Modern kölelik dönemi başlıyor

Modern kölelik dönemi başlıyor

Özel istihdam bürolarının heyecanla beklediği kiralık işçi yasası Meclisten geçti. Onur Bakır kiralık işçilik yasasıyla ‘ne olacağını’ yazdı

Onur BAKIR

Ucuza ve güvencesiz işçi çalıştırmak isteyen patronların ve işçilerin sırtından büyük kârlar elde etmek isteyen özel istihdam bürolarının heyecanla beklediği kiralık işçi yasası Meclisten geçti. Artık patronlar, kendileri işçi istihdam etmek yerine, özel istihdam büroları üzerinden işçi kiralayabilecek. Milyonlarca işçi en temel işçi haklarından yoksun bir biçimde çalıştırılabilecek. Patronların ve özel istihdam bürolarının yüzü gülecek; işçilerin payına ise güvencesizlik, düşük ücret ve yoğun sömürü düşecek…

AKP’NİN SÖZÜ SERMAYENİN DÜŞÜ

AKP, 2002 yılında iktidara geldiğinde sermayeye bu sözü vermiş; 2003 yılında yeni İş Yasasında kiralık işçiliğin geçmesi için yoğun çaba sarf etmişti. Ancak sermayeye hizmet konusunda henüz çıraklık döneminde olan AKP yoğun tepki karşısında geri adım atmış, özel istihdam bürolarının kurulmasına olanak sağlayan bir düzenleme ile yetinmek zorunda kalmıştı. Böylece işe aracılık hizmetlerinde devlet tekeli kaldırılmış, özel istihdam bürolarının önü açılmıştı. Artık İş-Kur’un yanı sıra özel istihdam büroları da işçi arayan işveren ile iş arayan işçi arasında işe aracılık hizmeti verebilecekti. Ancak bürolar, işverenlere işçi kiralayamayacak ancak aracılık yapabilecekti. 

YASA MECLİSTEN KOLAYCA GEÇTİ

İktidara geldiği günden beri “kiralık işçilik” konusunda ısrarını ortaya koyan, daha önce Meclisten geçirdiği kiralık işçilik yasası dönemin Cumhurbaşkanı Gül’e takılan AKP hükümeti, patronlara ve işçi simsarlarına verdiği sözü tuttu. Gecikmeli de olsa büroların işverenlere işçi kiralamasına olanak sağlayan yasayı Meclisteki çoğunluğuna dayanarak Meclisten geçirdi. Hak-İş’in tümüyle sessiz kaldığı, Türk-İş’in imza kampanyası ile yetindiği, kiralık işçiliğe en net karşı çıkan DİSK’in ise sınırlı sayıda basın açıklaması ve eylem yapmanın ötesine geçemediği koşullarda, AKP’nin kiralık işçiliği yasalaştırması pek de zor olmadı. Yasada “geçici iş ilişkisi” ve “geçici işçi” kavramları kullanılıyor. Ancak işin aslı kiralık işçilik…

İŞÇİ SAĞ(LA)MA SİSTEMİ!

Kiralık işçilik mekanizması özetle şu şekilde işleyecek: İşçiler, özel istihdam bürolarına kaydolacak. İşveren ve bürolar arasında “işçi sağlama sözleşmesi” (işçi sağma diye de okunabilir!) yapılacak. Ardından bürolar, işçileri, belli bir süreliğine işverene kiralayacak. İşçi, kiralandığı işverenin işyerinde, işverenin istediği işleri yapacak, ancak büronun işçisi olacak. İşveren büroya “hizmet bedeli” ödeyecek; büro bu hizmet bedelinden kendi komisyonunu cebine indirip, işçiye ücretini ödeyecek ve işçinin sigorta primlerini yatıracak. Kiralama dönemi sona erdiğinde işçi, büroya geri dönecek. İşçi, büro tarafından başka bir işverene kiralanmayı bekleyecek. 

