Platon'un mağarasından Escher'in tablosuna

Platon'un mağarasından Escher'in tablosuna

Ozan Özgün ÇÖRDÜK
Pamukkale Üniversitesi

Alegori, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme sanatı. Platon MÖ. 400’lü yıllarda ‘Devlet’ adlı ünlü yapıtında bu sanatı; mağara alegorisi adında bir metinle gerçekleştirmiş.
PLATON’UN MAĞARASI
Bu alegoride; ışığa açılan uzun bir girişi olan yeraltı mağarasının en dibinde, insanlar çocukluklarından beri, ayaklarından ve boyunlarından zincire vurulmuş olarak hareketsiz bir şekilde oturmakta ve yalnızca önlerini görebilmektedirler. Onların arkasında, yüksekte bir yerde bir ateş yanmakta ve ateşle bu insanlar ya da mahkumlar arasındaki yolda küçük bir duvar bulunmaktadır. Duvar ya da perdenin arkasında ise konuşarak veya sessizce, ellerinde türlü türlü araçlar, taştan ya da tahtadan yapılmış insana, hayvana ve daha başka şeylere benzer kuklalar taşıyan insanlar geçmektedir. Mağaranın en dibinde oturan mahkumlar, yalnızca ateşin aydınlığıyla perdeden duvara vuran gölgeleri görebilmektedirler. El, ayak ve boyunlarından zincire vurulmuş, hiçbir şekilde kımıldamayan bu mahkumlar mağaranın duvarındaki gölgeleri, duvara gölgesi vuran nesnelerle karıştırmakta, perdenin arkasından yankılanan seslerin doğrudan doğruya duvardaki gölgelerden geldiğine inanmaktadır. Bu insanların gözünde gerçeklik, asıl gerçeklerin duvara yansıyan hayallerinden ya da gölgelerinden başka bir şey değildir.
BİZİM HAYATIMIZ VE MAĞARA
Hikaye bu kısmına kadar bizim yaşantılarımızla oldukça uyumlu. Doğduğumuzdan beri bir mağarada büyütülüyoruz ve her yerimiz zincirlerle dolu. Bu zincirler ilk önce sınavlar olarak karşımıza çıkıyor, liseye girmek için ayrı bir zincir sonrasında üniversiteye girmek için ayrı bir zincir. Kafamızı dahi çeviremiyoruz, çevremizde ya da yanımızda ne olduğunu göremiyoruz. Kafamızı çevirmemize engel olan zincirler ise günümüzdeki popüler televizyon programları, dergiler, gazeteler ve günlük yaşantımızda bu tür şeyler. Arkamızda bizim göremediğimiz bir yerde birileri kuklalar yardımıyla gölge oyunları oynamakta ve bu gölgeleri bizlere gerçek diye inandırmaktalar. Tıpkı şu günlerde ülkemizde oynatılan kuklalar gibi.
ESCHER’İN GÖRELİLİK TABLOSU
Tekrar Platonun hikayesine dönüp devam edelim. Bu tutsaklardan biri zincirlerinden kurtulmayı başarır. Arkasını dönüp duvarın üzerinde tutulan cisimleri görünce, ilkin bu çok güçlü ışıktan gözleri kamaşır. Gördüğü keskin hatlı cisimlerden de gözleri kamaşır, çünkü o ana dek yalnızca cisimlerin gölgelerini görmüştür. Duvarın üstünden atlayıp ateşin yanından tırmanmaya başlar ve mağaranın dışındaki doğaya çıkınca gözleri daha da kamaşır. Ancak gözlerini biraz ovuşturduktan sonra her şeyin ne kadar güzel olduğunu görüp şaşkınlığa uğrar. Hayatında ilk kez renkleri ve keskin hatları görmektedir. Gerçek hayvanları ve çiçekleri de görür. Mağaradaki cisimlerin bunların kötü birer kopyasından başka bir şey olmadığını anlar.
Bu gün öğrendiğimiz şeyler ya da yaşadıklarımızda bu hikayedeki gibi gerçeklerin kötü bir kopyası sadece. Bir çıkmazın içinde olduğumuz herkes tarafından bilinir bir şey artık. Bu çıkmazı anlamamıza yardımcı olacak bir tablo var aslında. Paradoksların optik yanılsamaların, çelişkilerin ressamı M.C. Escher’in Relativity (görelilik) tablosu karşımızda belirginleşiyor. Sonsuzluk bir çıkmaz döngü oluşturan merdivenlerle dolu her yer. Sanki bizim geleceğimizde bu merdivenlere tıkılıp kalmış. Çıkışı olmayan bir döngünün içine konulan geleceğimiz kurtarmak ve gerçekleri ve gölgeleri ayırt etmek. Kendimizi ve çevremizi keşfetmek ve rengarenk bir yaşam sürmek. Savaşların, sınavların, işsizliğin gölgesinden beraber hareket ederek kurtulmak ve merdivenlerle dolu tablonun dışına çıkmak. İşte Platon’un yıllar öncesinden bize ulaştırdığı küçük bir not ve Escher’de geleceğimiz içinde bulunduğu çıkmazı anlatan bir tablo.

www.evrensel.net