Cerattepe’de bilirkişi sorunu

Cerattepe’de bilirkişi sorunu

Ne yazık ki rapor bilimsellikten uzak, hiçbir analize dayanmayan, Bakanlığın ÇED olumlu kararını olumlama raporuna dönüşen bir rapor olmuştur.

Bedrettin KALIN*

Artvin Cerattepe bölgesinde yapılması düşünülen madencilik projesi ile ilgili olarak uzun bir süredir beklenmekte olan bilirkişi raporu mahkemeye sunuldu ve taraflara gönderildi. Bilindiği üzere hukuka ve adalete aykırı 2009/7 Genelgesine dayanılarak hazırlanan ve iptal edilen ÇED Raporunun eksikliklerinin giderildiği söylenen ikinci ÇED davamızla ilgili 2016 yılı Mart ayında Cerattepe’de keşif yapılmıştı.

Ne yazık ki beklenen bu rapor bilimsel nitelikten uzak, hiçbir analize dayanmayan, bilimsel metotlara başvurulmadan hazırlanan, Bakanlığın ÇED olumlu kararını olumlama raporuna dönüşen bir rapor olmuştur.

BİLİM DIŞI RAPOR

Raporda önemli bir bilim dışı değerlendirme ormanla-ağaçların karıştırılmasıdır. Bir orman ekosisteminin değeri ağaç sayısı ile belirlenemeyeceği gibi, şu kadar sayıda ağaç kesilecek öyleyse zarar olmayacak sözü de o denli bilimsel gerçeklerden uzaktır. Bir maden işletmesinin orman ekosistemlerine etkisi, kesilecek ağaç sayısı ya da zarar görebilecek alanın küçük olmasına indirgenemez. Bu anlamda bu rapor, bir orman fakültesi öğrencisinin bile bildiği gerçeklerin, bazı hocalar tarafından bilinmediğinin ya da bilinse de söylenemediğinin bir göstergesi olmuştur.

Ormanlar özellikle de Cerattepe ve Genya’nın Doğal Yaşlı Ormanları, yalnızca ağaçların rastgele bir araya geldiği bir ağaç topluluğu değildir. Maden şirketinin ÇED raporunda bile bazı sakıncalar ve zararlardan söz edilirken bir orman fakültesi hocasının madenciliğin ormana zarar vermeyeceğini söyleyebiliyor olması bilim  adına üzüntü vericidir.

Raporda, dava konusu madencilik faaliyetinin olası etkilerine karşı alınacak önlemler konusunda ne yazık ki tamamen yatırımcıların beyanları yani tartışmalı ÇED bilgileri esas alınmıştır. Oysa bu raporun konusu zaten ÇED’in değerlendirilmesi ile ilgilidir. Üstelik çok daha önemlisi, bu etkiler tek tek ele alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır ancak değerlendirme yapılamadan sadece tespitlerde bulunulmuştur. Oysa her ekosistem için olduğu gibi orman ekosistemlerine olan etkiler için de tümleşik olarak  değerlendirme yapılmalıdır. Bu raporu yazan ekip, anlaşılmıştır ki zaten tümleşik yani kümülatif etkilerini değerlendirme yetkinliğine  sahip değildir.

Teleferik hattının maden ruhsat sahası dışında olduğunu herkes bildiği halde, Bilirkişi Heyeti bu raporu adeta sadece teleferik üzerine oturtmuş ve dikkatleri böylece asıl konu olan maden sahasının dışına çekmeye çalışmıştır. Esasen teleferik hattı ile 365 gün ve 24 saat sürekli çalışılmasına rağmen taşınacak rezerv 292.000.ton olarak hesaplanmış olmasına ve bu durumda 500.000 ton rezervin teleferikle taşınmasının mümkün olmadığı tespit edilmesine rağmen taşıma sorununun önceki ÇED’den farklı olarak çözüldüğü söylenebilmiştir.

61 sayfalık bu raporda yazılı olanların yarısından fazlası ÇED’den aynen alıntı, diğer bölüm ise ağırlıklı olarak ÇED raporunu aklamak için parayla yaptırılan raporlardan aynen alıntı şeklindedir. Hatta bu garabet o kadar ileri götürülmüş ki, bilirkişi raporunun bir bölümünde yazılanlar, başka bölümünde aynen tekrarlanabilmiştir. Düşünsenize, bir bilirkişi raporunda iki şekil bile alt yazıları ile aynen 5 sayfa sonra yeniden kullanılabilmiştir. Endemik Siklamenleri “buradan alıp biraz yukarı ekerseniz sorun çözülür” diyebilen bilirkişilere söylenecek bir şey yoktur.

