkenlik ve dirençliliği yakıştırabileceğimiz çok sayıda yazarımız ve ozanımız vardır. “Fedailer Kuşağı” olarak da anılan 40 kuşağı içinde yiğit kişi sayısı da oldukça fazladır. Yaşamının büyük bir bölümünü hapishanelerde ve hastanelerde geçiriyor, Rıfat Ilgaz. Emekten ve emekçiden yana yazmak ve dirençle demokrasi karşıtlarına karşı mücadele etmek, Rıfat Ilgaz ve kuşağının en belirgin özelliklerinin başında geliyor.

“Aydın mısın?” adlı şiirinde açıkça insanları, daha doğrusu aydınları mücadeleye çağırıyor. Mutlaka mücadele içinde yer almak gerekiyor, yoksa “Böyle yürek böyle atardamar/Atmaz olsun”  demekten kendini alamıyor. “Aydın mısın?”,  bir mücadeleye davet şiirlerinden sadece birdir, umudu her zaman koruya gelmiş ve hiçbir dizesinde umutsuzluğu bulamayacağımız Rıfat Ilgaz’ın.
“…
Yırt otuzunda aldığın diplomayı 
Alfabelik çocuk ol 
Yollar kesilmiş alanlar sarılmış 
Tel örgüler çevirmiş yöreni 
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende 
Benden geçti mi demek istiyorsun 
Aç iki kolunu iki yanına 
Korkuluk ol”

Aydın olmak da kolay bir şey değildir. Zor ve sorumluluk ister. Sarı Yazma’da, “Olumlu bir görüşü, davranışı olmalıydı aydının” (S.294) diye belirtir. “Aydın kişi olmanın yerine göre sorumluluğu olduğunu, üzerine görev düştüğünü bu yüzden acımasız olması gerektiğini de bilirsin!” (Sarı Yazma, s.168)  Sadece Sarı Yazma’da değil, ‘Karartma Geceleri’nde de sanata ilişkin toplumcu görüşlerini okurla paylaşıyor: “Bizim getireceğimiz toplumcu sanat, kendi yaşayışımızdan doğacak.” (Karartma Geceleri, s.160) 

SINIFININ OZANI/YAZARI

Cide’de 1911 yılında yedi kardeşten biri olarak gözlerini dünyaya açan Rıfat Ilgaz Okutma Üzerine adlı şiirinde, “Sınıf’ın ozanıyım mimli/Hababam Sınıfı’nın yazarıyım ünlü/Kim ne derse desin,/Çocuklar için yazdım hep”  dediği gibi ‘Sınıfının mimli ozanı’ değil sadece. O mimli yazarıdır da. Yıllarca kendi yazdıklarına sahip çıkamıyor, DP’nin baskıları nedeniyle gerçek adıyla değil, Yokuş Yukarı’da “yazı kaçakçısı” adı da verdiği uydurma adlarla yazıyor.  

Ünlü Marko Paşa da sürekli kapatılıyor. Yeni bir “paşa” adıyla dergi yeniden çıkartılıyor ama çok geçmeden o da kapatılıyor. Pertev Naili Boratav’ın Türk şiirinin öğüneceği parçalar dediği ‘Sınıf’ adlı şiir kitabı toplatılıyor. Onun şiir kitabıyla ilgili olarak Aydın Ilgaz “Sınıf”ın toplatılma nedenini, “Devrim Kitabevi tarafından basılan kitap hakkında, adının Sınıf, kapağının kırmızı olması nedeniyle toplatılma kararı çıkartılmıştı.” diye açıklıyor. (Aydın Ilgaz, Sınıfın Efsanesi, s. 10) 

Hababam Sınıfı’nı, Stepne takma adıyla yazdığını belirtmeden geçmemek gerektiğini düşünüyorum. Turhan Selçuk’un resimlediği onlarca yıldır zevkle okunan Hababam Sınıfı  Dolmuş dergisinin otuzuncu sayısında 25 Temmuz 1956 tarihinde yayımlandığında yapıtın yazarının bir Rus, Rıfat Ilgaz’ın ise çevirmen olduğunu düşünenler bile oluyor.