BÜROLAR İÇİN SÖMÜRÜ ALTERNATİFLERİ

Kiralık işçilik yasası, bürolara ve işverenlere işçileri dilediklerince sömürmek için farklı alternatifler sunuyor. Örneğin bürolar isterlerse işçilerle üst üste belirli süreli sözleşmeler yapıp, işçilerin iş güvencesi, kıdem ve ihbar tazminatı haklarını ortadan kaldırabilecek. İşçi 20 yıl boyunca bu şekilde çalıştırılsa bile, bu sürenin sonunda büro işçi ile yeni sözleşme yapmadığında işçi hiçbir hak talep edemeyecek. Bürolar isterlerse işçilerle belirsiz süreli sözleşme yapıp, işçileri istedikleri zaman da kiralayabilecek. Yani büro işçiyle süresiz bir sözleşme yapacak, ancak işçiyi sürekli olarak çalıştırma (kiralama) ve ücret ödeme zorunluluğu olmayacak. Çünkü yasaya göre, bürolar işçilere sadece işçileri kiraladıkları süre için ücret ödemek ve işçilerin sigorta primlerini yatırmak zorunda olacak. İşçi, ancak ve ancak, 3 ay boyunca kiralanmadığı takdirde, tazminatı alarak işten ayrılabilecek. Yani bürolar belirsiz süreli (süresiz) sözleşmelerle işçinin ayağına prangayı takabilecek. İşçinin bu prangadan kurtulabilmesi için en az 3 ay boyunca kiralanmamış olması gerekecek. Daha önce ayrılmak isterse işçi ne kıdem tazminatı alabilecek ne de ihbar tazminatı. Üstüne bir de işverene kendisi ihbar tazminatı ödemek ve ceza niteliğinde belli bir ödeme yapmak zorunda kalacak. 

İŞÇİLİK HAKLARI YOK EDİLECEK

Kiralık işçilerin yıllık izne hak kazanması çok zor olacağı gibi fiilen bu haklarını kullanmaları da olanaklı olmayacak. İşçi, aynı büroda bir yılını doldursa bile, hiçbir işveren yıllık izne hak kazanmış işçiyi kiralamak istemeyecek. Benzer biçimde birçok işçilik hakkı fiilen ortadan kalkacak; kiralık işçiler, patronların ve büroların insafına terk edilecek. İşçiler, hem işçisi oldukları büroyu hem kiralandıkları işvereni memnun etmek zorunda olacak. Örneğin işçi fazla mesai yapıp mesaisi ödenmediğinde sesini çıkarırsa hem mevcut işini kaybedebilecek, hem de büro tarafından bir daha kiralanmayabilecek. Hakkını arayan kiralık işçi, kara listeye alınacak; bir daha hiçbir büroda iş bulamayacak. Kiralık işçiler, daimi kadroya geçme umuduyla, kiralandıkları işyerinde canla başla çalışmak, yoğun ve ağır çalışma koşullarını ve sömürüyü kabullenmek zorunda olacak. Kağıt üzerinde sendikaya üye olma hakkı olacak ama bu koşullardaki kiralık işçilerin sendikaya üye olmaya cüret etmesi olanaklı gözükmüyor. Kaldı ki, sendikaya üye olsa bile toplu sözleşme yapılması fiilen neredeyse olanaksız gibi. Sözün özü sendikal haklar da rafa kalkacak. 

EŞİT ÜCRET KURALI OLMAYACAK

İş hukukunun işçiyi koruma ilkesinin köküne kibrit suyu ekilecek. Bürolar ister belirsiz süreli ister belirli süreli sözleşmelerle işçilerin en temel haklarını ortadan kaldırabilecek. Bu yetmezmiş gibi, kiralık işçiler, kiralandıkları işyerlerindeki işçilerle eşit haklara da sahip olmayacak. Aslında yasa tasarı aşamasında iken “eşit ücret” koşulu vardı. Yani bürolar, işçilere, kiralandığı işyerlerindeki emsal işçinin ücret ve haklarını ödemek zorunda olacaktı. Ancak sermaye örgütleri ve özel istihdam büroları, yasanın Meclis mesaisi sırasında yaptıkları lobi faaliyeti ile bu kuralı tasarıdan çıkartmayı başardı. Böylece özel istihdam büroları, kiralık işçileri asgari ücrete mahkûm edebilecek. Aynı işyerinde aynı işi yapsalar da kiralık işçiler, işverenin kendi işçilerinden çok daha düşük ücret alabilecek. 

