Gazeteci Arzu Demir hakkında 2 dava 3 soruşturma açıldı

Gazeteci Arzu Demir hakkında 2 dava 3 soruşturma açıldı

Gazeteci Arzu Demir’e toplatılan kitabı 'Dağın Kadın Hali' ve HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ'la yaptığı röportaj nedeniyle dava açıldı.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Gazeteci Arzu Demir’e toplatılan kitabı “Dağın Kadın Hali” ve HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’la yaptığı röportaj nedeniyle “Örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle dava açıldı. ETHA Editörü Demir’e, toplatma kararı olan “Devrimin Rojava Hali” kitabı nedeniyle de soruşturma açıldı.

Demir, “Örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle hakkında açılan dava ve soruşturmalarla ilgili geçtiğimiz günlerde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde Cumhuriyet Savcılığı’na ifade verdi. Demir’in gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hakkında açılan iki dava üç de soruşturma bulunuyor.

Son 1 ayda üst üste açılan dava ve soruşturmalara dair gazetemize konuşan Demir, “Soruşturmaların hepsinin toplamı gazetecilik faaliyetiyle ilgili. Bu dönem hakikat ve yalanın savaşı aynı zamanda. Saray iktidarı, saray medyası üzerinden bir gerçek kurmaya çalışıyor. Gazetecilik faaliyetini yapmaya çalışan sosyalist, muhalif gazeteciler ise bunun karşısında hayatın gerçekliğini göstermeye çalışıyor” dedi.

‘BU SAVAŞ AYNI ZAMANDA SÖZÜN DE SAVAŞI’

“Devrimin Rojava Hali” kitabına toplatma kararı gelmeden önce JÖH ve PÖH’ün sosyal medya hesaplarında hedef gösterildiğini belirten Demir, birkaç gün süren sosyal medya kampanyasının ardından kitap hakkında toplatma kararı verildiğini, 1 gün sonra da soruşturma açıldığını aktardı. Kitabının gazetecilik kurallarıyla yazıldığını ve içeriğinde röportaj, izlenim, fotoğraf, yorum gibi unsurları barındırdığını ifade eden Demir, “Ben ne dersem diyeyim o savcı, o davayı açacak. Dağın Kadın Hali’nde daha ifadeye gitmeden dava açılmıştı. İfade için savcılığa gittiğimde Savcı poliste ifade vereceksin demişti, ben kabul etmeyince de ifadem alınmaksızın hakkımda dava açıldı” dedi.

Gazetecilere yönelik artan baskıya dair değerlendirmelerde bulunan Demir, “Medya üzerindeki baskıyı hakikat dediğimiz şeyin okurla, halkla buluşmasını engellemeye dönük bir uygulama olarak görüyorum. Çünkü savaş, silahların yanı sıra sözle de yapılıyor, sözün de savaşı bu. Saray, karşısında hiçbir şey görmek istemiyor. Bir işi kurallarıyla yapmaya çalışan kim varsa bunun karşısında bir yerde konumlanıyor” diye konuştu.

‘GAZETECİLİK YAPMA ZEMİNİ ORTADAN KALDIRILIYOR’

Savaş politikalarının medya üzerindeki bakıyı arttırdığını belirten Demir, “Gazetecilik yapma zeminini ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Savaş dönemi değişmezse muhtemelen bu soruşturmalar ve davalar hapis cezasına dönüşecek. Dolayısıyla bu olanları ‘Gazetecilik yapma’ mesajı gibi algılıyorum” dedi.

Demir, internet erişiminin engellenmesi ve kitapların toplatılması gibi uygulamaların iletişim çağında ‘anlamsız’ olduğunu ve yasakların ilgiyi arttırdığını da ifade etti.

1998 yılından bu yana gazetecilik yapan Demir, Suruç Katliamı ile ilgili bir belgesel ve Suruç’ta katledilen 33 devrimcinin hayat hikayesinin anlatıldığı bir kitap hazırlığı içerisinde olduğunu söyledi. Demir, “Tutuklanırsam da içeride yapacaklarımı belirlemiş durumdayım. Kafamda birkaç proje var ne yapacağımı netleştirdim” diye konuştu.

Gazetecilik yapma koşullarının ortadan kaldırıldığına dikkat çeken Demir, dayanışmayla çalışmanın önemine değinerek “Eskiden ana akım dediğimiz bir şey ve orada çalışan meslektaşlarımız vardı. Meslek ilkelerine bağlı çalışıyorlardı. Şimdi bir saray medyası var ve gazetecilik mesleğinin en temel kuralı olan 5N 1K’yı bile yerine getirmiyorlar. Dolayısıyla aslında sarayın karşısında durma çabası, gazeteciler bakımından mesleğe sahip çıkma çabası da aynı zamanda. Haber Nöbeti, aslında hem gazetecilik mesleğine sahip çıkma, hem de meslektaşlarımıza sahip çıkma eylemiydi. Saray, Kürdistan’da gazetecileri öldürmekle, batıda da hapsetmekle tehdit ediyor. Aynı sarayın zulmü ile karşı karşıyayız” diye konuştu.

Son Düzenlenme Tarihi: 08 Mayıs 2016 10:14
www.evrensel.net