Ilgaz, toplumunun her kesiminin; özellikle de yoksul, emekçi kesimin sesini yapıtlarında duyurdu. Emekçilerin sözcüsü oldu: 

Kasnağından fırlayan kayışa 
Kaptırdın mı kolunu Alişim! 
Daha dün öğle paydosundan önce 
Zileli’nin gitti ayakları.  
Yazıldı onun raporu: “İhmalden!”  
(Alişim, s.47) 

 ANILAR VE YAZILAR

Kulağımız Kirişte  adlı yapıtında yer alan “Defneler Ölmez” şiirinde “Ölmez sevgiden yana olanlar” diyen Rıfat Ilgaz’ın anıları ve yazılarının yer aldığı kitaplar Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra, (Gözaltı Anıları), Yokuş Yukarı (Babıâli Anıları) ve Cart Curt’tur. Gerek anılarında, gerekse yazılarında bir dönemin siyasal tarihini görüyoruz. Yazılarında yer yer yaşadıklarının iziyle de karşılaşıyoruz Fedai Çınar’ın. Anıları ve yazıları sadece siyasal tarih açısından değil edebiyat tarihimiz açısından da önem taşıyor. Bu yapıtları demokrasi ve edebiyat tarihi açısından önemli yapıtlar olarak öne çıkıyor... Küreselleşmenin, içi boş edebiyat anlayışının üzerlerine betonu bir türlü dökemediği ama unutturmaya çalıştığı demokrasi mücadelesi veren değerli edebiyat insanlarımızı görüyoruz. Bunlar arasında Aziz Nesin, Sabahattin Ali, Sait Faik, Orhan Veli … adlarını hemen sayabiliriz.

2 TEMMUZ KATLİAMI

2 Temmuz 1993 Sivas, Madımak Katliamı, Server Tanilli’nin, “Çekinmeden söylemeli de: Nâzım Hikmet’in arkasından, Türkiye’de İnsan Manzaraları’nı Rıfat Ilgaz’dan daha hünerli sürdüren ve zenginleştiren bir başka şair çıkmadı” dediği Rıfat Ilgaz’ın yüreğinde derin yaralar açıyor. ABD’nin başta bölgemizin haritası olmak üzere yeniden çizmeyi düşündüğü harita gereği ılımlı İslam politikasına bağlı uygulanan senaryonun bir parçası olarak görüyor, bu katliamı. Duyarlı yüreği daha fazla dayanamaz, 35 canın aramızdan ayrılmasına.  1993’ün 7 Temmuz’unda aramızdan ayrıldı.


ŞAİR-YAZAR VE AYDIN OLARAK RIFAT ILGAZ’I HATIRLAMAK

Mustafa GÜNAY 

1940 toplumcu gerçekçi kuşağının önemli bir temsilcisi olan Rıfat Ilgaz (24.04.2011-07.07.1993), çok yönlü bir edebiyatçı ve aydındır. Başta şiir olmak üzere edebiyatın çeşitli alanlarında eserler vermiştir. Onun toplumcu gerçekçi yaklaşımını tamamlayan önemli bir yönü de mizahtır, mizahçılığıdır.  Sıkıntılar ve sorunlarla yüklü yaşamı, onun eserlerinde en güzel ifadesini bulmuştur.  Mizah Ilgaz’da, yaşama ve topluma yönelik bir bakış açısı olmanın yanı sıra aynı zamanda yaşama sevincinin ve insan sevgisinin (hümanizmin) de temelini meydana getirir.  

Yazı ve şiirlerinden ötürü yaklaşık beş buçuk yılını hapiste geçiren Ilgaz, asıl ününü, ülkemizdeki eğitim sistemini eleştirdiği Hababam Sınıfı (1959) adlı kitabıyla kazandı. Büyük ilgi gören ve defalarca basılan bu öyküler dizisi tiyatro ve sinemaya da uyarlandı. 

Yaşıyoruz adlı şiirinde şöyle demişti: “Kapandı yüzümüze dergi kapakları/Bir varmış bir yokmuş olduk sağlığımızda”. 27 Mayıs ile birlikte toplumun üzerindeki siyasal-kültürel hava değişmeye başlar.  Ancak baskı dönemleri bitmez. 12 Eylül döneminde gözaltına alındı ve sorguya çekildi. 1981’de Ballıdağ Göğüs Hastalıkları Sanatoryumuna yattı. Aralık 1982’de İstanbul’da “55. Sanat ve 70. Yaş Günü” kutlandı. Yıldız Karayel (1981) adlı romanıyla 1982 Madaralı Roman Ödülü’nü ve Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandı. Ocak Katırı Alagöz adlı şiir kitabına, Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü verildi (1987). Haziran 1993’te ise Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü’nü aldı. 2 Temmuz 1993 Sivas kıyımını öğrendiği sıralarda rahatsızlandı. 7 Temmuz 1993 tarihinde ise, 83 yıldır çarpan yüreği durdu.

Başlıca şiir kitapları arasında şunları sayabiliriz: Yarenlik (1943), Sınıf (1944), Yaşadıkça (1948), Devam (1953), Üsküdar’da Sabah Oldu (1954), Soluk Soluğa (1962), Kara Kılçık (1969), Uzak Değil (1970), Güvercinim Uyur mu (1974), Kulağımız Kirişte (1983), Ocak Katırı Alagöz (1987), Bütün Şiirleri-1927-1991 (2003).

‘EDEBİYAT MEMURU DEĞİLDİ’

Rıfat Ilgaz, insan manzaralarıyla dolu şiirlerinde, sokaktaki insanların küçük acılarından ve mutluluklarından söz eder. Toplumcu bir bilinç ve duyarlıkla yazılan şiirleri, yaşamın zorlukları karşısında belli bir ironiyi/mizah duygusunu da içerir.  

Ilgaz bir şair olduğu kadar, aynı zamanda bir öğretmendir. Ancak o “edebiyat memuru” türünden bir öğretmen değildir. Okul hayatı, öğretmenlerin ve öğrencilerin sorunları ve yaşama koşulları şiirlerine de yansımıştır. Çocuklarım adlı şiirinde şöyle der: “Yoklama defterinden öğrenmedim sizi/benim haylaz çocuklarım”.  Yaşama koşullarının zorluğu, çocukları zamanından önce olgunlaştırmaktadır. Bu nedenle Ilgaz’ın sözünü ettiği çocukların, aslında “küçük adamlar” oldukları söylenebilir. 

Öğrenciler ve çocuklardan başka, pek çok sıradan insan, Ilgaz’ın şiir dünyasında yer almıştır. Meyhaneciler, garsonlar, belediye memurları, çöpçüler ve bütün bunlarla birlikte işsiz, boşta gezen insanlar da şiirlerde işlenir. Okuldan başka Ilgaz’ın şiirlerinde dikkati çeken kurumların başında hastaneler/sanator-yumlar ve hapishaneler gelir. Çünkü yaşamının önemli bir bölümü bu kurumların içinde geçmiştir. Ilgaz, kendini halkına yakın hisseder. Onda halkına yukardan bakan bir aydın ve sanatçı bakışı yoktur. 

ILGAZ’IN ESERLERİNDE TOPLUMCULUK, ELEŞTİRİ VE MİZAH

Ilgaz’ın şiirlerindeki toplumcu bilinç ve duyarlılık ve mizah temelinde, keskin bir eleştirel tutum da karşımıza çıkar. Onun şiirleri, insanlara insanca yaşama imkanı tanımayan sosyal ve ekonomik düzenin de şiirsel/sanatsal bir eleştirisidir. Ilgaz’ın şiirsel ve mizahi eleştirileri, toplumsal yaşamda karşılaştığımız çelişkilerden, adaletsizliklerden, haksızlıklardan kaynaklanır. Yapıcı ve yaratıcı eleştiri ve değerlendirmeleri, yalnızca günlük sıkıntılarla/sorunlarla bağıntılı olmayıp, ayın zamanda belli bir gelecek düşüncesi ve özlemiyle de ilişkilidir. 

Ilgaz’ın şiirleri ve diğer edebiyat eserleri, yaşamındaki büyük sıkıntılara ve sorunlara karşı bir başkaldırının ifadesi olarak değerlendirilebilir. Ancak o, gerek birey olarak kendisinin gerekse toplumun yaşadığı sıkıntıları ve sorunları anlatırken, toplumcu yaklaşımını daima belli bir mizah temeline dayandırmıştır. Yaşadığı çağın sorunları bağlamında insan gerçeğini, toplumcu bir bakış açısı ve mizahi bir yaklaşımla ele alan Ilgaz’ın eserlerinde ve özellikle şiirlerinde dikkati çeken bazı özellikler şunlardır: Yalın ama derin bir söyleyiş, insan ve toplum sorunlarından söz etmekle birlikte geleceğe umutla bakan bir yaklaşım ve bunlara bağlı olarak da yaşama sevinci ve insan sevgisi. “Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde” biçimindeki dizeleri, Ilgaz’ın sanatçı kimliğini oluşturan yönlerin şiirsel bir özeti gibidir. 

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Temmuz 2016 11:54
www.evrensel.net