Denizlerin idamına el kaldıran bir tarihiniz olursa…

Denizlerin idamına el kaldıran bir tarihiniz olursa…

Tarih tekerrürden ibaret değil elbette. Fakat 44 yıl arayla gerçekleşen iki Meclis Genel Kurulu şaşırtıcı biçimde birbirine benziyor.

Ercüment AKDENİZ

Dokunulmazlık teklifinde 2. tur oylamaları başlamak üzere...
CHP adına konuşan vekil AKP sıralarına seslenerek Deniz Gezmişleri örnek gösteriyor ve ülke tarihinde karanlığa direnen kimi simge isimleri sıralıyor.
Sataşma gerekçesiyle söz alan AKP sözcüsü CHP’li hatibe cevap vermekte gecikmiyor. Ona, 1972 yılında Denizlerin idamına imza veren CHP’li vekilleri hatırlatıyor! Karşıdan ciddi bir tepki yok. Manzara gerçekten içler acısı...

O LİSTE…

Peki, 1972 Mart’ında Büyük Millet Meclisi’nde nasıl bir tablo vardı?
Meclis, 11 Mart 1972’de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için toplanmıştı. AP sıralarından “üçe üç” (Adnan Menderes’lerin idamlarına karşılık) sesleri yükselirken Demirel en ön safta yerini almıştı. “Kabul” anlamına gelen eli yukarı kalkarken, Demirel’in gözleri kendi grubunun üzerinde dolaşıyordu. İdam için havaya kalkan eller yeter sayıyı veriyor ve “zafer” Demirel’in yüzünde bir tebessüme dönüşüyordu.
Yeter sayı içinde AP çoğunluğunun yanı sıra 28 CHP’li vekilin de adı vardı. O gün Denizlerin idam fermanına el kaldıran CHP’li vekillerin isimleri şunlardı:
Fazıl Güleç - Adana
Melih Kemal Küçüktepepınar - Adana
Emir H. Postacı - Adana
Kemal Satır - Adana
İ. Sıtkı Hatipoğlu - Ankara
Hasan Ali Gülcan - Antalya
M. Nurettin Sandıkçıoğlu - Balıkesir
Hayrettin Hanağası - Elazığ
Şevket Asbuzoğlu – Eskişehir
Ali İhsan Göğüş - Antep
İ. Kayhan Naiboğlu - Giresun
Mustafa Kemal Çilesiz - Giresun
Necati Alp - Gümüşhane
Nurettin Özdemir - Gümüşhane
Hüsnü Özkan - Hatay
Turhan Özgüner - Mersin
İsmail Hakkı Arar - İstanbul
Şevket Adalan - İzmir
Burhanettin Asutay - İzmir
Osman Yeltekin - Kars
İrfan Baran - Konya
Ali Erbek - Kütahya
Mualla Akarca - Muğla
M. Nuri Domanoğlu – Niğde
Mustafa Boyar - Samsun
Cevat Küçük – Trabzon
Ali Rıza Uzuner - Trabzon
Ahmet Güner - Zonguldak

‘KİTLE PARTİSİNDE OLUR BÖYLE ŞEYLER’

Meclis Genel Kurulunda idamların oylanmasından 6 gün sonra yani 17 Mart 1972 günü Cumhuriyet Senatosu toplanarak (tabii çok rahatlamış olarak) bu kararı onadı. Yani idam sehpasına giden yola CHP’liler de destek atmıştı.
Denizlerin idamına hayır diyen, bunun için çırpınıp duran CHP’li vekiller de vardı elbette. Ama ok yaydan çıkmıştı bir kez ve bireysel çabalar, idam kararı üzerine aleyhte kalkan eller nihai kararı değiştirmeye yetmeyecekti.
Şimdi…
“Durup dururken idama el kaldıran CHP’li vekillerin isim listesini neden yayınlıyorsun be kardeşim?” diye soranlar olabilir.
- Çünkü o dönemde CHP gerekli iç hesaplaşmayı ve özeleştiriyi yapmadı,
- Çünkü herkes her yıl “üç fidan”ı anıyor fakat idama el kaldıran CHP’lileri kimse tanımıyor,
- Çünkü aradan 44 yıl geçtiği halde CHP Denizlerle ilgili kendi tarihiyle yüzleşme erdemini göstermedi, gösteremiyor.
Peki, tarihsel yüzleşmede iş bu 28 isimle biter mi? Bitmez!
- Bitmez çünkü CHP o dönemde grup kararı almak yerine milletvekillerini “serbest” bıraktı,
- Bitmez çünkü CHP’de idamların iptali için yapılan itirazlar yarı yolda bırakıldı.
Burada şöyle bir soru da pekâlâ akla gelebilir; “iyi de kardeşim bir sor bakalım; bu insanlar neden idama el kaldırmak durumunda kaldı?”
Cevabı tahmin etmek hiç zor değil;
“Denizler için anarşist, terörist dediler CHP’liler bu baskıya ne kadar dayanabilirdi ki? Hem Denizlerin bir ayağı da anarşinin içinde değil miydi?”
“Memleket milliyetçi çoğunluğa sahip iken idamlara tümden hayır demenin sandıktaki karşılığı ne olurdu?”
“O zamanki CHP homojen bir yapı değildi, kitle partisinde olur böyle şeyler” vs vs...