TAŞERONU BİLE ARATACAK

Taşeronlukta, taşeron şirketler değişse bile işçi aynı işyerinde çalışmaya devam edebiliyor, örgütlenme hakkını kısmen de olsa kullanabiliyor, temel işçilik haklarından zor da olsa yararlanabiliyordu. Taşeron işçi, en kötüsü, dava açıp kıdem ve ihbar tazminatı gibi haklarını alabiliyordu. Ancak kiralık işçilikte, işçinin çalıştığı işyeri sürekli olarak değişecek, işçi sendikal haklarını kullanamayacak ve temel işçilik haklarından yararlanamayacak. Süreklilik arz eden bir çalışma biçimi olmayacak. İşçi düzenli olarak ücret alamayacak, işçinin sigorta primleri düzenli yatmayacak. İşçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı için dava açsa da kâr etmeyecek! Sözün özü, taşeronu bile aratabilecek bir modern kölelik düzeni ile karşı karşıyayız…

EMEKLİLİK HAYAL, SOSYAL GÜVENCE YOK

Kiralık işçilerin sigorta primleri, sadece çalıştırıldıkları (kiralandıkları) süre için yatacak. Yani sigorta primleri düzenli ödenmeyecek. Böylece kiralık işçiler için emeklilik hayal olacak. Öte yandan bu geçici çalışma ve geçici prim sistemi nedeniyle, kiralık işçiler sosyal güvenlik haklarından da yararlanamayacak. Sağlık hizmeti alabilmek için kendi cebinden prim ödemek zorunda kalacak. Yasadaki koşulları sağlayamayacakları için işsizlik ödeneği, iş göremezlik ödeneği, analık ödeneği, maluliyet aylığı alamayacak. İş güvencesinden yoksun olarak çalıştırılacak olan kiralık işçiler, sosyal güvenceden de mahrum kalacak. 

AKP’NİN SUİİSTİMAL İTİRAFI

Bu yeni kölelik sisteminin, istismara ne kadar açık olduğunu aslında AKP de kabul ediyor. Şöyle ki, yasa, kamu kurum ve kuruluşlarında kiralık işçi çalıştırılmasına izin vermiyor. Yasanın gerekçesinde kamu sektöründe kiralık işçiliğin suiistimale açık olması nedeniyle, bu yasağa yer verildiği belirtiliyor. Yani AKP Hükümeti, kamuya tanımaktan çekindiği bir yetkiyi kâr etmek dışında hiçbir amacı olmayan özel sektöre vermekten çekinmiyor. Akıl alır gibi değil! Devlet kiralık işçiliği istismar eder de özel sektör etmez mi hiç? Aslında bu sorunun yanıtını AKP de biliyor. Ancak taşeron örneğinde olduğu gibi ihale kendine kalmasın diye topu taca atıyor. 

MADENDE TEHLİKELİ, İNŞAATTA DEĞİL Mİ?

Öte yandan yasaya göre yeraltı maden işletmelerinde de kiralık işçi çalıştırılmayacak. Gerekçesi ise madenlerin işçi sağlığı ve iş güvenliği yönünden tehlikeli olması. AKP’den bir itiraf daha! Madem bu nedenle, madenlerde kiralık işçiliğe izin verilmiyor; sağlık ve güvenlik yönünden en az madenler kadar tehlikeli olan diğer sektörlerde, örneğin inşaatta, havayolu taşımacılığında, itfaiye hizmetlerinde neden izin veriliyor? Taşeronlaştırmanın ve güvencesiz istihdamın yol açtığı iş cinayetlerinin görülmesi için her sektörde bir Soma faciası yaşanması mı gerekiyor? 

