Hangi İTÜ'nün öğrencisiyiz?

Hangi İTÜ'nün öğrencisiyiz?

Bilgesu KARAKULAK
İTÜ

Geçtiğimiz günlerde okulumuzun tanıtım günleri vardı. Kampanyanın mottosu ‘İTÜ’lü olmak’ idi. Okula ülkenin birçok yerinden lise öğrencileri geldi ve onlara İTÜ’lü olmak ne demek olduğu anlatıldı; dans gösterileri yapıldı, okulun içinde yapılan eylemlere izin verildi. Kısacası gelenlere rektörlük kendi İTÜ’sünü anlattı. Kendi İTÜ’sünü anlattığı bir kitapçık da bastırdı. Kitapçığın bazı sayfaları yüzümüzü güldürmedi değil hani. ‘Bizim okuldan mı bahsediyor acaba?’ diye sorduran sayfalar da vardı. Şimdi ben de özgürlük alanlarımızın hayli kısıtlandığı şu günlerde, sizlere İTÜ’lü bir öğrenci olarak benzer bir mini bir kitapçık hazırlayayım dedim
DİPLOMALI GELECEK!
Kitapçığımızın ilk sayfalarına bakıyoruz,
 ‘İTÜ’lü olmak gelecek için çalışmaktır.’
Neymiş bu uğruna gençliğimizi feda ettiğimiz gelecek? Bizim okulun etrafında bolca bulunan plazalarda beyaz yaka tufanına katılıp büyük patron için deli gibi çalışmak bu gelecek. ‘Belki bir gün senin de bir şirketin olur umudu’ bu gelecek! Belediyede, birkaç devlet kurumunda kravatı takıp, akraba da bulup terfi almak için koşuturmak ya da bu bu aralar meşhur olan bir eylem olarak evde oturup, dizi izleyip hobi olarak iş başvurusu yapmak ve aylarca iş için beklemek. Ee ne de olsa kapı gibi diplomalı bir gelecek bizimkisi!
ÖĞRENCİLER KONUSUNDA ŞÜPHE YOK
‘İTÜ’lü olmak doğayla dost olmak, dünyayı korumaktır.’
Bakınız buna katılıyorum katılmasına da son günlerde Maçka kampüsünde kafe için kesilen ağaçlar akla gelince rektörlüğün doğaya mı dost paraya mı dost olduğunu düşünüyorum. Öğrenciler konusunda bir şüphem yok doğrusu. Bu ağaçları ve alanı korumak için mücadele eden bizdik çünkü! Elbette okulda yeşil kampüs olma yönünde atılan adımları görmezden gelerek yazmıyorum bunları. Ama para üzerinden yapılan hesaplardır dikkat çekmek istediğim.
ZENGİN BİR AKADEMİK BİRİKİM Mİ ‘ZENGİN’LİK Mİ?
‘İTÜ’lü olmak zengin bir akademik birikimin temelleri üzerinde eğitim almaktır.’
Zengin bir akademik birikime sahip olan hocalarımız var elbette. Ancak bir de gerçek anlam da ‘zengin’ olmak için akademide yer alanlar var. Bunun için kendi fikirlerinden bağımsız olarak hükümete sağlam bir bağlılık yemini gerekiyor. Yoksa akademide yer almak bir zulüm halini alabiliyor. Hani olur da ‘çocuklar ölmesin’ derseniz soruşturlamalar ve gözaltılarla uğraşabilirsiniz. Barış dediği için engin akademik birikimiyle beraber okuldan yollanmak istenen hocalarımız da var bizim. Yani mesele zengin bir akademik birikim mi? Yoksa ’zenginlik’ mi orasını düşünmek size kalmış.
SANA BANA DEĞİL
İTÜ’lü olmak teknoloji geliştirmek, teknolojiyle birlikte gelişmektir.’
Asıl mesele bu yeniliklerin kimin için yapıldığı. Bu yeniliklerin kimin yararına olduğu. Bu konuda benim kanımca yararın en çok bu deneylerin yapılmasını isteyen şirketlere olduğu yönünde. Belli bir miktar yatırım yapan şirketler kat kat fazlasını kazanıyor bu yeniliklerden. Genç beyinleri ve birikimli akademisyenlerin emeğini kullanarak sermayelerini güçlendiriyor. Anlayacağınız gelişen teknoloji size bize değil de esas şirketlere gelişiyor! Elimizdeki telefon ve bilgisayarlar olmasa teknolojinin geliştiğinden haberimiz olmayacak. Kitapçıkta bolca övülünüyor teknokentlerle. Şirketleri ve sermayeyi okula en rahat nasıl sokarızın net bir cevabı teknokentler. Her seferinde vahşileşen kapitalizmle beraber büyüyen şirketler bizleri teker teker yutma, emeğimizi de kullanma işine daha biz üniversitedeyken başlıyor. İhtiyacı olan elemanın yetişmesini denetlemeye ayağımıza kadar geliyor sağolsun!
RENKLİ KUŞE BASKILAR VE BİZİM A4 KAĞITLARIMIZ
Bu tablo rektörlüğün çizdiği İTÜ’ye benzemedi biliyorum ama ne yazıkki böyle. Berkin için binler olup sokağa dökülmüş, Ankara’dan sonra yüzlerce kişi dersi boykot etmiş, Soma’da maden fakültesi işgal edilmiş, afiş yasakları delinmiş, barış için ifade özgürlüğü için birçok kulüp imza toplamış bir İTÜ’de  İTÜ’lü olmak da var tabii. İkinci saydıklarım umut vaadediyor değil mi? İTÜ’lü olmak bilimi öğreneceğimiz üniversiteler için, yasakları kalkmış özgür üniversiteler için mücadele edebilmektir bence. Bilimi sevmek evet ama bilimi büyük şirketler için değil de toplum için yapmak demektir İTÜ’lü olmak. Pahalı kuşe kağıda renkli basılan kitapçıkta rektörlün de tüm bu gerçekleri anlatabileceği günleri görebilmek umuduyla! Kaliteli kağıtlar yazana kadar bizim sıradan A4’ler uzun bir süre işe yaracak gibi...


REKTÖRLÜK ONAYLARSA

’İTÜ’lü olmak merak etmek, sorgulamak, yanıt aramaktır.’
Yüzümüzde yine acı bir tebessüm bırakan cümlelerden. Eğer neyi sorgulamamız gerektiği konusunu rektörlüğe danışırsak bu madde geçerli olabilir. Eğer istenilenin dışında bir şeyleri kurcalarsan orada bir dur demek lazım! Mesela rektörlüğün istemediği bir günde bütün öğrencilere açık bi alanda dans mı edeceksin? Yasak elbette! Ülkenin gündemine dair birkaç kelam eden bir bildiri mi dağıttın? Devlet büyüklerine laf edersen yasak! Ankara’da katledilen arkadaşlarınız için okulda anma mı yaptınız? Onların isimlerini kimse unutmasın diye duvarlara mı yazdınız? Yasak! Soralım o zaman rektörlüğe, bizleri şirketlerin elemanı olarak hazırlarken geleceğimize okulumuza dair neyi sorgulamamızı isterdiniz?

www.evrensel.net