DÜN, BUGÜN VE TARİHSEL YÜZLEŞME

Gelelim bugüne…
20 Mayıs 2016’da toplanan Meclis Genel Kurul’unda dokunulmazlıklar 376 evet oyu ile kabul edildi. Oylama 1972’de yapılanın tersine gizli oy açık sayım ilkesine göre (her ne kadar AKP’liler bunu ayağa düşürse de) yapıldı. Bu yüzden kaç CHP’linin destek oyu verdiğini tam olarak bilmek mümkün değil, hele de isimleri bilmek hiç mümkün değil. En fazla bu konuda tahminler yapılabilir.
Hesaplamalar teklife destek veren CHP’lilerin 20’den az olmadığını gösteriyor.
Peki, esas olarak HDP’li vekilleri topun ağzına süren bu yasaya “bazı” CHP’liler neden evet oyu verdi? Siz de benim duyduklarımı duyar gibi misiniz? Zira dipten gelen fısıltılar neredeyse 1972’nin kopyası gibi;
“CHP işi referanduma götürse daha mı iyi olurdu sanki? Erdoğan’ın liderliğinde yapılacak bir seçimde CHP hezimete uğrardı!”
“CHP monolotik değil kitle partisi, kitle partisinde olur böyle şeyler…”
“Hem HDP de terörle, şiddetle arasına mesafe koymadı be kardeşim; İşi bu duruma biraz da o getirdi!”
“CHP, vekilleri kendi vicdanı ile baş başa bıraktı, “evet oyları” partiyi değil o oyu vereni bağlar” vs vs...

TARİH VE TEKERRÜR

Tarih tekerrürden ibaret değil elbette. Fakat 44 yıl arayla gerçekleşen iki Meclis Genel Kurulu şaşırtıcı biçimde birbirine benziyor.
Sonuçta Denizlerin idamına el kaldıran bir parti tarihiniz olur ve böylesi utanca sahip bir tarihle yüzleşme basiretiniz olmazsa; sizin için “dejavu” her daim yaşanabilecek bir mevzu olur.
11 Mart 1972 ile 20 Mayıs 2016 arasındaki benzerlik CHP için sanırım tam da böyle bir şey.
CHP’nin sürekli olarak bir “dejavu hali” yaşamaması için kanımca tez elden atması gereken somut iki adım var;
1- Denizlerin idamı için imza veren vekillerin listesini bir özür belgesi eşliğinde parti merkez binasına asmak ve o isimleri üyelikten (yaşamayanlar için fahri üyelikten) ihraç etmek! CHP”nin o dönemdeki ikircikli politikasını mahkûm eden bir yazıyı da ihraç kararının yanına eklemek,
2- Bugün HDP’nin meclis dışına atılmasını ve HDP’lilerin cezaevine gönderilmesini oylarıyla destekleyen CHP’li vekillerin tutumunu mahkum etmek. Genel merkezin karar altına aldığı ve genel başkanın ilan ettiği “anayasaya aykırı da olsa evet oyu vereceğiz” utancıyla yüzleşmeyi başka bir tarihe bırakmamak.
Yok, aksi halde “biz bildiğimiz gibi yapmaya devam edeceğiz” dedikleri müddetçe; ne CHP iflah olacak ne de CHP’liler “milliyetçilik” ve “devletçilik” prangalarından ayağını kurtarıp, yüzünü demokrasi cephesine dönmeye fırsat bulabilecektir.

www.evrensel.net
ETİKETLER Ercüment Akdeniz