08 Mayıs 2016 07:06

Duvarlara can veren yosunlar

Bu yosunlar anarşist yosunlar. Griliğe başkaldırıyor. Duvarlara yosundan yapılan graffitiler sanatçılar arasında heyecan uyandırıyor.

Duvarlara can veren yosunlar

Paylaş

Başak ŞAHİNDOĞAN

İnsanlar ilk çağlardan beri duvarları bir iletişim aracı olarak gördü. Modernleşen hayatla birlikte mağara duvarlarına yapılan resimlerin yerini yazılar ve graffitiler alsa da bu alışkanlık hiç değişmedi. Günümüzde artık bir sanat dalı olarak görülen bu resimler zaman içerisinde protest bir dil de geliştirerek geleneksel ve endüstriyel sanat anlayışına karşı bir duruşla sokaklardaki yerini aldı. Duvarlar sokakların ve mekanların en işlevsel unsurları olduğundan insanlar onlara ayrı bir rol biçerek yaşamın içine dâhil etti. Hal böyle olunca graffiti sayesinde duvarlar yüksek sesle konuşan, mesajını korkusuzca ileten birer araca dönüştü.

YEŞEREN GRAFFİTİLER

Bugüne kadar şehirlerin duvarlarında yazılar, resimler ve posterlerle hazırlanmış çeşit çeşit graffitiler gördük. Şimdilerde ise bu sanata yeni bir akım daha eklendi, “Yosun Graffiti”.

“Eko graffiti” ya da “Yeşil graffiti” olarak da isimlendirilen bu yeni akım zaten anarşist bir sanat olan graffitiye doğanın direnişini de dahil ederek yeni bir soluk getirdi. Aslında yosun graffitinin amacıyla, uygulama şekilleriyle, konsepti ve seçtiği mekanlarla klasik graffitiden bir farkı yok. Ama bu sefer sanatçının malzemesi sprey boyalar ya da rötuş kalemleri değil, yosun.
Aslında benim gibi pek çok sokak sanatı meraklısının favorisi olsa da graffiti sanatında kullanılan sprey boyalar ve kalemler içerdikleri toksik kimyasallar nedeniyle başta kullanan sanatçılar olmak üzere çevre için oldukça zararlı maddeler içeriyor. Yosun ise tam tersi zararsız ve hatta yararlı. Yani giderek renksizleşen şehirlerimizin gri duvarlarını bir sanat çalışması ya da isyan içeren bir slogan şeklinde yeşillendirmek, hem faydalı, hem kolay, hem de çok dikkat çekici.
Bu akım ilk olarak Anna Garforth isimli İngiliz graffiti sanatçısının çalışmalarında yeni bir malzeme arayışına girmesiyle ortaya çıkmış. Malzeme olarak yosunu seçen Garforth, İngiltere’nin çeşitli yerlerinde ve özellikle de taş binaların dış duvarlarını tuval olarak kullanarak çalışmalar yapmış. Bugün ise anavatanı olan İngiltere’de “Moss Graffiti” olarak adlandırılan yosun graffiti ülkenin sınırlarını aşarak Türkiye dahil dünyanın pek çok ülkesinde sanatçılar tarafından kullanılıyor.

KİM DEMİŞ YEŞİL SADECE TOPRAKTA OLUR DİYE?

Dünya üzerindeki mevcut neoliberal politikalar ve devletlerin doğaya karşı yok edici tutumu birçok insanı olduğu gibi sanatçıları da gitgide doğaya karşı duyarlı bir hale getiriyor. Her gün plansız kentleşme uğruna talan edilen ormanlar, halkların değil büyük sanayi kuruluşlarının enerji ihtiyacını karşılamak için açılan santrallerle yok edilen canlılar ve doğal yaşam, yeraltındaki madenler sistemin işleyişine katkı sağlasın diye gözden çıkarılan yerüstü kaynakları ve bu kapitalist sistem karşısında hiçe sayılan koca bir ekosistem…
Tüm bu yapılan talanlar insansızlaştırılan toprakları o da beraberinde gri şehirlere sıkıştırılan insan yaşamlarını getiriyor. Şehirlerde ise durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Giderek doğayı adeta yutarak büyüyüp çirkinleşen kent coğrafyası insanı da tek tipleştirerek o duvarlar arasında nefessiz bırakıyor. İşte böylece insan bastırılmış, yok edilmiş, susturulmuş, lanetlenmiş, ötekileştirilmiş her şeyini oralara yazıp çizerek duvarları yıkıp geçmek istiyor.  Duvarlar gerek tüm bunları yansıtması gerekse yaşananları kitlelere ve geleceğe aktarması sebebiyle tüm halk gibi sanatçılar için de eşsiz bir tuvale dönüşüyor.  Bu nedenle de yosundan yapılan bu graffitiler tüm bu yaşananlara tepki duyan sanatçılar arasında heyecanla yayılıyor.
Görünen o ki düzene, yıkımlara, yok edilişlere ve griliğe başkaldıran anarşist yosunlar, bu sanatçılar sayesinde sokaklarımızı kelimenin tam anlamıyla yaşayan, nefes alan ve yaşam alanlarına çevirmeye devam edecek.
Ama unutmayalım ki duvarlar hepimizin… Çocukluğumuzda yaptığımız kumdan kalelerden beri aslında hepimiz birer sokak sanatçısıyız. Sanatın sokaklara can verdiğine inanan, doğaya ve yaşam hakkına sahip çıkan, söyleyecek sözü, yapacak resmi olan herkes bunları kolaylıkla yosun graffitinin renkli diliyle sokaklara yansıtabilir.