ÇED raporu ve dolayısıyla şirketin “taahhüt” ettiği her konu bu rapora aktarılarak “ÇED’de taahhüt edilmektedir” sözüyle bitirilmektedir. Bu haliyle şirketin vadettikleri baştan yapılacak kabul edilmiştir. Herkesçe bilinen, ÇED ve tüm raporlarda değinilen kimi eksikliklere değinilmiş, ama hiçbir çözüm önerilememiştir. Yani bizim yıllardır söyleyegeldiğimiz eksiklikler, yine eksik olarak kalmıştır.  

Bilirkişiler kendilerine ait olmayan ve mahkemece sorulmayan sosyal konularda görüş sergilemekten kaçınmamış ve “kamuoyunun madenciliğe karsı olumsuz durmalarına da neden olmamak için ekosistemdeki tahribatın en aza indiren atık yönetim önlemleri alındığının net ve açık biçimde herkese gösterilmesi önemlidir” gibi bir önermede bulunarak davalı şirkete yol gösterip  taraf olmuşlardır.

‘KAPALI MADENCİLİK’ SAFSATASI

Raporda en dikkat çekici ve üzüntü verici olay ise; 22 yıl öncesinde karar verilen ve herkesin bildiği “kapalı madencilik” safsatası ile ilgilidir. Bu durum, maden şirketi ve ne yazık ki bu yanlış bilgiye inanan siyasi irade tarafından sürekli olarak yeni bir yöntemmiş gibi sunulan “açık işletme iptal, kapalı işletmeye geçilecek” sözünün, Bilirkişi Heyeti tarafından zarar verilmeme gerekçesi olarak kabul edilmiş olmasıdır. Raporun bir çok yerinde kapalı işletme olmasının zararı ortadan kaldıracağı gibi bilim dışı, zavallı ve sığınmacı bir tavır takınılmıştır. Yine ruhsat alanının 4406 hektar olmasına rağmen bu alanın sadece 22.2 hektar kısmında madencilik yapılacağı vurgusu özellikle yapılmış, açık işletme ile ilgili ayrıca bir başvuru olduğu anlatılmış olmasına rağmen bu yalana bilirkişiler alet olmuşlardır.

Sonuç olarak rapor, madencilik faaliyetini gerçek anlamda irdeleyerek olası sorunları ortaya koyamadığı gibi,  içerik fakirliği, cümle hataları ve yazım özensizliği nedeniyle  tam bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Defalarca okunarak 61 sayfalık raporda bir bilgi kırıntısı, bir adalet duygusu, uzmanlıklarına uygun bir bilimsel değerlendirme, içinde 25.000 kişinin de yaşamakta olduğu bir ekosistemin yok edilip edilmemesine ilişkin söylenenlerde insaf ve insanlık aranmış ancak bulunamamıştır. Esasen raporu yazanların bilgi düzeyi ve önyargıları hakkında kuşkuya yer vermeyecek bir rapor olmuştur.

Ne yazık ki bilimin, sadece azgın bir kar hırsı ile doğayı ve bütün yaşam alanlarını yağmalayanların kapısında kul edildiği bir yağma düzeninden geçiyoruz. Bu karanlık düzen elbet bir gün sona erecek bu raporları verenler, ders verdikleri gençlerin ve evlerindeki çocuklarının yüzlerine bakmaya utanacaklardır.

Cerattepe maden projesi 20 yıldır süren bir mücadele olup bu mücadele Artvin halkının birlik, beraberlik, kardeşlik, özveri, Artvin sevgisi ile yoğrulmuş ve böyle başarıya ulaşmış bir mücadeledir. Gücümüz ve inancımız hiçbir zaman azalmamış, son dönemde ise ülkemizin heryerindeki Artvinliler ve çevre dostlarının bu mücadeleye katkıları ile bütün ülkeye malolmuştur. Cerattepe mücadelesi ülkemizin dört bir yanında çevreye yönelik saldırılara karşı mücadele edenlere örnek olmuş, umut olmuştur. Bu mücadeleye saçmasapan bir bilirkişi raporu gölge düşüremeyecektir.

*Avukat

www.evrensel.net