Neden Leicester  City olamayız?

Neden Leicester City olamayız?

Pazartesi akşamı Tottenham’ın puan kaybetmesi üzerine, Premier Lig’de şampiyon Leicester City oldu. Kaan Kavuşan yazdı..

Kaan Kavuşan

Pazartesi akşamı Tottenham’ın puan kaybetmesi üzerine, Premier Lig’de şampiyon Leicester City oldu. Şüphesiz büyük bir şey bu; ligin gelir sıralamasında ancak 15 ile 18’inci sıraları arasında gidip gelen bir takım tüm dengeleri sarsarak tarih yazıyor. Kafa tuttukları devler onlardan katbekat fazlasını kazanıyor, katbekat fazlasını harcıyor, dolayısıyla da çok daha pahalı kadrolar kuruyor. Örneğin Manchester United son 3 sezonda 400 milyon avronun üstünde para harcarken, Leicester bu sürede -çok daha azını- 72 milyon harcıyor.

Şimdilik, başarı hikayesini sonraya bırakalım. Şu bilgiyi verelim; Leicester’ın kadro değeri, transfermarkt sitesine göre Fenerbahçe’den 25 milyon avro az. Takım, Beşiktaş’a yakın bir değere sahip, Galatasaray’ınsa yaklaşık 27 milyon avro kadar üstünde. Peki, sizce daha “pahalı kadrosu” olan Fenerbahçe’yi Premier Lig’e koysanız şampiyon olmayı geçiyorum, ilk 6’ya girer mi? Ya da Beşiktaş, Biliç’in West Ham’ı gibi büyüklerin korkulu rüyası olur mu? Galatasaray şu haliyle ve harcamasıyla ilk 10’a girebilir mi? 

HESAP VERME ZORUNLULUĞU

Leicester bu kulüplerimize şunu diyor aslında bu şampiyonlukla: “Premier Lig’de oynuyorum, sizden çok daha fazla para kazanma potansiyeline sahibim ama hiç sizin kadar har vurup harman savurmadım. Siz Van Persie’yi, Sneijder’i transfer ederken ben Le Havre adlı bir takımda 2. Lig’de oynayan bir oyuncuyu transfer ettim. O adam bu sene Premier Lig’in En Değerli Oyuncusu seçildi. 1.5 milyon avroya aldığım santrforum golleri sıraladı. Sizin gol makineleriniz 10 gol barajını zor geçti.”

Elbette amacım “yıldız oyuncu düşmanlığı” değil burada, aksine yıldızların sayısının çoğalması gerektiğini düşünenlerdenim. Ancak herkes ayağını yorganına göre uzatmak zorunda. Karşılığını bulmayan, çöpe atılan milyonların hesabını kim verecek bize? “Bize” diyorum çünkü o paranın bir kısmı formaya, eşofmana, tişörte, kaşkole, kombineye ve maalesef passolige verdiğimiz para. Bu ülkede kimsenin olmadığı gibi kulüplerimizin de hesap verme zorunluluğu yok. Bir kampanya ile yine bizden kapatırlar borçların öteleyemedikleri kısımlarını, merak etmeyin.

Eskiden takımlarımızın bir bahanesi vardı: “Yabancı sınırlaması yüzünden Avrupa ile rekabet edemiyoruz” derlerdi. Haklılardı da havuz dardı, “Onlar 11 yabancı ile sahaya çıkıyor”du, “Rekabet edemiyor”duk. Şimdi bu bahaneler de suya düştü. Yapmanız gereken doğru zamanda doğru yerde olmak.

YOL HARİTASI OLMAZSA...

Ancak bir daha soruyorum sizlere: Leicester gibi akıllı harcamalarla, Premier Lig şampiyonu olacak bir kadro kurabilirler mi bizim takımlarımız? Cevabı dört hece: Ku-ra-maz-lar. Scout ağı oluşturmadıkları, oluştursalar da bu mevkiye en büyük özelliği eski futbolcu olmak olan isimleri getirdikleri için. Sportif Direktör ya da menajer gibi bir spor üst aklı oluşturamadıkları için. Bir sene pas futbolu, öbür sene pres futbolu; bir sene ofansif, bir sene defansif oynamak istedikleri için. Ne istedikleri hakkında bir fikirleri olmadığı, başarı isterken bir yol haritasına sahip olmadıkları için. En önemlisi de hiçbir konuda hesap vermedikleri için…

Bu şampiyonluk, en çok Cruyff’un “Daha zengin bir takımı niye yenemeyesiniz? Ben para çuvallarının gol attığını görmedim” dediğini hatırlattığı için güzel. Leicester’ın harcamaları bile çuvallarca para ediyor gerçi; futbolda bu kadar paranın dönmesi iyi olmadığı gibi yararsız da ama madem futbol denen bu güzel oyun “platonik aşkımız”, o zaman kapitalizm şartlarında buna da şükür… En azından Leicester’ın saha içinde “sosyalist” görünen, “herkesten yeteneği kadar” katkı bekleyen futboluyla avutalım kendimizi.

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Mayıs 2016 09:41
www.evrensel.net