YOSUN GRAFFİTİ NASIL HAZIRLANIR?

Sıra geldi karışımımızı hazırlamak için gerekli olan malzemelere:
* 3 avuç kara yosunu (Duvar, taş ve ağaç yüzeylerinden toplayabilir ya da bitki satan mağazalardan satın alabiliriz. En iyi sonucu beton ve duvar gibi rutubetli yerlerdeki yosunlardan alırız.)
* 2 su bardağı ılık su
* 2 su bardağı yağlı süt ya da ayran
* 2 yemek kaşığı su tutma jeli (bitki satan mağazalarda bulunabilen bu malzeme yerine 1 yemek kaşığı şeker ya da mısır şurubu kullanabiliriz)
* Tebeşir  
* Fırça ve spey başlıklı şişe
* Mikser
Şimdi uygulamaya başlayabiliriz. Öncelikle yıkayıp kum ve topraktan temizlediğimiz yosunları parçalayarak miksere koyuyor, sonra da diğer malzemeleri ilave ederek birkaç dakika yağlı boyaya benzer bir kıvam elde edene kadar karıştırıyoruz.  Duvardan akmaması ve yosunların bir arada kalması için çok sıvı olmamasına dikkat etmeliyiz.
Ardından tebeşir ile tasarımımızı duvarımıza çiziyoruz. Daha sonra karışımımızı net bir görüntü istiyorsak fırça, daha seyrek ve silik bir görüntü istiyorsak sprey başlıklı şişeyle duvara sürüyoruz. Böylece çalışmamız tamamlanmış oluyor. İlk başlarda pek bir şeye benzemese de zaman içerisinde yosunlar büyüyüp yeşerdikçe desenimizde ortaya çıkacak. Tamamladığımız graffitimizi ilk bir hafta boyunca iki günde bir sonrasında da hafta bir defa sulamamız yeterli olacaktır.
Artan malzememizi buzdolabında saklayarak rötuş ya da yeni graffitiler için kullanabiliriz.
Graffitimizi çıkarmamız gerekirse de yine sprey başlıklı şişeyle üzerine limon suyu sıkarak kolayca çıkarabiliriz.
Son olarak eğer graffitimizin yeşermesi yer ya da iklim nedeniyle gecikirse pes etmeden sulamaya devam etmeliyiz. Zafer sonunda mutlaka bizim olacaktır.
Elbette bu özgür tavırdan hoşlanmayan ve hatta vandalca bulanlar da olacaktır. Siz onlara aldırmayın ve unutmayın doğa bizim en büyük sığınağımız, duvarlar ise en özgür yazı defterlerimizdir.

NASIL ‘YOSUN GRAFFİTİ’Cİ OLUNUR?

İşe ilk önce graffitiyi yapacağımız mekanı seçerek başlamalıyız. Her ne kadar sokaklar kadar özgür olsak da ilk deneme için nemi muhafaza edebilecek ve yosunların kolayca tutunarak büyüyeceği tuğla ya da taş bir duvar seçmemizde fayda var. Hatta duvarımız ne kadar eski, çatlak ve sıvasız olursa işimiz o kadar kolaylaşacaktır.

Sonra ne yapacağımıza karar vermeliyiz. Madem ki anarşist bir sanatı ekolojik bir biçimde icra etmeye soyunduk o halde katledilen doğanın, yok edilen yaşam alanlarının dili olmak iyi bir fikir olabilir.

ÖNCEKİ HABER

‘Mesleğe’ 10 senesini veren hırsız: Çocuk okutanlar var

SONRAKİ HABER

Twitter’da her 30 saniyede bir 'kadın tacizi vakası' görülüyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa