Bafralı İbrahim’in, asimilasyon hikayesi: 90’larda devlet için köy yaktı kaçırıldığında Rum olduğunu öğrendi

Bafralı İbrahim’in, asimilasyon hikayesi: 90’larda devlet için köy yaktı kaçırıldığında Rum olduğunu öğrendi

Burcu YILDIRIM
Ankara

“1. Dünya Savaşı ve Sonrası Trabzon Vilayeti ve Pontos Sorunu” panelinde konuşan Vicdani Retçi Yannis Vasilis Yaylalı katliamların nasıl meşrulaştırıldığını kendi hikayesiyle anlattı. Bafralı bir Türk milliyetçisiyken 1990’lı yıllarda köy boşaltmalarına tanık oluşunun ve bir Rum olduğunu öğrenişinin hayatını nasıl değiştirdiğini paylaşan Yaylalı, “Artık Topal Osman’ın değil Rum atalarımın torunuyum” dedi. Yaylalı, sonuna kadar barış ve hak arayışının savunucusu olacağını dile getirdi.

Newroz Gazetesi ve Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi tarafından önceki gün düzenlenen panelde Fikret Başkaya, Baskın Oran,  İsmail Beşikçi ile Özgürlük ve Sosyalizm Partisi Genel Başkanı Sinan Çiftyürek,  Soykırım Çalışmaları Uluslararası Akademik Birliği Üyesi Theofanis Malkidis’in de aralarında bulunduğu birçok araştırmacı, yazar ve akademisyen konuştu. 

İBRAHİM NASIL YANNİS OLDU?

Yannis Vasilis Yaylalı ise asimilasyon ve katliamların nasıl meşrulaştırıldığını kendi hikayesi üzerinden anlattı. İbrahim olarak dünyaya geldiğini belirten Vasilis Yaylalı, “Samsun Bafra’da bir Türk miliyetçisi olarak yetiştim. 80 darbesinin yaşandığı zamanlarda çocuktum ve benim kahramanlarım sol, sosyalist insanları öldürüyordu. Bunlar karşısında seviniyor, vatanımın temizlendiğini düşünüyordum. Farkında olmadan katil olarak yetişiyordum” dedi. 

1990’lı yıllarda, henüz 20 yaşındayken askere gittiğini ve  kendi isteğiyle çatışma bölgelerinde görev aldığını anlatan Vasilis Yaylalı, “Köy boşaltmaları, yakmalar, hayvan, bağ, bahçe yakmaları... Hepsine dahil oldum. Bu süreçte yaptıklarımdan hiç hoşlanmıyor ama ‘vatan sevgisi’ ve gelen emir ile bir bir uyguluyordum” diye konuştu.

Yaralı olarak PKK’ye esir düşmesinin ardından yaşadıklarının kendisinde büyük bir kırılma yarattığını belirten Vasilis Yaylalı, şunları anlattı: “En büyük kırılmamı, ailemin beni kurtarması için rütbelilerle görüşmesinde yaşadım. Ailem tehdit edilmiş ve ‘İbrahim’i artık arayıp sormayın zaten sizin Rum olduğunuzu öğrendik, hepinizin sonu kötü olur’ denilmiş.”  Tüm bu yaşadıklarından sonra geçmişini araştırdığını ve adını değiştirdiğini belirten Yaylalı, “Artık Topal Osman’ın değil Rum atalarımın torunuyum” diyerek sonuna kadar barış ve hak arayışının savunucusu olacağını dile getirdi.

‘TARİHE SAHİP ÇIKMAZSAK GELECEĞİ KAYBEDERİZ’

Panelin açılış konuşmasını yapan Fikret Başkaya ise, 1. Dünya Savaşı ile Anadolu halklarına sürgün, göç ve soykırım uygulandığı belirterek, devletin bu konudaki sorumluluğunun üstünü örtmek için yoğun bir çaba harcandığı ifade etti. Başkaya, “Okullarda okutulan tarih gerçekliğimizi yansıtmıyor ve tarihimize sahip çıkmazsak geleceğimize sahip çıkamayız. Kitle katliamlarını, soykırımları, iskan politikalarını incelemek bizi gerçekliğe yaklaştırırken özgürleştirecektir” dedi. 

‘ONLAR TEPİŞTİ HALKLAR EZİLDİ’

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Baskın Oran ise, “İmparatorlukta, vergi vermek ve imparatorluğa bağlı olmak koşulu varken, ulus devlet anlayışında devletin bir ulustan oluştuğu kabul görür ve azınlıkların asimilasyonları söz konusudur. Türkiye Cumhuriyeti, ulus devlet anlayışı ile göçmenleri, ulusal azınlıkları yaratmıştır’’ dedi. Müslümanların en büyük sermaye birikimini 1915 Ermeni Soykırımı ve 1945 Varlık vergisi ile sağladığını aktaran Oran, “Yunan ve Türk Devleti tepişirken halklar ezildi” diye konuştu. Oran, aynı zamanda tehlikeli adledilen Rumların 1964’teki sürgünü ile birlikte Türkiye’de sanayileşmesinin de geciktiğini ifade etti. 

‘DIŞARIDAKİ YENİLGİ SOYKIRIMA GEREKÇE YAPILDI’

Yazar İsmail Beşikçi, devletin Türkiye Cumhuriyetini Ermenilerin tehcir ile yok edildiği, Rumların sürgün edildiği, Alevilerin Müslümanlığa, Kürtlerin Türklüğe asimile edildiği bir proje üzerine şekillendirdiğini söyledi. Balkanlar’da yaşanan savaşın yenilgiyle sonuçlanmasının bu projenin hayata geçmesi için uygun koşullar oluşturduğunu vurgulayan Beşikçi, “ekonomiyi millileştirme” adı altında Ermeni ve Rum mallarının el konulma yoluyla Türklere verildi anlattı. Beşikçi, ‘’Dışardaki yenilgileri iç düşmanlara, yani Ermeni ve Rumlara bağlayarak sürgün, soykırım, talan siyaseti başlatıldı” dedi. Yaşanan katliamların bir yenisinin de bugün Kürdistan’da yaşandığı belirten Beşikçi, tarihi çarpıtmadan, halkların mücadeleleriyle yazmanın önemi vurgulandı. 

www.evrensel.net