SAYIN BAKAN KENDİ RAPORUNU OKUSUN! 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, “kiralık işçilik” ve “modern kölelik” denilmesine bozuluyor. Oysa bizzat kendi bakanlığının yayınladığı rapora göre, durum tam da böyle. Bu raporda yer alan dünya örnekleri, kiralık işçilerin iş güvencesinin olmadığını, ilk işten çıkarılanların kiralık işçiler olduğunu gözler önüne seriyor. Yine aynı rapora göre, kiralık işçiler, diğer işçilere göre ortalama yüzde 30-40 daha az ücret alıyor, daha kötü çalışma koşullarında çalışıyor ve daha çok iş kazası geçiriyor. Kiralık işçiler, bu tür bir çalışma sisteminden hiç de memnun değil. “Modern kölelik” dediğimizde bize inanmayan Bakan Soylu, açsın kendi Bakanlığının raporunu okusun. Az bile söylediğimizi kendi gözleriyle görsün! 

TÜM İŞÇİLERİN SORUNU

Kiralık işçilik, yalnızca kiralık işçi olarak çalıştırılacak işçilerin değil tüm işçilerin ve emekçilerin ortak sorunu. Her şeyden önce, artık herkes birer kiralık işçi adayı. Yasa, işverenlere kendi işçilerini işten atıp 6 ay bekledikten sonra özel istihdam büroları üzerinden kiralamalarına olanak tanıyor. Yarın işverenlerin kendi paravan bürolarını kurup, kendi işçilerini işten atıp, sonra bu bürolardan daha düşük ücret ve haklarla kiralaması sürpriz olmayacak. Öte yandan kiralık işçilik tüm işyerlerini bir kanser gibi sardığında, daimi işçi olarak çalıştırılan işçiler her an işten atılma korkusunu yaşayacakları gibi, yanı başlarında asgari ücrete talim eden kiralık işçiler olduğu sürece daha iyi hak ve ücretler de talep etmekte çok daha fazla zorlanacak. İşçilerin kırk bin parçaya bölündüğü koşullarda sendikal örgütlülük ve mücadele daha da zayıflayacak. Sözün özü, kiralık işçilik herkesi vuracak! 

YENİ SALDIRILAR DA YOLDA

Kiralık işçilik Meclisten geçti. Peşinden “taşerona kadro müjdesi” adı altında, kamudaki taşeron işçilerin kamuya “özel sözleşmeli personel” adı altında alınmasını düzenleyen yasa gelecek. Bu yasanın kapsamına giremeyecek olan yüz binlerce taşeron işçi, kamuya alınmayacakları gibi mevcut işlerinden de olacak. Kamuya alınacak işçiler ise ne işçi ne memur olacak. “Özel sözleşmeli personel” adı altında 3 yıllık sözleşmelerle iş güvencesinden ve işçilik/memurluk haklarından yoksun biçimde çalıştırılacak. Kamuda taşeronu aratmayacak yeni bir güvencesiz istihdam biçimine geçilecek. Öte yandan kıdem tazminatı hakkının yok edilmesi, güvencesiz ve esnek istihdam biçimlerinin yaygınlaştırılması, memurluk güvencesinin kaldırılması de Hükümetin kısa vadeli hedefleri arasında…

EN GENİŞ EMEK CEPHESİ…

Sermaye dostu, emek düşmanı AKP Hükümeti, sermaye sınıfının, patron örgütlerinin de desteğiyle Türkiye’de işçilere ve emekçilere en ağır saldırı hamlesini başlatmış durumda. Bu ağır saldırıya emekçilerin en geniş cephesini oluşturarak karşı durabiliriz. Aksi takdirde, modern köleliğe giden yolun taşları teker teker döşenecek. Ya bölüne bölüne köleleştirileceğiz; ya birleşe birleşe kazanacağız...

www.evrensel.net